Yıllardır sayısız insanı "en muhalif biziz, en mazlum biziz" diye güden Apocular Erdoğan'ın üçüncü kere aday olmasını sağlayacaklar. Her anlamda çok ibretlik bir hikaye ama kimse ibret almıyor.
Örneğin CHP yönetimi aylardır bu Apocuların peşinde geziyor, onların gönlünü almak için "sivil darbe yaptı" dediği iktidarla aynı masalara oturuyor, siyaseti normalleştiriyor, her gün operasyon yemesine rağmen o masadan kalkmıyor. Bu şekilde Erdoğan karşısında direnebilmesinin tek imkanını da sırf Apocuların gönlünü kazanmak için yok ediyor, milyonlarca insanla arasına aşılmayacak bariyerler örüyor.
CHP yönetimiyle de kalmıyor. Kendisini sosyalist/komünist olarak nitelendiren sayısız hareket ve parti, Erdoğan'a koltuk değnekliği yapan bu Apocuların gölgesine sığınıyor. Bir yandan Erdoğan karşıtlığından bahsediyorlar, diğer yandan ana ortaklarının Erdoğan ile ortak olmasına ses çıkartamıyorlar.
Bunlarla da bitmiyor. Kendisini aydın olarak gören, oysaki dünyadan haberi olmayan, cahil, kalın kafalı, kamuoyu önündeki bir sürü yazar, gazeteci, akademisyen, Kürt hareketi aşşağı Kürt hareketi yukarı diye Erdoğan'a koltuk değnekliği yapıyor. Üstelik yıllardır yapıyorlar da, farkında değiller.
Apocular bu yukarıda saydıklarımı koyun gibi gütmeye devam etmek için ara ara çıkıp "Biz aslında Erdoğan ile tam olarak anlaşmıyoruz" şeklinde açıklamalar yapıyorlar. Dışarıdan izlesen kahkahalara boğulursun, içinde yaşadığımız memlekette cereyan edince trajik oluyor.
En nihayetinde, 40 senedir anlatılan bir hikaye yerle bir oluyor. Fakat bu cahil ve kalın kafalı insanların bundan ders çıkarması mümkün değil, tabiatlarına ters. Bunların peşinden gidenlerin, bunların laflarına kıymet verenlerin vay haline!
Başımı iki avucumun arasına alıp yere çömerek "napicaz biz ya?" diye kendi kendime söylendiğimi düşünüyorum hep. Bir memleketin yokuş aşağı yuvarlanıp yok olduğuna tanık olma çaresizliği çok ağır. Bu kötülükle baş etmenin tedrisatından hiç birimiz geçmedik.
Bu fotoğrafın anlamı var; Ferdi Zeyrek’in cenazesinde Özgür Özel’in duruşu, Türkiye’de çok az rastladığımız bir liderlik biçimini ortaya koydu-yas liderliği. Acısını saklamayan, insanların yasına eşlik etmeyi bir zayıflık değil, bir sorumluluk olarak gören bir lider fotoğrafı. Yani insan. Bu fotoğrafta acıya, yasa mesafe koymadan, "güçlü görünme" kaygısına kapılmadan, insan kalabilmeyi tercih eden bir siyasetçi var. Bu, konumlanılan yerin bulunduğu statü olmadığını, duygudaşlık üzerinden inşa edilen bir temsil biçiminin olabildiğini söylüyor bize. Kıymetli bir fotoğraf.
“Yas liderliği”, literatürde kriz ve kayıp anlarında duygusal ortaklık kurabilen, toplumsal acıyı tanıyan ve buna yön verebilen liderleri tanımlıyor. Türkiye siyasetinde bu tür bir liderlik çoğunlukla ya bastırılır ya da popülist ajitasyonla araçsallaştırılır. Oysa Özgür Özel’in bu törendeki varlığı, duygunun samimiyetle paylaşıldığında nasıl bir toplumsal hafıza bırakacağını gösteriyor. Bu yalnızca birinin, acısına, yasına eşlik etmek değil, aynı zamanda birlikte yas tutabilme kapasitesine de bir çağrı. Ve toplumsal iyileşme, en çok ve ancak buradan başlar. Kalanlara da gidenlere de selam olsun. İyiler bedel ödemesin artık… #ÖzgürÖzel #FerdiZeyrek #yasliderliği
Ben rakibinden bu kadar korkan, kontrolünü kaybeden ve panikle aynı anda bütün tuşlara basan başka siyasetçi ne gördüm ne duydum. Beni hapse de atsan, sosyal medya hesaplarımı da engellesen unuttuğun bir şey var; bu ülkede milyonlarca Ekrem var.
