@hepsijet Istanbul'da ilçe değiştiren ürünü yolda kırmışsınız, alet ortadan ikiye ayrılmış. Kargoyu teslim alan görevliye içinde monitör olduğu belirtilmesine hatta kutusu da monitörün kendi kutusu olmasına rağmen özensizçe taşınmış. Bugün attığım maile dönüş yapmadığınız 5. gün.
Sayın Adalet Bakanım,
Size bu açık mektubu 6 Şubat depreminde eşini, çocuklarını ve aynı aileden 9 canını kum gibi dağılan bir binada kaybetmiş bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yazıyorum.
Depremde iki bloğu yıkılarak 115 kişiye mezar olan Penta Park Sitesi, Kahramanmaraş’ta “kaya zemin üzerine inşa edilen, şehrin en güçlü ve en güvenli binası” iddiasıyla Mesut Başkır ve Özcan Çakmak müteahhitliğinde yapılmış ve pazarlanmıştır. Müteahhitlerden Mesut Başkır, biz 115 kişiye mezar olan enkazın başında kurtarma çalışmaları yaparken, o can pazarında Marmaris’ten Yunanistan’a tekneyle kaçmaya çalışırken ihbar üzerine yakalanmıştır. Mimarlar Odası Başkanlığı da yapmış olan Mesut Başkır ve ortağı Özcan Çakmak, önceki duruşmalarda “Biz sadece şirket görevlisiyiz.” diyerek neredeyse suçu, binada hayatını kaybeden insanlara yüklemeye çalışmıştır.
Bilirkişi raporlarında da yer aldığı üzere; statik proje ve tüm yapı-imar işlemlerinde yetkili olan inşaat mühendisi Özcan Çakmak, son duruşmada şirkette yalnızca muhasebe ve işe alım işlerine baktığını, teknik sorumluluğunun bulunmadığını savunmuş ve an itibariyle tahliye edilmiştir. Oysa projeyi “Ben bu yapıya dünya tecrübelerimi, uluslararası birikimimi aktardım.” diyerek pazarlayan ve inşaatın her aşamasında “yetkili benim” diyerek sürecin başında duran Özcan Çakmak’ın bugün tüm sorumluluğu vefat eden ağabeyine yükleyip “Benim teknik sorumluluğum yoktur” demesi akla ve vicdana uygun değildir. Bu bilgiler de yine mahkeme dosyasında bilirkişi raporunda mevcuttur.
Penta Park Sitesi’nde enkaz çalışmalarımız sürerken gelen inşaat mühendislerinin, mimarların ve uzmanların ilk dikkat çektiği husus; bazı kat tablalarındaki betonun adeta yanmış gibi olması ve mukavemetinin son derece düşük olmasıydı. Vinçle kaldırılmaya çalışılan betonlar kum gibi dağılıyor, içlerindeki demir kolayca sıyrılıyordu. Özellikle 1. Blok deprem anında yaklaşık 10 saniye içerisinde tamamen çökerek bir toprak yığınına dönüşmüştü. Yolun karşısındaki benzin istasyonunun güvenlik kameralarında bu görüntüler mevcuttu.
Müteahhitlerin savunmasında suçladığı ve kolon kestiği belirtilen banka elbette bu ihmale ortak olabilir. Ancak bilirkişi raporlarında da yer aldığı üzere; kolonların olması gereken duvar açıklığına sahip olmaması, beton kalitesinin son derece düşük olması gibi hususlar, inşaatı yapan firmanın sorumluluğunu açık şekilde ortaya koymaktadır.
Biz 115 canın aileleri olarak kolon kesen bankadan da, düşük kaliteli beton getiren firmadan da elbette şikayetçiyiz. Ancak başka ihmallerin varlığı, asıl sorumluların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Sayın Bakanım @abakingurlek,
Enkazda kurtarma çalışmaları yaparken, kırılarak tüm katları birbirine geçmiş o toprak yığınının içinde ailemizin yerini bulabilmek için günlerce sarı bir mont aradım ben. Vinç ile her parçayı kaldırdığımızda gözlerimiz sarı bir renk arıyordu. Evladıma severek aldığım sarı montun, toprağın altında da olsa bize yerini göstereceğini düşünüyorduk. Siz de bir babasınız… Kalabalıkta çocuğunuzu uzaktan seçebilmek için montunun rengini ararsınız ya; işte ben evladımın cansız bedenini bulabilmek için sarı montunu arıyordum o enkazda.
