Açık Hava Eğitimi
A. Hilmi Yolaç
[1949]
“Çocuklar için temiz havada oyun yerleri yapılması, çocuk bahçeleri açılması, sağlıkları az çok bozulmuş olan çocukların yaz tatillerinde kamplara sevk edilerek sağlıkların kazandırılması, memleketin en iyi yerlerinde, ormanlar içinde…⬇️
Irmak öğretmenimizle ilgili 2. paylaşımımı yapıyorum. Eğer 24 saat içerisinde @tcmeb ilgili okul müdürü ve İlçe Millî Eğitim Müdürü hakkında soruşturmayı başlatıp açığa almazsa 3. paylaşımımı da yapacağım. Olanları olduğu gibi öğretmen arkadaşının dilinden aktarıyorum:
1,5 yıl atanmayı bekledikten sonra 2024-2025 yılının ikinci döneminde Ağrı'nın Hamur ilçesi Soğanlıtepe İlkokuluna Irmak hoca ile birlikte atanmıştık. Hamur İlçe Millî Eğitim Müdürü Mehmet Özmüş'ün bana bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalması uygun değil diyerek beni Soğanlıtepe İlkokuluna, Irmak hocayı ise Karakazan İlkokulu-Ortaokuluna görevlendirdiler. Millî Eğitim Müdürüne ben de "Ben o köyde yapamam. İhtiyaçlarımı karşılayamam, köyün servisi yok beni de görevlendirin" diye söylemiştim. Fakat bana "İster uçakla istersen neyle gidiyorsan git!" dedi. Kimse yardımcı olmayınca köy muhtarının yardımıyla köye geldim. Hatta ilk atandığımızda bütün öğretmenlere "okullarınıza gidin ve görün" demişlerdi. Irmak hoca da gidemediği için İlçe Milli Eğitim Müdürü Irmak hocaya takmıştı diyebilirim.
5 May��s 2025'te ben askere gittim. Bir yıl sonrasında askerliğim bitmeye yakın Irmak hoca beni aradı. Durumunu anlattı: Karakazan'daki okul müdürü ile tartışma yaşıyor ve okul müdürü Irmak hocaya vuruyor. Bu konu başka kişilere tam tersi olarak anlatılıyor. Olay servis şoförünün gözü önünde olduğu hâlde hiçbir şey söylemiyor. Servislerde bulundurulması zorunlu olan kamera olmadığı için olay tam olarak açıklığa kavuşamıyor. Fakat Irmak hoca olayı gerçekliğiyle anlatacak şahitlerin olduğunu da söylüyordu. Sonuç olarak Irmak hoca Soğanlıtepe İlkokuluna sürülüyor. Köy, Irmak hocanın evine yaklaşık 60 km uzaklıkta. Onun için durum gerçekten çok zordu. Lojman kalınacak durumda değildi ki şu an ben de ana sınıfında kalıyorum. Lojman rutubet içinde ve orada kalacak olan kişinin hastalanması kaçınılmaz. Irmak hoca İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne yazı gönderiyor lojmanın durumuyla ilgili ve yaptıkları tek şey duvarları boyamak. Sonuçta da lojmanı yaptık kalabilir diyerek Irmak hocanın vermiş olduğu dilekçeler hiçbir zaman olumlu yanıtla karşılanmıyor. Fakat Irmak hoca sürekli Kaymakamlığa, İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne gidip durumunu anlatıyor. İlk zamanlarda taksiye 3.000 lira para veriyordu. Bunun üstüne ev kirası da eklenecek olursa bu durum maddi olarak kabul edilemezdi.
Ulaşımın zorluğu ise işin fiziksel tarafıydı. Ruhsal olarak ise daha kötüydü. Sabahları kahvaltı yapmadan geliyordu. Bunları haber alınca köyde tanıdığım ve güvendiğim bir öğretmene Irmak hocaya iyi bakmasını tembih ettim. Sağ olsun sabahları çay ve kahvaltılık getiriyormuş. Olabildiği kadar gönlünü hoş tutmaya çalışıyormuş. Fakat Mehmet Özmüş'ün uyguladığı mobbing arkadaşımı bitirdi, mahvetti. Özellikle yanlı davranmak. Irmak hocanın sürgün edilmesi fakat arkadaşımı darp edenlerin hiçbir ceza almaması işi psikolojik olarak çok kötüye götürdüğünü düşünüyordum. Ben bunları hocamızdan dinleyince ona şöyle söyledim: "Hocam merak etmeyim askerliğim biter bitmez ben oraya geleceğim ve sizin durumunuzu düzeltmek için elimden geleni yapacağım. Nasıl olsa bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalmasını uygun görmüyorlar." Sürekli konuşurduk ve ona olabildiğince moral vermeye çalışıyordum. 13 Mayıs 2026'da göreve başladım. İlçe Millî Eğitim Müdürü ile görüşemedim fakat şube müdürü ile konuşup arkadaşımın durumunu anlattım. Hatta en sonunda "Sizden müdürlük yapmanızı değil abilik yapmanızı istiyorum, Irmak hocanın durumu iyi değil" dedim. Fakat hiçbir gelişme olmadı. Bu süreç içinde Irmak hoca dilekçe vermeye ve durumunu ilgili makamlara iletmeye devam etti. Yine hiçbir sonuç alamadı.
