Sakarya Şubemizin 14. Olağan Genel Kurulunu, Sendikamız Türk Metal'in bayrağını 46 yıldır onurla dalgalandıran Sakaryalı metal emekçilerimizle birlikte, büyük bir coşku ve heyecan içerisinde gerçekleştirdik.
GENÇ İŞÇİLER 3. BÜYÜK KURULTAYI ANKARA’DA GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Türk Metal Sendikası Genç İşçiler Büyük Kurultayı, 14-17 Haziran 2026 tarihleri arasında 1200 metal emekçisinin katılımıyla Ankara’da gerçekleştirildi.
Haberin detayları için: https://t.co/MccKG9HNyk
Ankara Büyük Anadolu Otel'de gerçekleşecek olan Genç İşçiler Kurultayına katılmak üzere 27 üyemizi şubemizden yolcu ettik.Bizlere bu imkanları sağlayan başta Genel Başkanımız Sayın Uysal ALTUNDAĞ'a ve Genel Merkez Yöneticilerimize
teşekkürlerimizi sunarız.
Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulu olarak, Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Prof. Dr. Sn. Vedat Işıkhan'ı bakanlıktaki makamında ziyaret ettik. #SosyalGüvenlikHaftası
Yönetim kurulu üyesi olduğum Sosyal Güvenlik Kurumu'nda düzenlenen, "Sosyal Güvenlik Haftası Buluşması" etkinliği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sn. Prof. Dr. Vedat Işıkhan'ın katılımıyla gerçekleştirildi. Sosyal Güvenlik Kurumu' na hayırlı sonuçlar getirmesini diliyorum.
İskenderun 1 Nolu Şube Başkanımız Çakır Varan’ı bugün son yolculuğuna uğurladık. Varan’a bir kez daha Allah’tan rahmet diliyor, bu kederli günümüzde bizleri yalnız bırakmayan, TÜRK-İŞ'imizin kıymetli başkanı Sn. Ergün ATALAY başta olmak üzere, tüm dostlarımıza, teşkilatımıza, emekçi kardeşlerimize ve cenazeye katılarak acımızı paylaşan herkese teşekkür ediyorum.
GENEL BAŞKAN ERGÜN ATALAY'DAN SAVAŞA VE SESSİZLİĞE KARŞI ULUSLARARASI SENDİKALARA ÇAĞRI
Genel Başkan Atalay, uluslararası sendikalara gönderdiği mektupta, bölgedeki çatışmaların durdurulması için acil eylem çağrısı yaptı. İran ve bölge ülkelerindeki saldırıların sivil yaşamı ve ekonomik altyapıyı tehdit ettiğini belirten Atalay, dünya genelindeki emek örgütlerinin sessizliğini bozarak barış için somut adımlar atması gerektiğini vurguladı.
TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) Genel Sekreteri Luc Triangle ile Avrupa Sendikaları Konfederasyonu (ETUC) Genel Sekreteri Esther Lynch'e gönderdiği mektupta, Orta Doğu'da genişleyen savaşın durdurulması için uluslararası topluma seslendi.
"Savaşa ve Sessizliğe Karşı Çağrı" başlığıyla iletilen mektupta, ITUC ve ETUC gibi yapıların dünya genelindeki çatışmaları sonlandırma noktasında inisiyatif alması gerektiği dile getirildi.
İran'a yönelik saldırıların jeopolitik çıkarlar ve yayılmacı hedefler doğrultusunda şekillendiğini belirten Atalay, süreçle ilgili şu ifadeleri kullandı:
"Bedelini tüm dünyanın ödediği akıl dışı bu savaş ve hedefler, şimdiden tüm Orta Doğu'yu kan gölüne çevirmiştir. Bölge halklarını büyük bir yıkıma sürüklemiş, küresel istikrarı bozmuştur. Yaşanan katliamlara, ekonomik ve sosyal krizlere rağmen Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği de dahil olmak üzere uluslararası kuruluşlar etkisiz tepkiler dışında eylemsizliğe ve sessizliğe gömülmüştür. Ekim 2023'te Gazze Şeridi'nde başlayan çatışmalar ardından İran ve Lübnan ekseninde genişlemiş, karşılıklı misillemelerle tüm Körfez ülkelerini içerisine alarak, insanlık tarihinin en ağır insani ve küresel ekonomik krizlerinden birine dönüşmüştür. Bugüne kadar bebek, çocuk, kadın ve sivillerden oluşan on binlerce insan evlerinde, okullarında, iş yerlerinde bombaların hedefi olmuş ve katledilmiştir."
Atalay, 28 Şubat'ta İran'ın Minab kentindeki bir ilkokulun hedef alınması sonucu 185 kişinin yaşamını yitirmesini tarihe kara bir leke olarak niteledi.
