45 puanla doktora yapanla şu an 92 netle radyoloji bile yazamayan hekimin emeği bir tutulamaz
Mesleği ayaklar altına aldınız
#Doktorayauzmanlıkrezaleti
Ah be ne analar var, tek bir kararla çocuğuna bölüm kapattırır, uzmanlık dağıttırır. Bizim annelerimiz de zar zor okuttuğu çocuğunun aylardır evde kapanıp DUS kazanmasını bekliyor. Ahımızda boğulun.
Rakipler dus kasarken ben yks çalısıp tıp yazıcam onlar kazandı uzman oldu yeniden işssiz kaldılar derken 6 sene sonra dhyde takılırken onlar hala özelde maaş diye ağlayacaklar büyük planım bu
Mesleğe yönelik açık ve sistematik bir saldırı var. İlginçtir ki aynı insanlar, devletin başka hiçbir kurumunda randevusuz işlem yaptıramayacaklarını bilirler; hastanede, bankada, nüfusta, eczanede ya da herhangi bir resmi kurumda sıra beklemek zorunda olduklarında bunu olağan karşılarlar. Bir tek sağlık çalışanına ve özellikle diş hekimine gelince tüm kurallar bir anda unutulur, olay bir “hak arama” mücadelesi gibi lanse edilir. Bu çifte standart bile, aslında sorunun kişisel değil, mesleğe yönelik algısal bir saldırı olduğunu gösteriyor.
Bahsi geçen olayda da muhtemelen hekim, hastayı cerrahiye yönlendirmek istemiş. Bu son derece olağan, mesleki bir değerlendirme. Ancak bizde yıllardır yerleşmiş bir alışkanlık var: “Üç kuruşa beş köfte” beklentisi. En zor, en riskli, en zaman alan işlem bile bedelsiz veya zahmetsiz olsun isteniyor. Bunun karşılanamayacağı anlaşılınca da faturayı yine hekime kesmek en kolay yol haline geliyor. Bu da hem mesleki itibarı zedeliyor hem de toplumdaki yanlış algıyı daha da derinleştiriyor.
Diğer yandan kimse sorunun köküne inmiyor: DUS kontenjanları yetersiz, işsizlik artıyor, klinik yükü omuzlayan hekim sayısı ihtiyacı karşılamıyor. Her sene daha da artan nüfus, daha kompleks tedaviler, daha bilinçli hasta profili ama aynı oranda artmayan uzman sayısı… Bu tablo kaçınılmaz olarak sistemsel tıkanıklığa yol açıyor. Sonrasında da hekimler, sistemin eksiklerinin günah keçisi ilan ediliyor.
Eğer gerçekten hâlinden şikâyetçi bir toplum varsa, tepkisini doğru yere yöneltmeli: Hekim sayısındaki yetersizliğe, eğitim planlamasındaki eksikliklere, DUS kontenjanlarının yıllardır artırılmamasına ve sağlık yükünün birkaç kişiye yıkılmasına… Sorun hekimde değil; hekimi hedef hâline getiren yanlış politikada.
Özetle, bu mesele kişisel değil; yapısal bir problem. Fakat en kolay saldırılan taraf yine sağlık emekçisi oluyor. Bu yüzden “mesleğe yönelik toplu saldırı” ifadesi abartı değil, tam karşılığıdır. Eğer toplum gerçekten değişim istiyorsa önce bu gerçeği kabul etmeli, sonra da sesini doğru yere yönlendirmelidir.
Sınava giren kişi sayısı ve mezun sayısı arttığı halde DUS’un yılda bire düşürülmesi gerçeklilikle örtüşmeyen bir planlamadır. ÖSYM’nin hekim istihdamını ve fakültelerdeki hasta yoğunluğunu göze alarak takvimi tekrar düzenlemesi gerekmektedi. #dusyıldaikikezolsun#dusyinenisanda
Sınava 3 bin kişi girerken sınav yılda ikiye çıkarıldı. Son sınava 8 bin kişi girdi ve yeni takvimle sınav yılda bire düşürüldü. Hekimler bir an önce bu takvimde revizyona gidilip sınavın yılda iki keze çıkarılmasını talep ediyor #dusyinenisanda#dusyildaikikezolsun
Adamlar soru hazırlamamak ve yerleştirme ile uğraşmamaya emek veremeyiz diyip genç diş hekimlerinin emeğini çalalım demişler. Özrünüz kabahatinizden büyük #dus2026#dusyılda2kezolsun