Bunu istemek zorundayım. X’teki görünürlük kısıtlamasını aşabilmem için videoların altına bırakacağınız her nokta, yalnızca bana verilmiş bir destek değil; sesimizin daha fazla insana ulaşmasına ve düşüncelerimizin daha geniş bir çevrede karşılık bulmasına katkıdır. Lütfen bunu, yaşanabilir bir ülkenin inşâsı için koyacağınız küçük ama değerli bir tuğla olarak düşünün.
Haksızlık ve Hukuksuzluk Karşısında Sessiz Kalmanın Bedeli!
Yaklaşık 300 bin insan KHK’larla ihraç edilirken; yüzlercesi intihar etmiş, binlercesi ağır stresin ve yıkımın yol açtığı hastalıklarla mücadele etmek zorunda kalmış birçoğu hayatını kaybetmişken, toplumun büyük bir bölümü bu haksızlık ve hukuksuzluk karşısında sessizliğe bürünmüşken...
Daha önce bu topraklarda haksızlık, hukuksuzluk olmadı mı?
Elbette oldu.
Ama böylesi yaşanmadı.
Mesele mağdur edilen insanların yaşadığı acı değildir. Asıl büyük tehlike, hukuksuzluğun sıradanlaşması ve vicdanların buna alışmasıdır.
“Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” anlayışı, bir toplumun ahlâkî çöküşünün en açık göstergelerinden biridir. Adalet, yalnızca kendimize yapıldığında savunulacak bir değer değildir.
Başkasının hakkı çiğnenirken susan, kendi hakkının çiğnenmesi için de zemin hazırlamış olur. Bugün başkasına yapılan haksızlığı alkışlayan veya görmezden gelenler, yarın aynı haksızlığın mağduru olduklarında ve adalet talep ettiklerinde, kendilerini savunacak güçlü bir vicdan bulamayacaklar.
Örnek çok...
Karamsarlık değil bu söylediklerim. Mevcut durumun tahlili.
Bir toplum hukuksuzluk karşısında, "susma hakkımıı kullanıyorum" diyorsa sadece mağdurlar kaybetmez; topyekûn ülke kaybeder.
Kaybeden, ülke olur; değerli insanlar olur. Bu ülke hepimizin. Yaşanabilir bir ülke hayâli kurmak ve onu gerçeğe dönüştürmek için el birliğiyle çalışmamız gerekiyor.
Bunu yapmak zor olmasa gerek.
Görünürlük kısıtlaması için nokta dahi olsa yorum yazmanızı rica ediyorum.
Her şeye rağmen "ayrımsız adalet" vurgusu yapmaya devam edeceğiz.
Eline silah almamış; savcılar, hakimler, öğretmenler, avukatlar, doktorlar, mühendisler, akademisyenler, 15 Temmuz gecesi verilen emre uyan askerler, subaylar ve askerî öğrenciler; pasta-börek yaparak geçimini sağlayan, talebelerine burs verenler; devletin faaliyet izni verdiği bankaya parasını yatıran sıradan insanlar yıllardır mahpus.
Bir ülkede suç ile fiil, delil ile kanaat birbirine karışmışsa; hukukun kendisi de mahpus demektir.
Adalet, kişiye göre değişen bir ölçü değildir. Suç, failine göre suç olmaktan çıkmaz; delilin niteliği de kişiye, makama, zamana veya siyâsî şartlara göre değişmez.
Mukaddime'de İbni Haldun:
"Adalet, bir devletin can damarı ve medeniyetin koruyucu kalkanıdır." diyor.
Hukuk herkese aynı mesafede durmadığında, adalet olmaktan çıkar ve gücün aracı hâline gelir.
Bugün mesele yalnızca cezaevlerinde tutulan insanların yaşadığı mağduriyet değildir. Yarın aynı ölçünün başkaları için de kullanılabileceği endişesidir. Hukuk, herkesi koruyan ortak bir güvence olmaktan çıkıp siyasî tercihlere göre işletilen bir araca dönüşürse, hiç kimse kendisini güvende hissedemez.
Bir toplumda adaletin terazisi şaşarsa, sadece masumlar ağır bedel ödemez; devletin vicdanı, toplumun güveni ve geleceğe dair umudu da yara alır.
Ertuğrul Günay'ın ifadesiyle:
-Bu bir af yasasıdır.
-Kapsamı sorunlu ve adaletsizdir.
-Silahlı bir yapı ile barışırken, silahla, şiddetle ilgisi olmayanları içerde tutmak hukuka uymaz.
-Yasanın hukuka uygun hale gelmesi için AYM’ye gitmek doğru olur.
@ErtugrulGunay
@eczozgurozel “FETÖ” diyen dilin kurusun! “FETÖ” diye diye bu hâllere düştün. İktidarla uğraşacağına sabah akşam aynı sakızı çiğnedin. Bugüne kadar seni, yaşadıkların nedeniyle haksızlığa uğramış biri sanıyordum. Meğer yanılmışım. İstemesem de, içimden “Oh olsun!” demek geliyor.
Bu akşam ki tag yine çok can yakıyor🥹
YusufTarık İçinYaz 😔Babasına hasret giden bir masum yavrunun arkasından ne yazarsam yazayım sözler kifayetsiz kalır...😔
@FatmaZehraFida4 KHK'lıları göreve Perinçek mi döndürecek yani?Ya da göreve dönmemize katkısı olacak?Bu kişi elinden gelse KHK'lıları bir kaşık suda boğacak."Hukuk siyasetin köpeğidir." diyen birinden nasıl bir inisiyatif,bir yardım bekliyorsunuz?Ben onun katkısıyla göreve dönmek istemiyorum.
Binlerce kişi hakkında verilen AİHM hak ihlâli kararlarının görmezden gelinmesi bilinçli bir sessizliktir!
Oysa sessizliğin bedeli ağırdır!
Ülke yıllardır bunun bedelini ödüyor!
İktidar medyası hep suskun!
Muhalif basın hep görmezden geliyor!
Baroların büyük çoğunluğu da suskunluğu tercih etti.
Oysa üç ayrı dosyada 2.420 yurttaş için, adil yargılanma hakkının ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edildiği açıkça tescillendi.
Bu kararlar, siyasi tartışma değil; hukukî bir hüküm, anayasal bir zorunluluktur.
Bu suskunluk ortamında yalnızca Şanlıurfa Barosu, hukukun tarafında durma cesareti gösterdi.
@UrfaBarosu
Şunu açıkça söylemek gerekir:
AİHM kararlarını yok saymak, hukuku askıya almaktır.
Sessizlik tarafsızlık değil; ihlâle ortak olmaktır!
Adana Kitap Fuarı, İleri Yayınları Mustafa Kemâl'in askerleriyiz posterinin altında bekliyoruz dostlar
Bu ülkeyi "Ayrımsız Adalet" vurgusu kurtaracaktır!
@gokcefirat@ileriyayinlari