"Mora'daki soykırım ancak öldürecek başka Türk kalmadığında sona erdi."
Yunanlar tarafından Türklere yönelik gerçekleştirilen Tripoliçe Katliamı - 23 Eylül 1821.
Unutmadık, unutturmayacağız 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Yok Edilen Türklük; Mora Türkleri
19. yüzyıl başında 90 bin Türk'ün yaşadığı Mora'da Türk nüfusunun orantısal yoğunluğu.
Doç.Dr. Metin Menekşe’nin araştırmaları Mora, Eğriboz ve ve Rumeli'nin Yunanistan'da kalan bölgelerinden İsyan sonrasında hayatta kalan Müslümanların sayısının ilk Osmanlı nüfus sayımına göre 14.836 olduğunu göstemektedir (Mora Katliamı ve Anadolu’da Yunan Mezalimi Sempozyumu (15–16 Kasım 2021) – Bildiriler Kitabı = Morean Massacre and Greek Atrocities in Anatolia Symposium (15 16 November 2021) – Proceedings Book, haz. Birkan Soykan – Uğur Cenk Deniz İmamoğlu, ed. Neşe Özden, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 2024. sf. 241).
Eğer 1831'de 14.836 Mora muhacirinin hayatta olduğu biliniyorsa, 90 bin - 14.836 (hayatta kalabilmek için mürted olanlar da hesaba katıldığında) hesabıyla 70–75 bin Türk'ün yok edildiği, yani Türk nüfusunun %80'den fazlasının soykırıma uğradığı tahmin edilebilir.
Yahu!
Genel itibariyle zaten temel bir Diskur ve Retorik sorunu var. Yav bu ülkede Anadil Eğitimi ve Anadilde Eğitim farkını bilmeyen milyonlar var!
İnsanımızla daha temel şeyi konuşamıyorsun, dehşet bir otosansür var. Videodaki adam diyor ya resmi 2. dil olsun, yasaktır hala.
Yani ya resmi 2. dil olacak yoksa yasak. Arada uçurum var! Bir şey dediğin an "ne yani yasak mı olsun dil?" diyecek. Kelime haznelerinden oluşan hapishane duvarlarına konuşuyoruz resmen.
Yav daha baştan "Faşist" kelimesinin anası sikilmiş memlekette. Ağzını açıyorsun faşist diyorlar, neye kime belli değil. Millet de gariban irkiliyor, "aman bana da demesinler! Bak anadilde eğitim falan bunlar biliyor herhalde ne dediklerini!" diyor. Ülkenin en aşırı sağcı ırkçı dedikleri partisi hala "Öcalan aslında Ermenidir" diye dolaşıyor. Bunu da Ermenilere ırkçılık diye değil, müslümanlık üzerinden yapıyor. Resmen bir ideoloji sikişmesi var. Bizim Kürdofaşizm konusunda X veya Boomer Kuşağıyla anlaşabilmemiz, anlatabilmemiz MÜMKÜN DEĞİL. Hem bu Diskur kümelenmesi, hem de dil bariyeri var.
Adam kadının yanında Zap Destanı marşı açıyor. Marşta Türklere şöyle soktuk, şöyle öldürdük, vay Mısto Kemal diye inletiyor, İzmirli platin sarı Teyze alkış tutuyor "ay ne güzel hep birlikte, keşke Demirtaş da görseydi ya" diyor. Ne diyeceksin amk? Cümle kurduğunda adam zıplıyor sırf Kürtçe diye mağdur oldum, Teyze saf tutuyor.
Yav yanımda kaç kere yaşandı bu kuşak iflah olmaz, ANLAMIYORLAR, kafa BASMIYOR. Herif yanımda dayıya Devşirme diyor, daha iyi müslümanız diyor, kızlarınız kötü yolda diyor, Doğuya gelin medeniyet görün diye medeniyetsiz demeye getiriyor yani bütün paketi döşeyip geçiyor. Dayı diyorum, anladın mı sana neler dediğini? Mal mal gözümün içine bakıyor. Ha anca anahtar kelime "PKK" diyeceksin, o zaman bir şalter atıyor ama onu da bilmiyorlar. KCK nedir, Kongragel nedir bilmiyorlar. Anahtar kelime olarak sadece, onu da yıllarca propaganda olarak yediği için.
Bi kere habitat bile bambaşka, adam KYK'da pkklılarla kalmamış, akademide bunların zorbalamasını yaşamamış, işyerinde uğraşmamış, bilmiyor. Ya daha birkaç yıl öncesine kadar 2+2=1 gibi Pankürdizmin temellerinden olan slogan bilinmiyordu, ben yeni anlatabildim. Çocuk diyor "aa abi, evin karşısındaki duvara yazıp duruyor bunlar bunu."
Bunların şehir efsanelerini bilmiyor, Kürdofaşizmin israilvari etnik-din anlayışını bilmiyor, ülkede nakşi mehdilerimiz niye hep aynı etnisiteden sorgulamıyor, Türkiyedeki ilk TV kanallarından olan PKK'nın Med Tv'si ne yayınlar yapmış, bi kuşak ne saçmalıklarla büyümüş bilmiyor. Beyni çürümüş o neslin, delirmişler. PKK'yı "hareket" diye sunan Gazetecisinden, "Apo Halk Lideridir" diyen sanatçısından, bizzat süreci yöneten siyasilere kadar.
Neydi? 1960; Batman'da Amerikalılar petrol arayacak diye TİP sömürge karşıtı miting yapıyor. Geliyoruz sene 2026; terör örgütü yeni anayasa çalışıyor. Abi şu deliliği dünyanın hiçbir yerinde anlatamazsın, kafayı yemişsiniz lan derler.