😍 Türkiye’nin ve dünyanın 4 bir yanını Galatasaray bayraklarıyla donatıyoruz! 💛❤️
📍 Bozkurt / Kastamonu
📍 Etimesgut / Ankara
📍 Coburg / Almanya
📍 Avcılar / İstanbul
Sen de bayrağını gururla as, fotoğrafını çek ve GSPlus uygulamasında lokasyonunu yazarak yükle; yayınlayalım!
📲 #AsBayraklarıAs
Dönüştüğünüzde pek çok kişiyi kaybedeceksiniz. Kimi suçlayarak, kimi sitem ederek gidecek, kimiyse sessizce uzaklaşacak. Kimsenin suçu değildir bu. Değişim kendiliğinden gelmiştir. Ama karşınızdaki kayıp duygusunu her zaman size bir suçluluk olarak yansıtacak.
1/ Trabzonspor’u yönetenlerin 2010/11 sürecine bakışıyla ilgili yıllardır anlamakta zorlandığım bazı çelişkiler var.
2 /“O kupayı almak için Trabzonspor başkanı oldum” diyen bir kişinin sonrasında müteahhit olmasına, hatta TFF Başkanı olmasına bir şey demeyeceğim.
Ancak başkanlık döneminde “Kim şike yoktur diyorsa şerefsizdir” kadar net konuşup bugün aynı kararlılığı göstermemesini anlamakta zorlanıyorum.
3/ Çünkü bugün hâlâ UEFA’nın verdiği yaptırımlar ve aldığı kararlar yerinde duruyor.
Değişen şey kararlar değil, insanların tutumları gibi görünüyor.
4/İşte Fenerbahçe ile aramızdaki farklardan biri burada ortaya çıkıyor.
Onlar, o dönemin şike yapan yöneticilerinin faaliyetleri nedeniyle kulüpleri UEFA tarafından ceza almasına rağmen, 15 yıldır aynı isimlerin, kulüplerinin arkasında durmaya devam ediyorlar.
5/ Biz ise ne yazık ki haklı olduğumuz davamıza aynı kararlılıkla sahip çıkamadık.
Üstelik bunu söyleyen ben değilim; yılların ortaya koyduğu tablo söylüyor.
AZIZ YILDIRIM YALAN KONUŞUYOR.
İşte belgesi devlet arşivinde .
Aziz Yıldırım bugün çıkıp “2010/11 şampiyonu Fenerbahçe’dir, devlet arşivlerinde bir şey yok” diyormuş…
Peki o zaman bunlar ne?
• İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi’nin 23.09.2011 tarihli araştırma raporunda;
Aziz Yıldırım liderliğindeki yapının “şike ve teşvik primi faaliyetlerini yoğun şekilde yürüttüğü”, kulüp kasasından milyonlarca liralık şüpheli ödemeler yapıldığı yazıyor.
• UEFA Disiplin Kurulu 25 Haziran 2013’te Fenerbahçe’yi Avrupa’dan MEN etti.
• CAS, 28 Ağustos 2013’te UEFA kararını ONADI ve karar metninde:
“Fenerbahçe’nin şike nedeniyle UEFA organizasyonlarından çıkarıldığı” açıkça yer aldı.
• İsviçre Federal Mahkemesi ise 16 Ekim 2014’te Fenerbahçe’nin itirazını reddetti.
Yani UEFA + CAS + İsviçre Federal Mahkemesi zincirinde karar kesinleşti.
• CAS kararlarında;
Fenerbahçe’nin 2010/11 sezonunda en az 6 maçta şike veya teşvik primi faaliyetinde bulunduğu tespit edildi.
• UEFA müfettişi Miguel Liétard Fernández-Palacios’un 31.05.2013 tarihli raporunda ise Aziz Yıldırım ve bazı yöneticiler için:
“ömür boyu futboldan men” talep edildi.
Şimdi bütün bu resmi belgeler, uluslararası mahkeme kararları, devlet raporları ortadayken hâlâ:
“Bir şey çıkmadı” demek ancak insanlarla alay etmek olur.
Kim ne derse desin;
2010/11 sezonunun alnının teriyle mücadele eden, emeği gasp edilen takımı Trabzonspor’dur.
Belgeler konuşuyor.
Kararlar konuşuyor.
