Uğur Mumcu cinayetini İran’a yıktılar..Kim yaptı bunu ? CHP.. @SKorurFincanci o dönemler Adli Tıp’ta..Bir çok faili meçhulün örtbasında adı geçiyor..Şebnem’e kim kol kanat geriyor ? Yine CHP..Bunlar bu toprakların evlatları değil, hiçbir zaman da değildiler..Onun için kemik oy 25
🇹🇷🤝🇮🇶
Çakalların hükmü kurt gelene kadardır:
Irak heyetindeki İrancı bakan yamuk yapınca Erdoğan “Hakan hamse!” diyor. "Hamse" Arapça 5 demek. Erdoğan kasten Arapça söylüyor yani Irak başbakanına “Bakanına sahip çık, 5 anlaşma da imzalanacak” diyor.
Sonuç: 5 anlaşma imzalandı.
Erdoğan'ın iş bitiriciliği ve konuya hakimiyeti mükemmel.
Türkiye'nin gücünü göstermesi açısından mükemmel.
Dostumuz Irak'ın mecusi rafizilerden kurtulmasına vesile olacağı için mükemmel
İran'ın ihanetini göstermesi açısından da mükemmel.
Bakan çakallık yapıp muhtemelen arada kaynayacağını düşündü. Uyanık bürokratlar her şeyin kendilerinden geçtiğini ve devleti asıl yönetenin kendileri olduğunu düşünürler. Bk: Maktül İbrahim Paşa. Nitekim kendi başbakanının olaydan haberi yok gördüğünüz gibi. Ancak cumhurbaşkanımızı hesaba katamamış...
Reis bu yaşında masadaki metni saymış ve canlı bir zihinle takip ediyor. Gelene kadar da "Hamse!?" diye psikolojik baskı yaparak anlaşmanın o anda oraya gelmesi için Irak heyetini sıkıştırıyor.
İş bitirici, ağır siklet siyasetçi...
🟥 Tek bir sahnede beş önemli işaret… Irak–Türkiye anlaşmasının imza krizinde ne ortaya çıktı?
📍 Birincisi: Bazı muhalif çevreler ve gazeteciler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilerleyen yaşının ayrıntıları takip etme kapasitesini etkilediğini öne sürüyor. Ancak imza töreninde yaşananlar bunun tam tersini gösterdi. Erdoğan, belgelerin sayısındaki eksikliği anında fark etti ve diğer yetkililerden önce müdahale ederek anlaşma sayısının dört değil, beş olduğunu açık ve kendinden emin bir şekilde vurguladı. Bu durum, ayrıntılara hâkimiyetini ve yüksek düzeydeki dikkatini ortaya koydu.
📍 İkincisi: Durum netleşmeyince Erdoğan doğrudan Hakan Fidan’a dönerek, “Hakan, beş” dedi. Diğer bakanlar ve yetkililer yerine özellikle Fidan’a başvurması, onun Türk karar alma mekanizmasındaki ayrıcalıklı ve ileri konumunu gösterdi. Nitekim görüntülerde Fidan’ın anlaşma belgelerini inceleyerek ayrıntıları kontrol eden kişi olduğu görüldü. Bu da Erdoğan’ın hassas dosyalarda ve beklenmedik durumlarda güvendiği başlıca isimlerden birinin Hakan Fidan olduğunu ortaya koyuyor.
📍 Üçüncüsü: Irak Ulaştırma Bakanı Vehb Selman el-Hüseyni’nin imzasının başlangıçta belgede yer almamasının Irak tarafındaki protokol eksikliğinden mi, yoksa kişisel ya da siyasi bir tutumdan mı kaynaklandığı henüz kesin olarak bilinmiyor. Ancak bakanın İran’a yakınlığıyla bilinen Bedir Örgütü’ne mensup olması, Tahran bağlantılı bazı çevrelerin Kalkınma Yolu Projesi’ne nasıl baktığı ve Irak hükümetinin kararları üzerindeki İran etkisinin boyutu konusunda ciddi soru işaretleri oluşturuyor.
📍 Dördüncüsü: Yaşananlar açık bir mesaj verdi: Türk tarafı ayrıntıları yakından takip ediyor ve büyük anlaşmaları yalnızca şekli prosedürler olarak görmüyor. Son anda manevra yapmaya ya da eksik bir işlemi oldubittiye getirmeye çalışan taraflar, kameralar önünde zor ve rahatsız edici bir görüntüyle karşılaşabilir.
Sonuçta anlaşma imzalandı. Kalkınma Yolu Projesi yalnızca Türkiye’nin değil, Irak’ın da çıkarınadır. Çünkü proje, Irak limanlarını Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarına bağlayarak iki ülkeye de bölgesel ticaret ve ulaştırma haritasında stratejik bir konum kazandıracaktır.
İşte bu...👏👏
"Biz burada olduğumuz sürece hiçbir Manifest kızı Çorum’a giremez."
Çorum Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın, Manifest grubunun kentte konser verme talebini reddetti.
Yetişemiyoruz, takipte zorlanıyoruz. Ahtapotun kolları gibi sarmışlar her yanı...
Rüşvet ve vurgun milli spor olmuş bunlarda. Rüşvet için kriptolu sistemler kurmuşlar. Özel sektörde çalıştırdıkları insanlara belediyeden maaş vermişler.
Her sabah yeni bir operasyona uyanıyoruz.
Belediyeleri çete merkezlerine dönüştürmüşler. Milleti soymuşlar.
