#SONDAKIKA
Öğretmen Irmak Koparan’a fiziksel ve psikolojik şiddet uygulayan okul müdürü Melahat İleri görevden alındı.
( yetmez tutuklansın istiyoruz!)
bebek katili öcalan’a umut hakkının konuşulduğu bir ülkede, ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e bağlılık yemini yapan teğmenler ordudan ihraç ediliyor. bu ülkeyi bu hale getirenlere yazıklar olsun…
Hem bacaklarını kaybetti, hem icralık oldu!
36 yaşındaki Sevinç Çelik, 2014 yılında Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın sahibi olduğu Medipolitan Sağlık ve Eğitim Hizmetleri AŞ’ye bağlı Medipol Koşuyolu Hastanesi’nde burun estetiği ameliyatı oldu.
Ameliyat sonrası şiddetli ağrı ve yüksek ateş başlayınca Sevinç tekrar hastaneye gitti. Doktorlar ameliyat nedeniyle bunun normal olduğunu, sadece "canının çok tatlı olduğunu" söyleyerek geri gönderdi.
Ne var ki Çelik'in ağrıları giderek daha da arttı. Durumu kötüleşen Çelik devlet hastanesi acil servisine kaldırıldı.
Devlet hastanesinde yapılan incelemede Çelik'in kanına mikrop karıştığı ve mikrobun tüm vücuduna yayıldığı tespit edildi. Yoğun bakıma kaldırılan kadının ailesine doktorlar iki seçenek sundu: "Ya hayatı ya ayakları..."
Aile çaresizlik içinde onay vermek zorunda kaldı, Çelik'in bacakları diz altından kesildi.
Çelik, burun ameliyatının yapıldığı hastaneye 300 bin TL maddi, 700 bin TL manevi tazminat talebi ile dava açtı.
Açılan dava 10 yıl sonra sonuçlandı. Mahkeme, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın sahibi olduğu hastanenin bir kusuru olmadığına hükmedip Sevinç’in açtığı davanın reddine karar verdi. Kararla birlikte avukatların vekâlet ücretinin de iki ayağını kaybeden Çelik’in ödemesine karar verildi.
Hastane, kararda belirtilen tutarın ödenmesi için Çelik hakkında icra takibi başlattı.
(Halk TV-Dinçer Gökçe)
6 milyon insan Doğu Türkistan'daki toplama kamplarında inim inim inlerken, onlar için sesini çıkartmayıp sadece Filistin için sesini çıkartan herkes SAMİMİYETSİZ ve İKİYÜZLÜDÜR.
Atatürk’ün cenazesi başında ağlayan yaşlı bir adam…
Onu Çanakkale’de tanımıştı. Bir keresinde karargahını ziyaret etmek istedi. Fakat bulunduğu bölgenin ismi yoktu. Saatlerce çadırları aradı. Oraya bir isim vermek gerektiğini düşünmüştü. Gazi, “Sel yarıntılarının ismi mi olur” dediğinde gülümsemiş, “Olur, mesela Kemalyeri olur” demişti.
Daha sonra Adana’da karşılaştılar. Düşmanın orduları Anadolu’ya doğru ilerlerken ve hemen herkes umudunu yitirmişken Mustafa Kemal’in “teşkilat yapmak lazım” dediğini bizzat işitmişti.
Yunan ordusun İzmir’i işgalini öğrendiğinde Konya’daydı. Üzüntü içerisinde günlerini geçirirken onun Samsun’a gittiğini öğrenmiş ve büyük sevinç yaşamıştı.
Aylar sonra Ankara’da yeniden buluştuklarında, kafasında hala bazı soru işaretleri vardı. Ya mücadele kaybedilirse, o zaman ne olacaktı? Bir gün Ulus meydanına bakan bahçede otururken Mustafa Kemal’e bu soruyu sormuştu. Mustafa Kemal bir an durmuş, yüzüne bakmış ve gülümseyip konuşmaya başlamıştı:
Karşı koymakta son kalanlarımız bir tepede hayatlarına son verirler. Gelecekte, “burada yatanlar vatanlarını kurtarmaya çalışanlardır” diye yazılı bir taşa sahip olabilirlerse mükafatlarını bulmuş olurlar…
O güne dek ona değer veriyordu. Ama bu konuşmadan sonra kayıtsız ve şartsız bağlanmıştı.
Yunan ordusu Ankara’yı kuşattığında süvari kolordusuyla en önde mücadele eden oydu. Kocatepe’de Büyük Taarruz’un başladığı gün, gizli bir geçit bularak düşmanın gerisine sarkıp mahveden yine oydu. 30 Ağustos günü düşmanın önünü keserek Dumlupınar’a yine o hapsetmişti.
Gazi’nin ilk hedef Akdeniz’dir emrini yerine önce o getirmiş. Yiğitleriyle 9 gün boyunca 400 kilometre yol teperek düşmanı kovalamış ve İzmir’e girmişti.
Ona olan bağlılığı hiç eksilmedi. Cumhuriyet’in, inkılapların ve isyanların zorlu günlerinde daima yanındaydı. Soyismini bizzat Atatürk verdi.
1937 yılında Hatay meselesi patlak verdiğinde onu Dolmabahçe’ye çağırıp ve “Hatay’a çete reisi olacağım” dediğinde ilk önce ondan destek görmüştü.
Atatürk öldüğünde cenaze alayının komutasını o üstlendi. Ata’sının tabutu başında bekledi. O eski ve zorlu günleri anımsamış olacak ki, göz yaşlarını tutamadı.
O, Fahrettin Altay’dı…