#YENİKİTAP İNSANIN EN YÜCE GAYESİ
Debûsî bu eserinde okuyucuyu harika bir yolculuğa çıkarır. Eser tasavvuf, kelâm ve felsefeden hareketle varlığı ele alır; insan hayatını yaratılış öncesi, yaratılış, dünya hayatı ve ahiret evreleri üzerinden anlatır. Kalp-Beden-Nefis-Ruh dörtlüsünü kitabın bütün aşamalarında ilmek ilmek işler. “Dünya müminin zindanı, kâfirin cennetidir” hadis-i şerifinde beyan edildiği üzere dünyanın mümin için kalıcı olma ve sefa sürme yurdu olmadığına, ebedî hürriyet ve sonsuz saadete ulaşmanın, gayelerin en yücesi olduğuna vurgu yapar. Bâtını imar etmenin, nefsi arındırmanın ve ruhu hakiki özgürlüğüne kavuşturmanın haritasını çizer.
Tasavvufi hakikatleri bir fıkıhçı titizliği ve kelâmcı derinliğiyle ele alan bu eser, okuyucuyu sarsıcı bir iç muhasebeye davet eder. Nefsin hilelerinden kurtulmanın, geçici dünya lezzetlerinden sıyrılıp ebedî hükümranlığa erişmenin yollarını kendine has “dörtlü tasnifleri” ve çarpıcı akıl yürütmeleriyle anlatır. Allah Teâlâ’yı tanımanın ve O’na itaat etmenin yollarını gösterir.
O’nun taksimine, kaza ve kadere razı olmanın yollarına, kanaate, açgözlülüğün zararlarına, insanların dünya malı konusundaki tavırlarına işaret eder. Ruh ile kalp, nefis ile beş duyu arasındaki irtibata, âlemin zıtlardan yaratılmasının hikmetine vurgu yapar. Akıllı bir kimsenin, işini hakikat üzere kurmaktan ve Allah’ın kendisine açtığı yolda yürümekten başka yolunun olmadığını, sonuç getirmeyen bir sebebin hiçbir yararının bulunmadığını ve daha pek çok şeyi adım adım öğretir.
Prof. Dr. Ömer Türker’in takdimi ve Prof. Dr. Yunus İnanç’ın özenli çevirisiyle Türkçeye kazandırdığımız bu kıymetli eser, okuyucuya insan hayatının en yüce gayesini, yaşamı sahih ve anlamlı kılmanın yollarını ve ebedî saadetin ufkunu yeniden düşünme imkânı sunuyor.
İncelemek ve satın almak için: https://t.co/hUutmust9Z
@Nail_Okuyucu@omerturkerin@inancyunus
Fakülte dergimiz HİKEM, sosyal ve beşerî bilimler alanında dünyanın önde gelen uluslararası indekslerinden ErihPlus’ta taranmaya başlamıştır. Bu başarıda emeği geçen başta editörlerimiz, yayın ve danışma kurulumuz olmak üzere tüm yazar ve hakemlerimize teşekkür ederiz. @ErihPlus
Sokakta köpek olmaz! Bunu tartışmıyorum bile! Onun kadar önemli bir diğer konuya da değinmek istiyorum.
Sahipli köpeklerin yürüyüş ve tuvalet ihtiyacını gidermek için çocuk parklarına götürülmesi yasaklanmalı. Etrafa hastalık saçıyorlar. Yeter artık!
bir de "yazıyormuş" kipini bulabilsek hocam.
sanıyorum bu kip Türkçeye has bir kullanım. Arapçada yok, bildiğim kadarıyla İngilizcede de yok.
https://t.co/ue5uARj7Uy
🔴 Taha Kılınç:
Çeteleşmiş saldırgan sokak köpekleri konusunda çok yazdım.
Hatta "Yine mi" dedirtecek kadar yazdım.
Ses çıkarırsak, bu kadar net ve halkın en az yüzde 80'inin çözülmesi noktasında müttefik olduğu böylesine bariz bir problemin halledileceğini umdum.
Ama sonra baktım ki mesele düşündüğümden derin.
Bir yanda "mama lobisi" olarak tanımlanan milyar dolarlık vurguncular, bir yanda "hayvan barınağı" inşası adı altında kamu malını israfta yarışanlar, bir yanda kendi korunaklı rezidanslarından sıradan vatandaşın yaşadığı gerçek acıları gör(e)meyenler, bir yanda tamamen saf duygularla karşımızdaki "biyolojik terör" faaliyetini fark etmeden hayvanseverlik yapanlar, bir yanda meselenin altını sözde islâmi delillerle doldurmaya çalışanlar…
Bu noktaya bir günde gelmedik elbette. İlk adımda, çarpık bir hayvanseverlik anlayışıyla, saldırgan
köpeklerin itlafı kanunla yasaklandı.