Bir de bunları utanmadan savunup sağa sola saldıran pisliklerle dolu ortalık.
Karabağ’ı aldı.
Suriye’yi aldı.
Libya’yı aldı.
Musul-Kerkük’ü almaya başladı.
PKK’yı ezdi.
Görgüsüzlük yapıp bir tane bile heykelini diktirmedi.
Velakin, bir kadeh rakı içmiş olsaydı hasımları, Ağrı Dağı’nı onun heykeline çevirirlerdi.
‘HAKAN, HAMSE’
Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu sözü herkesi etkilemiştir ama benim kişisel tarihimdeki yeri bambaşka.
Uzun yıllar; Kerkük, Daho, Süleymaniye, Telafer, Zaho gibi şehirleri içeren Musul Vilayeti’ni yöneten Abdülcelilzade Hanesi’nin tek erkek evladıydım. Bu evlatlarım Prenses Şiraz Bengi ve Prens Osman Aytun’un doğumuyla değişti.
Ailem Musul’u 108 yıl yönetmiş ve Osmanlı Beylerbeylikleri arasında tek vergi salma hakkı olan beylerbeyliği idi.
Yıllardır Musul toprakları üzerine hukuki mücadeleler oldu. Osmanoğulları üzerlerine geçirdikleri topraklarda bireysel hak talep ederken, biz bu hakkı Türkiye Cumhuriyeti nam ve hesabına talep ettik.
‘Hakan, hamse’ sözü, ile alınan Musul petrolleri payı; benim için iki yüzyılı aşan bir mücadelenin ilk mevzi zaferidir ve biliyorum ki, El Cezire şifresine kadar sürecektir.
Miftah’ı Erdoğan’dır.
Müteşekkirim.
https://t.co/XkWnwJhXqS
1926 Ankara Antlaşması ile İngilizlere bıraktıkları Kerkük’e tam 100 yıl sonra 2026’da geri döndük!
Türkiye artık Kerkük petrolünün şimdilik %20’ye yakın kısmına sahip, ayrıca üretici ve dağıtıcı.
Bu tarihi bir gelişme ve başarı, burada hem Pkk’yı hem ABD’yi hem de İngilizleri alt ederek bu başarıya ulaşıyorsun.
F tipi asalaqlar 1,5 milyar ceza meza derken Türkiye Kerkük petrolüne patron oluyor.
2 yıl önce dediğim gibi, bizim olan herşeyi alacağız. Yüz yıl önce peşkeş çektikleri heryeri alacağız…
⏳
İran, Irak Hükümeti’ne sızdırdığı Bakanına “Anlaşmaya imza atma!” emri veriyor ve hâlâ İran’ın Türkiye’ye dost olduğunu, İsrail’e cihad ettiğini sanan Saadetçiler, YRP’ciler vb İran propagandası yapıyorlar. OYSA BÜYÜK TÜRKİYE’NİN GERÇEKTE EN AZILI DÜŞMANLARI İRAN VE İSRAİL’DİR!
Türkiye'nin günlük petrol ihtiyacı olan 1,1 milyon varil petrolün neredeyse tamamı İran'ın tüm itirazlarına rağmen Irak'tan sağlanacak.
Günlerdir bazı tiplerin FETÖ'cüler ve İrancılarla birlikte yürüttüğü "Türkiye'ye ceza kestiler" kampanyasının sebebi bu imzayı engellemeye dönüktü.
Karşımızda nasıl bir ittifak var. Bir kez daha gördük.
@ConflictTR İrancı piçe bak, ayak sürtmüş. Rus olsaydı şu an uçağına kuş sürüsü falan çarpıp düşmüştü. Saddam olsa zaten başını duvara çarpıp ölmüştü. Allah Cumhurbaşkanımıza güç versin. Hakikaten iyi gidiyoruz.
Çünkü İran'ın resmi siyaseti şudur: Ülkeleri i) askeri olarak bölmek, ii) mezhebi olarak bölümlemek.
İran'ın bölgede son 30 yıldır güçlenmesi, tam da bu bölücü ve bölümleyici siyasetinin Demokratların (ve Neo-conların) ABD'siyle aynı siyasî amacı gütmelerinden kaynaklanıyordu. Yani ikisi de bölücü ve bölümleyici idi. İran'ın en büyük hatası, bu gücü kendilerine vehmetmesi oldu.
Dahası var: İran'ın son 2 yıldır bölgede güçsüzleşmesi, bu bölücü ve bölümleyici siyaseti Cumhuriyetçi ABD'nin reddetmesi ve merkezî hükümetler dışındaki milis ve siyasi grupları tasfiye etmesi sayesinde oldu. Yani, İran siyasetinin arkasındaki itici güç ABD'deki Demokrat İktidarlar güçten düşünce İran da güçten düştü. Trump'ın ve Barrack'ın oyun değiştirici rolü, İran efsanesini ve yayılmasını bitirdi. Çöküş de yakındır.
İran Savaşı'nın anlamı budur. ABD, İran'ın varoluş ve yayılma sebebi olan bölücülük ve bölümleyicilik siyasetini terk etmiş ve İran devre dışı kalmıştır.
İsrail; bu devre dışı bırakma hamlesinde sadece bir aparattır. Azman bir aparat ama enisonu aparat... İran savaşıyla birlikte aparatın azmanlığı da ufalmaya yüz tutuyor.
Yaşadıklarımız ve yaşayacaklarımın en kısa özeti budur.