#İmamoğluHerYerde
şehrin en değerli yerlerini parsel parsel cemaate peşkeş çekip 750 milyon dolara dinozor parkı yapan adam sokakta gezerken kreş açan, kent lokantası açan adamı içeri atarsan,
chp'nin otobüs şoförüne ev hapsi verirken ölüme neden olan uganda başkanının oğlunu, kızılay başkanının kızını serbest bırakırsan,
milyonlarca dolar rüşvet alan bakanlar, vekiller ellerini kollarını sallayarak gezerken, elçiliklere atanırken kaçak inşaatları yıkan, ruhsat vermediği için dayak yiyen, tehdit edilen ahlaklı bürokratı tutuklarsan,
bolu'daki otel yangının sorumlularının yargılanmasına bile izin vermezken, turizm bakanından hesap sormazken istanbul'un çehresini değiştiren, tarihini korumak için canını dişine takan liyakatlı bürokratı tutuklarsan,
rabia naz'ın katilini korumak için devletin tüm imkanlarını seferber ederken imamoğlu'nun özel kalem müdürüne 2. el arabasının eski sahibinin neden yurtdışına çıktığını sorarsan,
soma'nın, çorlu'nun hesabını sormak yerine bu davaların avukatını haksız yere yıllardır içerde tutarsan,
istanbul'un her köşesini ranta açıp yandaş müteahhitleri zengin ederken buna karşı duran şehir planlamacısını haksız yere yıllardır içerde tutarsan,
anayasal hakkını kullanarak slogan atan, pankart taşıyan gençleri döverek gözaltına alırken yenidoğan çetesi üyelerini serbest bırakırsan,
her gün ayrı bir yalan haberle çıkan yandaş basına tek laf söylemezken gerçek gazetecileri her gün sorguya alırsan,
vs vs vs...
lafın kısası sürekli olarak suçluları koruyup kollarken ahlaklı, dürüst insanları adalet sopası ile sindirmeye çalışırsan kötü insanlar cesaret bulur.. maalesef türkiye'nin geldiği nokta budur..
Dışarıda tam sevgiliyle el ele gezmelik hava var, ama bilin bakalım ne yok? Evet, cumhurbaşkanı adayımız sayın Ekrem İmamoğlu hakkında savcılığın oluşturduğu dosyada herhangi bir suç unsuru.
2017’de yapılan anayasa referandumunda, iki buçuk milyon mühürsüz, dolayısıyla geçersiz oyu geçerli sayanlar ve bunu içine sindirenler, en önemlisi de muhalefet olup bu hukuksuzluğa sessiz kalanlar;bugün yaşadıklarımız sizlerin eseridir.
Bugün içinde bulunduğumuz bu kara günlerin fermanını hep beraber yazdınız.
Dünyada yapayalnız tek başıma kalsam da bir kelebek kolaylığıyla ölsem de, ipe çekilmeyip zindana atılsam da, ne sizin hukukunuza ne sizin adaletinize, ne sizin dürüstlüğünüze, ne de sizin sevginize inanmadım, yaşadığım sürece inanmayacağım.
Dolayısıyla bugün guguk kuşu gibi hukuktan bahsedenler, siz kimi kandırıyorsunuz?
#kuzeyinoğlu #volkankonak
İmamoğlu'nun tutuklanmasına hala 'bağımsız yargı işini yapıyor' diyenler, siz alemi embesil mi sanıyorsunuz?
Bu adam İBB'yi ilk kazandığında uydurma itirazlarla mazbatasını aldınız, seçim tekrarlattınız. Tüm gerekçeler uyduruk çıktı. Bağımsız yargı mıydı?
İBB'ye AKP döneminde 100 teftiş yapılırken İmamoğlu döneminde 1030 teftiş yapıldı. Bağımsız yargı mıydı?
