“Herkesle çok iyi anlaşan, uyumlu” diye tarif edilen biri hakkında düşündüğüm ilk ve tek şey o kişinin ne kadar iyi ve sorunsuz olduğu değil, tam aksine her ortama göre şekil değiştiren, tavrı, tarzı ve kişiliği oturmamış bir kimse olması. Matematiği çok basit; herkes iyi değil.
Tunalı’ya yürüyerek indikten sonra eve dönmek için Cinnah yokuşunu çıkmam gerektiğini düşündükçe benim macron’dan neyim eksik diye kendimi motive ediyorum.
Berber aradı abi arabayla geleceksen dükkanın yolu kapalı almıyorlar haberin olsun diyor. Asıl sen gri pantolon, beyaz gömlek giydiysen cümbüşü seyreyle birader.
Bunları zamanında yapmayı/yapabilmeyi becerebilecek şanslı azınlıktansanız şayet-başarabildiyseniz 30’lu yaşlarınız daha huzurlu bundan da önemlisi daha gerçekçi geçiyor. Aslında bu huzuru sağlayan da gerçeğin kabul edilmesi.
Yaştan çok hayata hangi pencereden baktığınızla/bakmak zorunda kaldığınızla alakalı aslında bu olay. Herkesin hayat tecrübesi ve bunun sonucunda farkına vardığı gerçekler değişkenlik gösterir. Hayat bazı insanları istemeseler de daha çabuk büyütüyor bu yadsınamaz bir gerçek.
Bu gerçeğin depresyon dediğimiz olguya ulaşması ise hayat ritmimizi ne zaman oluşturduğumuz, insanın kendisiyle arasındaki engelin yine kendisi olduğu ve olduğun kişiden taviz vermeden kendi olmanın her zaman artı değer sağladığı gerçeğine ne zaman ulaştığımızla doğru orantılı.