Arşiv konuşuyor.
Bazıları ise hâlâ masal anlatıyor.
#Trabzonspor #UEFA #CAS #201011 #Şike #Adalet #TemizFutbol
Aziz Yıldırım’a ilk önce Ali Koç’un sözleri ile cevap vermek isterim: sayın Aziz Yıldırım, çok rahat yalan söylüyor.
Sonra belgelerle konuşalım. Bizde öyle Aziz Yıldırım gibi yalan- dolan yok.
HODRİ MEYDAN AZIZ YILDIRIM.
Paylaştıklarımı çürüt.
Aziz Yıldırım bugün çıkıp “2010/11 şampiyonu Fenerbahçe’dir, devlet arşivlerinde bir şey yok” diyormuş…
Peki o zaman bunlar ne?
• İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi’nin 23.09.2011 tarihli araştırma raporunda;
Aziz Yıldırım liderliğindeki yapının “şike ve teşvik primi faaliyetlerini yoğun şekilde yürüttüğü”, kulüp kasasından milyonlarca liralık şüpheli ödemeler yapıldığı yazıyor.
• UEFA Disiplin Kurulu 25 Haziran 2013’te Fenerbahçe’yi Avrupa’dan MEN etti.
• CAS, 28 Ağustos 2013’te UEFA kararını ONADI ve karar metninde:
“Fenerbahçe’nin şike nedeniyle UEFA organizasyonlarından çıkarıldığı” açıkça yer aldı.
• İsviçre Federal Mahkemesi ise 16 Ekim 2014’te Fenerbahçe’nin itirazını reddetti.
Yani UEFA + CAS + İsviçre Federal Mahkemesi zincirinde karar kesinleşti.
• CAS kararlarında;
Fenerbahçe’nin 2010/11 sezonunda en az 6 maçta şike veya teşvik primi faaliyetinde bulunduğu tespit edildi.
• UEFA müfettişi Miguel Liétard Fernández-Palacios’un 31.05.2013 tarihli raporunda ise Aziz Yıldırım ve bazı yöneticiler için:
“ömür boyu futboldan men” talep edildi.
Şimdi bütün bu resmi belgeler, uluslararası mahkeme kararları, devlet raporları ortadayken hâlâ:
“Bir şey çıkmadı�� demek ancak insanlarla alay etmek olur.
Kim ne derse desin;
2010/11 sezonunun alnının teriyle mücadele eden, emeği gasp edilen takımı Trabzonspor’dur.
Belgeler konuşuyor.
Kararlar konuşuyor.
Arşiv konuşuyor.
Bazıları ise hâlâ masal anlatıyor.
#Trabzonspor #UEFA #CAS #201011 #Şike #Adalet #TemizFutbol
Şu basın toplantısı da tarihe geçti İtalya futbolunda.
De Laurentis ve Conte dün Udinese maçı sonrası gelecek sene devam etmeyeceklerini açıkladılar.
Ancak aşağıdaki kesit işin çarpıcı kısmı oldu.
De Laurentis, sezon içinde kazalar ve sakatlıklar olmasa rahatlıkla şampiyon olabileceklerini söyledi ancak Conte buna şiddetle karşı çıktı. İnter’in geçen sezon Şampiyonlar Ligi finalisti olduğunu ve bu sene de daha güçlenerek sezona başladığını söyledi.
O sırada De Laurentis, İnter’in bu sene Avrupa’dan erken elendiğini söyledi ama Conte de hemen “bizden daha ileri gittiler.” cevabını verdi ve devam etti…
“Hayır, üzgünüm çünkü insanların bu tarz şeylere takılmasından hoşlanmıyorum. Başkalarının kazandığı zaferi kabul etmek ve saygı göstermek gerekir; çünkü saygı görmek istiyorsak önce biz saygı göstermeliyiz. Bu yüzden İnter bunu hak etti.
O sakatlıklar olmasaydı ne olurdu bilmiyorum; belki de Şampiyonlar Ligi’nin dışında kalırdık. Ama o sakatlıklar bizi daha da kenetledi, yeni oyuncuları keşfetmemizi sağladı.
Tekrar ediyorum, biz yapmamız gereken şeyi yaptık; iki harika yıl geçirdik. Ben lafın değil, icraatın insanıyım. Önemli olan gerçeklerdir. ‘…saydı, …seydi’ gibi sözler kullanmam…”
Millî Eğitim Bakanı Mustafa Necati’nin Çalışma İlkeleri (1925):
1️⃣Hiçbir öğretmenin yeri kendi isteği / arzusu olmadan değiştirilmeyecek.
2️⃣Bakanlığa gelen öğretmenler yöneticilerle sıra beklemeden görüşecek.
3️⃣Her yeni atanan öğretmenlere başarı dileyen mektuplar gönderilecek.