Pandemi dönemi İBB'nin zor durumdakiler için topladığı bağış kampanyasına yasak geldi, banka hesabına bloke koyuldu. Bağımsız yargı mıydı?
Galata Kulesi, Gülhane Parkı'nın arka bahçesi, Gezi parkı, daha bir sürü yer İBB'den alınıp bakanlıklara ve vakıflara verildi. Bağımsız yargı mıydı?
Her şeyi hazır metro projeleri senelerce imzada bekletildi. Bağımsız yargı mıydı?
Tüm kamu kurumları Hamidiye Su alırken, İBB muhalefete geçince ambargo uygulandı. Bağımsız yargı mıydı?
İmamoğlu ikinci kez aday olduğunda 17 bakan işini gücünü tamamen bırakıp İstanbul'da yatmaya başladı. Tüm kamu kaynakları rakibinin kampanyasına kullanıldı. Bağımsız yargı mıydı?
Kent lokantasını beğendi diye gurmeye bile inceleme başlatıldı. Bağımsız yargı mıydı?
Sahillerdeki kaçak kafeler yıkılırken kolluk kuvvetleri önüne siper edildi. Bağımsız yargı mıydı?
Bir 'ahmak' lafı yüzünden siyasi yasak istendi. Bağımsız yargı mıydı?
İmamoğlu'nun 35 yıl önce aldığı, daha önce de şikayet edilen ve üniversiteden 'usule uygundur' kararı çıkmış diploması baskıyla iptal edildi. Bağımsız yargı mıydı?
Yıllardır hiç akıllara gelmeyen 'SGK borçları' belediyelerin neredeyse hepsini muhalefet alınca akla geldi. Bağımsız yargı mıydı?
İmamoğlu'na açılan her soruşturmada 8 bin bilirkişi arasından ne hikmetse hep aynı ismin atandığı ortaya çıktı. İmamoğlu bunu söyledi diye bir dava daha açıldı. Bağımsız yargı mıydı?
Gelin "İmamoğlu oy oranı sürekli arttığı için, kimle ittifak yaparsak yapalım yenmemiz zor göründüğü için, iktidarımızın devamına büyük tehdit olarak gördüğümüz için tutuklandı" deyin. Bağımsız yargı masalı anlatarak komik duruma düşmekten de her gün ne uydursak diye düşünmekten de kurtulun. Yaptığınız darbeye sahip çıkın.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun hakimlik ifadesinden:
"Türk yargısına ve on binlerce namuslu yargıç, savcılara sesleniyorum ki bu tür meslek namusunu, meslek ahlakını yitirmiş insanlara meydan vermeyin, şeref yoksunu bu insanlar ramazan ayında kul hakkının ötesine geçip milletimize ve vatana ihanet etmektedirler, dolayısıyla suç isnadının bende zerre kadar kıymeti yoktur, yazdıkları her sayfa çöp niteliğindedir"
Ekonomideki kriz, hukuk ve siyasetteki krizlerden bağımsız değildir.
Üzülerek söylüyorum ki, Sn. Ekrem İmamoğlu üzerinden milletin iradesine vurulan darbe, zaten harap halde olan ekonomimize çok hazin bir çöküş yaşatıyor.
Sn. İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla birlikte saatler içinde 15 milyar doların üzerinde sıcak para ülkemizden çıkış yaptı. Memleket normale dönmezse maalesef devamı da gelecek.
Sene sonuna kadar her toplantıda faiz indirmesi beklenen Merkez Bankası, Mehmet Şimşek programının tek dayanağı olan sıcak parayı ülkede tutabilmek için gecelik borç verme faizini tam %46’ya çıkardı.
Aylardır milletin yaptığı fedakarlıklar, yüksek faizlerle zar zor kazanılan rezervler, Ekrem İmamoğlu’na ve milletin iradesine vurulan bu darbe yüzünden yok oluyor.
Merkez Bankası’nın, Temmuz 2023’ten bu yana yüksek faiz ödeyerek biriktirebildiği 59 milyar dolarlık swap hariç net rezervleri yeniden eksiye doğru gidiyor.
İçimiz acıyor. 2 yıldır milletimize çile çektirerek, zar zor gelinen nokta gözümüzün önünde eriyor.