Çocuklarımın tatilde ziyaretine gittiği kayınpederim de o binada can verdi. Tanıdığım en devletine bağlı, en vatansever, en inançlı insanlardan biriydi. Depremden bir yıl önce Kahramanmaraş’ta bir okul yaptırmıştı örneğin. İsmini vermemiş, açılışına dahi gitmek istememişti. “Bir insanım neticede; nefsim var, ‘ne güzel yaptık’ derim, kibir olur, hayrın önüne geçer” diye düşünecek incelikte bir insandı… Karşı komşumuz Sadi abi vardı mesela… Şekerli ailesinin kıymetli babası Sadi abi nur yüzlü, çok beyefendi bir insandı. Evlatlarına, gelinlerine, çevresindeki herkese anne şefkatiyle yaklaşan Muazzez teyzemiz vardı. Hepsi o binada can verdi. Vatan sevgisiyle yetiştirdiğimiz, bu ülkenin geleceği olan o küçücük çocuklarımız da yine o binada cennet kuşu oldu.
Bu güzel insanlara, bu vatan için karşılıksız iyilikler yapmış isimsiz kahramanlara karşı bir adalet borcumuz var Sayın Bakanım. Ben hukukçu değilim. Verilen kararlar hukuken usule uygun olabilir. Ancak vicdanları yaralayan bir adaletsizlik duygusu oluştuğuna ben de, tüm Kahramanmaraş da şahittir.
Mahkemenin aldığı bu karar, kamuoyunun vicdanını derinden yaralamıştır. Ülkede yıllardır biriken faili meçhullerin ve geciken dosyaların üzerine kararlılıkla gidişiniz, “İşin ucu nereye ulaşırsa ulaşsın geri adım atılmayacak!” yönündeki açıklamalarınız toplumda umut oluşturmaktadır. Burada ise failler meçhul değil ayandır Sayın Bakanım. Tahliye kararı verilen Özcan Çakmak, evrak üzerinde teknik sorumlu görünmese bile; bilirkişi raporları ve kamuoyuna yansıyan süreç birlikte değerlendirildiğinde ciddi sorumluluk iddialarının odağındadır. Evraklarda teknik sorumlu olarak görünen ağabeyi Ali Şeyda Çakmak hayattayken, tüm sürecin başında aktif şekilde bulunması da kamu vicdanında olsa olsa “Bu suçu bir de yetkisizce mi işledi, bir de bundan mı suçlu?” soru işaretlerini artırmaktadır.
Adaletin gecikmeden tecelli etmesi ve faillerin hukuktan kaçmadan hesap vermesi konusunda gereğinin yapılacağına dair inancımızı koruyoruz. Bu ülkenin sessiz çoğunluğu olarak gönüllerimize merhem olacak tek şey; iradenizle adaletin gecikmeden tesis edilmesidir.
Saygılarımla arz ederim.
"Oyundan, internetten, animeden zarar mı gelirmiş canım? Bizim zamanımızda da Kurtlar Vadisi vardı biz adam mı öldürdük” diyerek geviş getirenlere aldırmayın. 15 senesini gençlere vermiş bir terapist olarak söylüyorum ki: Evet, tüm bunlardan zarar gelebilir."
Dün Kahramanmaraş’taki vahşeti gerçekleştiren saldırganın WhatsApp profil fotoğrafında, 2014 yılında ABD’de 6 kişiyi öldüren E. R. isimli katilin fotoğrafı var. Yine bu saldırganın Discord uygulamasındaki fotoğrafı The Coffin of Andy and Leyley isimli oyundaki Andrew ve Ashley Graves kardeşler. Oyundaki bu kız ve erkek kardeşler ebeveynlerini öldürüp ensest bir ilişki yaşamaktalar. Ve Kahramanmaraş’taki katil bu karakterlerle özdeşim kurarak profil fotoğrafı yapıyor.
