Allah'ım hakkımızda hayırlısını ve en güzelini istiyorum senden. Mutsuz olacağım, pişman olacağım her şeyden uzak tut beni. Hakkımda hayırlı olan yollardaki engelleri kaldır ve beni bir an önce olmak istediğim yerlere vardır.
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster,kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?
Efendimiz buyurmuş ki;
Herkes dinarından, dirheminden, elbisesinden, bir sa'da olsa buğdayından ve bir sa'da olsa hurmasından tasaddukta bulunsun. Hatta Yarım hurma bile olsa tasaddukta bulunsun.
fark ettim ki iyilik yapmayi mulk sahibi olmaya baglamak, vicdani ertelemenin kilifiymis. bu abimiz de tekrar hatirlatti sadaka fazlaliktan degil, varliktan verilir. Rabbim rizkini bol ve bereketli versin abim
Bugün 26 Mart. Tam iki yıl önce bu tarihte, öğle vakti bir telefon geldi, açtım ve dünyam karardı. Bir cümleyle. Duyar duymaz içime ateş olup dolan kara, uğursuz bir cümlenin şiddetli darbesiyle sendeledim. Tenim yanmaya, gözlerim kararmaya, kulağım uğuldamaya başladı. Bir feryat kopardım gâlibâ, bilmiyorum. “Hayır, olamaz” gibi bir şeyler söylemiş olmalıyım ki iş arkadaşım odasından fırlayıp sordu “Ne oldu?” diye. “Kızım…” dedim dehşet içinde. Koştuk. O uzun koridor, merdivenler, araba. Bir yandan arkadaşıma yolu tarif ederken, nefesimi kesen felaket ihtimâline karşı umut telkin ediyorum kendime: “İyidir, hayattadır, iyileşir…” Fakat yarım saat kadar sonra yine bir kara cümleyle yıkıldım. “Başınız sağ olsun.” Canım kızım, Mehlikam yoktu artık, gitmişti bu dünyadan, onsuz kalmıştım. Mahvoldum, yerlerde çırpınmaya başladım, hemen can vermek istedim acıdan. Sonrası malûm, burada şâhit oldunuz hepiniz. Zâlim bir yanışla, perişan hâllerle, takat bırakmayan ağlamalarla geçen iki sene. Sevenlerim için hayata dönmeye çalışıyorum hâlen. Son bir iki aydır biraz daha iyiyim sanki, olduğu kadar işte.
On üçüne basmasına birkaç ay vardı. Çok başka bir çocuktu Mehlika. Gören hayran kalırdı. Duyarlı, düşünceli, merhametli, ince ruhlu, olgun… Anlatılır gibi değil, farklı bir hâl vardı onda. Bakışında, duruşunda, konuşmasında tezâhür eden, onu akranlarından farklılaştırıp eşsiz kılan bir hâl, küçüklüğünden beri. Kendine has bir asâleti vardı. Bu dünyaya ait değildi sanki. Belki Allah onu bu denî dünyada daha fazla tutmak istemedi, acı çekmesine râzı olmadı da aldı yanına, bilmiyorum. Burada anlatamayacağım bazı alâmet ve haberleri de hesâba katınca, ben onun görevlendirildiğine ve tasarrufunun devam ettiğine inanıyorum. Geziyor, görüyor, duyuyor, haberdâr her şeyden bence. Muhterem Osman Nuri Topbaş Hoca, onun şehit olduğunu söylemişti vefât ettiği gün. İnşallah öyledir.
O gitti ya, artık mutluluk uzak bana sanırım. Kabullendim. Belki bir parça huzûr ve sükûnet kısmet olur. Bâzen buruk bir neşe belki, gölgeli. Umduğum bu kadar.
Bu dünyada hasretinin kolaylaşması ve onunla cennette kavuşmamız için duâlarınızı beklerim dostlarım.
Mehlika güzellik…
Mehlika iyilik…
Mehlika firâk…
Mehlika hasret…
Mehlika hicrân…
Mehlika kapanmaz yara…
Mehlika sır…
#MehlikaRana
Maşallah diyorum öncelikle. Ama nasıl bu kadar her anlamda güzel olabiliyorsunuz fizik kusursuz boy var yüz eller ayrı güzel. Bize Allah bi yerden verdiyse bi yerden de almış 😂🥲