Ardından, doğası gereği yırtıcı olan bu hayvanlar, yine kanunla "can" olarak tanımlanıp koruma altına alındı.
Eş zamanlı olarak, İslâmî camianın birçok ünlü ismi "patili dost", "can dostlarımız", "Allah'ın dilsiz kulları" güzellemeleri yaparak kamuoyunu meseleye alıştırıp ısındırdı.
Dini açıdan mahzurlarını hiçe sayarak, kucaklarında köpeklerle pozlar verdi.
Tüm bunlar olurken yaylalardan meralara, çocuk parklarından okullara, hastanelerden restoranlara, her yer köpekle doldu.
Böylesine büyük bir problemin tek çözümü, doğasında yırtıcılık ve çeteleşme bulunan köpeklerin sokaklardan toplanarak kısa süre içinde topluca itlaf edilmesidir.
Aklın, mantığın, modern dünya standartlarının ve İslâm'ın, artık hangisini bağlayıcı görüyorsanız, öngördüğü çözüm budur.
İnsan eşref ve mükerrem bir varlıktır. İnsana zarar veren her canlı, zararsız hale getirilir.
Sivrisineğe nasıl acımıyorsak, köpeğe de acıyamayız. Köpek, kutsal ve dokunulmaz bir canlı türü değildir.
Peki, çözüm olabilecek mi? Uzun uzun yazdım, ama doğrusu zannetmiyorum.
Zira, problemi çözme iradesini elinde bulunduranların kafası karmakarışık ve meseleye maalesef insanın kıymeti zaviyesinden bakmıyorlar.
Hal böyle olunca, 21. yüzyılda çocuklarımızın köpekler tarafından parçalanmasını acı acı seyrediyoruz.
bu işin buraya varacağı belliydi. yazıklar olsun! bu nasıl bir akıl tutulmasıdır! itin annesi insan olamaz. insan it annesi olamaz. it ittir. insan insandır.
https://t.co/7FJ4JcH5jf
@BoschHomeTR bu işin buraya varacağı belliydi. yazıklar olsun! bu nasıl bir akıl tutulmasıdır! itin annesi insan olamaz. insan it annesi olamaz. it ittir. insan insandır.
İspanya, askeri üslerin İran'a yönelik saldırılara katılan ABD savaş uçaklarına kapatıldığını açıkladı.
🗣 İspanya Savunma Bakanı Margarita Robles:
İran'daki savaşla ilgili eylemler için ne askeri üslerin ne de hava sahasının kullanılmasına izin vermeyeceğiz.
"Ümidin içinde bir korku, korkunun içinde bir ümit yoksa vazife hissi atalete düşer, açları çalıştıran doymak ümidi, tokları çalıştıran açlık korkusudur."
Sokak Hayvanları Doğal Yaşam Kampüsü’nü tamamlayarak bir ilke imza attık.
105 dönüm alanda;
🔹Mama üretim tesisi,
🔹Padoklar,
🔹Sahiplendirme bölümleri,
🔹Pati Kafe,
🔹Köpek parkı,
🔹Özel yaşam alanları,
🔹Açık hava amfi sahnesi,
🔹Çocuk oyun alanları
🔹Kütüphane ile
🔹10 bin hayvan yaşamını sürebilecek.
Böylelikle sokak hayvanlarını tehlike olmaktan çıkarıyor, doğayla iç içe olan barınak koşullarında güvenle yaşamalarını sağlıyoruz.
@aliihsanyavuz54
Hocalığın forslu zamanında öğrenci, öğrenciliğin forslu zamanında hoca olduk. Ebeveynliğin forslu zamanında çocuk, çocukluğun forslu zamanında ebeveyn olduk. Biz kayıp nesiliz galiba.
Zengin aşiret ağası, karizmatik mafya lideri, sevimli hırsız, şakacı torbacı, namussuz ama yakışıklı holding patronu vs vs. Türk dizilerine bakın; alınterini, ahlâkı, haysiyeti kutsayan bir tane bile yapım yok. Hikâyeleri de beş para etmez. İzlemeyin, izlettirmeyin.