Uluslararası raporların hayatını kaybedenlerin yarısına yakınının kadın ve çocuklardan oluştuğunu gösterdiğine işaret eden Atalay, insani drama ilişkin şu değerlendirmeleri paylaştı:
"Yüz binlerce insan yaralanmış ve vicdanlarımızda telafisi mümkün olmayan derin yaralar açılmıştır. Uluslararası raporlar, ölenlerin yarısına yakınının çocuklar ve kadınlar olduğunu ortaya koymaktadır. Sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle yeni doğan ölümleri de dramatik bir biçimde artmıştır. Enkaz altında hala binlerce insanın bulunduğu ve gerçek kayıpların açıklanan rakamların çok üzerinde olabileceği ifade edilmektedir. Saldırılar doğrudan sivil yaşam alanlarını, enerji ve diğer altyapı tesislerini hedef almaktadır. Fabrikalar, iş yerleri, hastaneler, okullar, enerji tesisleri, su altyapısı ve sanayi üretim alanları işlevsiz hale getirilmekte, istihdam olanakları yok edilmektedir. Eğitim sisteminin çökmesiyle bölgede yüz binlerce çocuk okulsuz kalmış, sağlık hizmetlerinin durmasıyla salgın ve hastalık riski ciddi boyutlara ulaşmıştır. Gazetecilere yönelik saldırılarda yüzlerce basın mensubu hayatını kaybetmiştir."
Savaşın insani sonuçlarının yanı sıra ekonomik yıkımının da milyonlarca kişiyi yoksulluğa mahkum ettiğini hatırlatan Atalay, üretimin durmasının ve altyapının çökmesinin uzun yıllar sürecek krizlere yol açtığını bildirdi.
Atalay, barışın ve demokrasinin olmadığı bir ortamda işçi haklarının savunulamayacağını belirterek şunları kaydetti:
"Savaş sorumlularına karşı gösterilecek tepkinin dikkate alınmayan kınama mesajlarının ötesinde dünyanın her yerinde ortak bir sese ve somut adımlara dönüşmesi gerekmektedir. Barışı savunmak, insan onurunu korumak ve adaletsizliğe karşı sesimizi yükseltmek, aynı zamanda manevi sorumluluğunu taşıdığımız tarihsel görevlerimizden biridir. Sendikalar olarak gelecekte var olmak istiyorsak, bugün barış için tüm d��nyada sesimizi güçlü ve kararlı bir şekilde yükseltmek zorundayız. Savaşların bedelini emekçiler, dar gelirliler, kadınlar, çocuklar ve siviller ödemektedir. Yıkılan fabrikalar, kapanan iş yerleri ve yok edilen üretim alanları yalnızca ekonomik kayıp değil, aynı zamanda milyonlarca insanın onurlu yaşam güvencesinin ortadan kalkması demektir. Biz barışın ve demokrasinin olmadığı yerde işçi haklarından ve sendikal haklardan bahsetmenin mümkün olmadığını çok iyi biliyoruz. Yeni nesillerin savaş koşullarında değil, haklarını, demokrasiyi ve dayanışmayı öğrenerek büyümesini istiyoruz."
Mektubun son bölümünde ateşkes ve müzakere çağrısını yineleyen Atalay, küresel kurumların bir an önce harekete geçirilmesi yönündeki beklentisini şu sözlerle aktardı:
"Bir emek örgütü olarak savaşın daha fazla yayılmadan sona ermesi, dünyada barışın, enerji güvenliğinin ve istikrarın tesis edilebilmesi için itidal, ateşkes ve müzakere çağrımızı bir kez daha yüksek sesle dile getiriyoruz. İnanıyoruz ki ITUC ve ETUC, haksız ve hukuksuz çıkar savaşlarına, vicdanlarımızı yaralayan katliamlara, akıl dışı işgallere ve ekonomik yıkıma karşı inisiyatif almaları çağrısında bulunduğumuz başta Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği olmak üzere tüm ilgili uluslararası kurum ve kuruluşları harekete geçirecektir."
Türk Metal,
Fabrikadaki mesaisi bitip evine gittiğinde çocuklarına , evine karşı sorumluluklarını yerine getirmek için çalışmaya devam eden KADIN EMEKÇİLERİN derdiyle dertlenen,
Çalışma hayatına yeni girmiş, farklı bir dünyanın kurallarını anlamaya çalışan GENÇ EMEKÇİLERE biz yanınızdayız diyen,
Üyelerinin, çocuklarının gelişiminde verdikleri mücadelede, onları yalnız bırakmayan, onlara destek için sorumluluk alan, öğrenci yurtları açan,
Üyelerinin ailecek ceplerinden kuruş ödemeden,yurt içinde,yurt dışında, hem eğitim almalarını, hemde tatil yapmalarını sağlayan projeleri geliştiren,uygulayan bir sendikadır.
Yani Türk Metal, sadece üyesi olduğunuz bir sendika değildir.
ÜYELERİNİN YAŞADIĞI ZORLUKLAR KARŞISINDA , ONLARIN EN YAKIN YAŞAM ORTAĞI OLAN KARDEŞLER OCAĞIDIR.
Örgütlü olmak, sendikalı olmak önemlidir.
ANCAK TÜRK METALLİ OLMAK AYRICALIKTIR.
Kazasız belasız tüm ülkemize hayırlı haftalar.