Katilin özellikle Discord hesabında türlü sapkın söylemler, fotoğraflar ve eylem ilanı mevcut. Anlaşılan o ki saldırgan uzunca bir süre bu katliama hazırlanmış. Hatta babasıyla beraber atış eğitimi de yapmış. Acaba ailesi çocuğun WhatsApp profilinde kullandığı fotoğrafın kim olduğunu öğrenebilseydi, bununla ilgili gerçek uzmanlardan, gücenmeden yardım alsaydı bugün o katliam yaşanır mıydı? Elbette yaşanmazdı.
Kıymetli anne ve babalar, lütfen çocuklarınızın sosyal medya hesaplarında, WhatsApp profillerinde, durumlarında kullandıkları fotoğraflara, nicklere bakın, kimi ve neyi temsil ettiğini öğrenin. Gerekiyorsa okul rehber öğretmenlerinden yardım isteyin. Bu söylemi abartılı bulanlar olacaktır. Olsunlar. Bizim tek bir evladımızı daha kaybetmeye tahammülümüz yok.
“Oyundan, internetten, animeden zarar mı gelirmiş canım? Bizim zamanımızda da Kurtlar Vadisi vardı biz adam mı öldürdük” diyerek geviş getirenlere aldırmayın. 15 senesini gençlere vermiş bir terapist olarak söylüyorum ki: Evet, tüm bunlardan zarar gelebilir. Tüm oyun oynayan, anime izleyen, discord kullanan gençler böyle şeylere bulaşır demiyorum ama bazı gençleri, çocukları bu tür oyunlar, yapımlar tetikleyebilir. Milyon insandan bir tanesini bile kötü etkileyecek bir oyun, yapım varsa onun karşısında durmak vatandaşlık görevimizdir.
@fatihguner https://t.co/1hqMzkd3aX Üzgünüm ama değerli adamın içerikleri böyle. Nasıl bir değerden bahsediyoruz? Çocuklara yönelik saçma içerikler üreten kanalların sahibiymiş. musevi olsun veya böceğe tapsın bu içerikleri üreten birisinin değerli olmaktan ziyade değer üretme ihtimali nedir
İmkânı varken yan gelip yatabilirdi; o yaşta hayatı seçmiş. Asıl çarpıcı olan babasının tavrı: “Keşke parayı getirmeseydi.” Mesele zenginlik değil, çocuk yetiştirme bakışı.
Ali Sabancı: "10 yaşındaydım, Yeniköy'de yol yalısı bir evimiz vardı. Rıhtımda olta satardım. 3 yaz olta sattım.
Almanya'dan Shakespeare marka olta alırdım, getirip burada satmak için.
Annem bazen balkondan 'Oğlum yemek hazır.' diye bağırırdı. Ben de aman anne belli olmasın o eve ait olduğum çünkü pazarlık yaparlar derdim.
Bir gün Renault 12 ile bir adam geldi. Almanya'dan getirdiğim oltalardan birini aldı. Tabi o büyük kalem mal, bir sezonda 3-4 tane gidiyor.
Akşam babam 'İşler nasıl gitti?' diye sordu, ben de oltayı sattım dedim.
'Parayı aldın mı?' dedi, almadım gelecek hafta verecekmiş dedim.
Babam, keşke parayı alsaydın dedi. Ben orada tahsilatı öğrendim bu adamdan dolayı. İşletme sermayesini öğrendim.
1 hafta sonra adam gelip parayı verdi. Babam çok üzüldü adam parayı verdi diye. Çünkü benim için daha kötü bir ders olması, daha kalıcı bir ders olur gibiydi.
Ama bu adam, bana fırsatı verdi."
Google Maps'teki yorumlarınızı ara ara kontrol edin. Aylar önce yayınlanmış yorumlarım (özellikle olumsuz deneyimleri anlatanlar, küfür hakaret vs kesinlikle yok) sonradan yayından kaldırılmış. İşletmeler bir şekilde itiraz ediyorlar herhalde ki Google onları yayından kaldırmış.
Silivri Belediyesi'nin çocuklara dağıttığı kitapçıkta köpek saldırısında hayatta kalma bilgileri var. Bir de kitapçıkla birlikte çocuklara küçük poşette yem vermişler. Köpekler resimdeki kadar büyüsün diye...