Akdeniz’de, özellikle Kıbrıs Adası’nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz; bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz.
Çok açık söylüyorum:
Eğer Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkü’nün hak ve hukukuna kastedilirse cevabımız çok net olur, çok da sert olur.
Aydın'da çiftçilikle uğraşan bir vatandaşın midesine böcek girdi.
• Böcek, mide ağrısı şikayetiyle hastaneye giden vatandaşın midesinden canlı olarak çıkarıldı.
• Böceğin mide asidine direndiği ve ve mide duvarını ısırdığı belirlendi.
• Yapılan cerrahi operasyon sonrası böcek başarıyla çıkarıldı.
Gencecik Irmak öğretmene bir kadın okul müdürü tokat atıyor ve o müdür görevden alınmıyor, kadını 90 km öteye lojmanı olmayan okula gönderiyorlar, yani bu kadar insafsızlık olur mu? Resmen mobbing, nerede o okul müdürü, göz yuman milli eğitim müdürü? Gereken cezayı alacaklar mı?
🚨 İstanbul Erkek Lisesi’nde “Hiyerarşi” adlı öğrencilerden oluşan bir örgütün, Müslüman öğrencilere baskı uygulayarak zorla ellerine alkol ve sigara verip fotoğraflarını çektiği ortaya çıktı.
Depresyon durduk yere gökten düşmez. Bazen de kişinin kendi ihtiyaçlarını, düşüncelerini, hele de öfkesini bastırmasının bedelidir. Niçin? Bir ilişkiyi ayakta tutmak için. İnsan, bağını korumak için sesini kısar. Kısılan ses zamanla koca bir benlik kaybına dönüşür. Dışarıya uyumlu, kibar, fedakâr bir yüz gösterirken içeride bambaşka biri birikir. Kırgın, görünmez, hiç konuşamamış bir gerçek benlik. Hiç itiraz edememiş. Kendi hikayesini anlatamamış. Yani dışarıdan gördüğümüz o sakinlik çoğu zaman sağlığın değil, sorunun ta kendisidir. Üstelik bu hep kişisel bir tercih de değildir. Çoğu zaman “iyi insan, özverili insan, herkesi memnun eden insan” olmamız beklenir ve sessizlik bize bu rolün sessizce ödettiği faturadır.
Bu sessizlik bir kader değil. Çoğu zaman bir kişilik özelliği bile değil, sadece hayatta kalmak için bulunmuş bir yol. Küçükken sevgiyi kaybetmemek, incinmemek için gerçek duygularımızı bastırmayı öğreniriz; uysal bir cephe kurarız. Sorun şu ki o cephe bir süre sonra bizim kendimiz sanılır ve canlılığımız, kendiliğindenliğimiz de o maskenin ardında kalır. İyileşmek susturulmuş o sesi yeniden konuşabilir kılmaktır. Çünkü sessizlik aslında insanı korumaz, sadece onu yalnızlaştırır. Asıl mesele, kişinin kendi hayatının yazarlığını geri kazanması, başkalarının onun üstüne yazdığı, onu tanımlayan o baskın hikâyenin yerine yavaş yavaş kendi sesini, kendi hikâyesini koyabilmesidir.
Suskunluğun yükü ağırdır. Herkes, olabildiğince kendi sesini bulmalı ve hayata cevap vermeli.
İmannoor ne ki bunun çakması da çıktı anlamıyorum ya.. her nesnenin gösterge değeri var kabul ediyorum ama imannoor zengin/görgüsüz/politically ignorant masses ile büyüyen infuların kullandığı ve negatif gösterge değeri olan bir şey. hepsinden azade, Türk markası ve Türk tüketici üzerinden para kazanmasına rağmen orjin aldığı firmanın İsrail ticareti söz konusu, bu ticaret söylemlerini de karpuzlu eşarpla örtmek istediler. Boykot meselesinde hiçbirimiz pak değiliz evet, ama bir yanlışın kişisel olması ile kollektivizm kazandırılması ayrı şey. Reklamını yapmamak lazım.