Kamu bankalarının 7-8 milyar dolarlık yoğun satışına rağmen TL, dolara karşı %4’e yakın değer kaybetti. Satışlar hala devam ediyor.
Borsa İstanbul iki günde %15 düştü.
2 yıllık TL tahvil faizi %42,5’e fırladı.
10 yıllık TL tahvil faizi %31,3’e fırladı.
Sene sonu enflasyonun %30’a bile düşmesi hayal oldu, %35’i görürsek şanslıyız.
Yabancı yatırımcı Türkiye piyasalarını terk ediyor, yerli yatırımcının eli döviz almak için tetikte bekliyor.
Siyasi hırslar ve yargı tahakkümü yüzünden olan yine milletimize oluyor.
Ekrem İmamoğlu’na, milletin iradesine vurulan bu darbenin acilen sonlandırılması gerekiyor.
İnsanımızın değil 10 sene daha, 10 gün bile çile çekecek takati kalmadı. Bu kumpası kuranlar, en çok milletimizin sırtına yük oluyor.
Artık yeter!!!
Haysiyet ve cesaret sahibi, hak hukuk bilen tek bir cumhuriyet savcısının yarattığı etkiye bakın.
Şimdi bir de bu savcıdan ve onun gibi hakimlerden yüzlerce, belki binlerce olduğunu hayal edin.
AKP'nin "yargı vesayeti" diye şikayet edip durduğu şey buydu işte.
Taş yapı çok kıymetli bir şey. Anadolu'da ahşap konakları koruyacağız diye uğraşıyoruz. Osmanlı'nın son dönemi Anadolu'da doğru düzgün taş yok. Koca eyalet başkentlerinden birinde tüm taş yapılar gayrimüslimlere ait.
Eğri oturup doğru konuşalım. Osmanlı, kendi ülkesinde Türklere çiftçilik ve askerlik dışında hiçbir şey vermemiş. Şehre geleli 600 yıl olmuş. Üç devrimi kaçırmışsın. Kendi ülkende, kendi şehrinde ahşap bir evin dışında hiçbir şeyin yok. Zanaatlar, ticaret hep gayrimüslimlerin. Şehirlere halkın ve vakıfların yaptırdığı dışında neredeyse hiçbir şey yapılmamış.
Koca bir çağ bizde eksik. Batıda köylere kadar olan yapılar bizde tek tük İstanbul dışında hiçbir ilde yok. "Tüm yatırımı balkanlara yapmışlar" falan. Anavatanı Balkanlar gören Osmanlı yıkıldı. Herkes kendi ülkesini kurup gitmiş. Anadolu'da çiftçi halinle bir de yedi düvelle, bir de borçla, bir de kaçırılmış çağlarla boğuşmak zorunda kalakaldık.
Mustafa Kemal dışında, yüzyıllarca hiçbir önemi olmamış bu millete isim koyan, ne olduğunu söyleyen, eğitiminden geleceğine kadar kimse olmamış. Herkesin vazgeçtiği millete ülke vereceğim diye uğraşmış. Şimdi bu ortamda hala Osmanlı'nın son yüzyılına dönelim deniyor.
Arkadaşlar, internette şu Avrupa'nın sıradan şehirlerinin tarihi bölgesinin ara sokaklarına bir girin bakın. Dijital Devrimi de sayarsak farkı kapatmamız gereken 4 devrim var. Geriye değil, sadece ileriye gitmemiz gerekiyor.
Türk halkının öncelikle öksüz ve yetim olduğunu kabul etmesi gerekiyor. Hiçbir düzen siyasetçisi Türk halkının dostu değildir. Türk halkı kimsesizdir ve onun kimsesi sadece Cumhuriyet olabilir. Türk halkı kendine sahip çıkılsın istiyorsa kendisi cumhuriyete sahip çıkmalıdır.
Avrupa basınında ,Fenerbahçe ve Galatasaray ✌️
" Marca: Her şeyi parayla satın alabileceğini düşünen Arabistan Türk kulüplerinden tokat yedi.
L'equipe: Suudi saltanatına Türk yumruğu.
Globo: Suudiler neye uğradığını şaşırdı.
A Bola: Tarihi parayla satın alamazsınız.
Yomiuri Shimbun: Dünya lideri Atatürk’e saygı duyacaksınız."