Bugün Türkiye'de bu konu hakkında konuştuğunuz her şey PKK diskuru içerisinde olmak ZORUNDA. İslamcı, Ülkücü, Solcu, Sağcı, Liberal - hepsi PKK'nın yani Kürdofaşizmin çizdiği söylem sınırları içerisinde tartışabiliyor ve başka fikir söyleyen herkesi "Irkçı" ilan ediyor.
Interesting, because Amazon would have me believing that in order to digitize a book you have to destroy the rare first edition version of it for your AI.
(thank you Internet Archive for archiving our internet and media <3, you are an invaluable resource)
Bakın salağa anlatır gibi bir örnek vereceğim, belki çürük kafanıza dank eder;
Bir gün trafikte bir park kavgası yaşadınız. Sövüşmeler falan derken karşı taraf telefonu çıkardı, "Kürt olduğum için" diye başladı video çekti. O birkaç saniye senin kaderini belirledi bile. Hemen Yeni Türkiye'nin pratik toplum sözleşmesi devreye girer; bahsigeçen ekosistem videoyu dolaşıma sokar, yüzbinlerce kişi anana avradına söverek adres sormaya başlar, Kürdofaşist çark işlemeye başlar. Arabaya geri dönüyorsun. Anaa bi bakıyorsun ki koca mecliste vekiller "bu ülkede Kürde park vermiyorlar!" diye nutuk atıyorlar, videodaki sıfatın A4 kağıdına basılmış kürsüden sallanıyor. Kıpkırmızı oluyorsun panikten. YouTube bildirimi! çok sevdiğin gazeteci günlük programında yine - ama konu sensin! Sıfatın ekranda, sana kayıyor. Bildirimler akıyor, Suavi Twitter'da paylaşmış bile şopla vampir dişleri falan eklemişler sana. Yorumlarda Zeynepler, Mustafalar "ben de Türk'üm ama bu şerefsiz gibi değilim" yazıyorlar. Aha Bakan açıklama yapıyor, "ülkemiz bölünemez" diyor. İdrak bile edemiyorsun olanları, elin ayağın titriyor. Anan baban ailen yazıyor arıyor o ara, çoktan dadanmaya başlamışlar bile, sosyal medyada her şeyleri paylaşılmış. Medyascope'da ruşen çakır ve cengiz çandar yayında; verilmeyen park yeri Kürdün anayasada verilmeyen hakkının sembolüdür diyor. Serbestiyetten yıldıray oğur; kart kurttan park purka... yazısı çıkmış. Kafayı yemek üzeresin, cama bir tıklama kafayı kaldırdın Emniyet müdürü. E sen çağırmadın polisi, çağırsan bu hızla ne zaman gelmiş? "Oğlum naptın lan!?" diyor panikle. Artık ağlamak üzeresin "abi naptım ya?" diyorsun. Meğer bakanından, beştepesine herkes arıyor müdürü fırça kayıyor. Ülke bölündü bölünecek! Hemen geç şuraya, kamera açılıyor; anlat faşist olmadığını hızlı hızlı. Müdürü de işinden edeceksin. Kafan dağılmış ama devlet adamı edasıyla konuşmaya çalışıyorsun; "Kürt Türk kardeştir, bu park bizi bölemez, egzozlar susmaz, farlar söndürülemez!" hemen hemen yayına verin, iş MGK'ya çıkmasa bari. Yemin billah ediyorsun abi bir daha mı bir daha, yaya gezerim de araba kullanmam diye. Denetimli serbestlikle gidiyorsun, birkaç sene daha sessizkten sonra ailene taciz duruyor tek tük tehdit edenler oluyor o kadar. Ara sıra mecliste vekiller biz biliriz zihniyetinizi unutmadık diye adını geçiriyor ama olsundu.
Şu senaryo yıllardır gözünüzün önünde bin kez yaşandı, bin kez kıl kıpırdamadı
Şerefli Türk askerinin şehit edilmesini bayram olarak kutlayan soyu bozuklara ses çıkmazken, yetkililer sürece karşı çıkan vatandaşları uyarıyor "Dilinize dikkat edin" diye. Milli manevi değerimize düşman namussuzlarla canımızı da alsanız kardeş olmayacağız.
Teröre kurban verdiğimiz canlarımızın aziz hatıraları cümle masivadan kıymetlidir. Diyeceği olan gitsin oraya konuşsun.
Bölücü terör örgütünün kahpe saldırısında şehit düşen Eren Bülbül ve ona siper olurken 41 kurşun ile şehit düşen Astsubay Ferhat Gedik'i saygı ve rahmetle anıyoruz.
Mekanları cennet, makamları âli olsun.
Gazilerin ve şehit yakınlarının meclise yaklaştırılmadığı dakikalarda mecliste pkklı şerefsizlerin nasıl serbest bırakılacağı tartışılıyor.
Ağladı diye soruşturma açmazlar inşallah.
İlteriş Vakfı’nı biliyorsunuz. Hani şu “çocuklarına Öz Türkçe adlar koyan” ailelere verdiği çeyrek altınlarla adından sıkça söz ettiren Türkçü, Turancı vakıf.
İşte o vakfın genel başkanı Kaptan Mustafa Can, uzun yıllardır tarikatların, dergahların, istismarcıların güdümünde olan İstanbul Ticaret Odası’na başkan adayı oldu.
Tek amacı da bastırdıkları ajandaya bile Atatürk fotoğrafı koymayan, not defterini bile işlerine gelecek “hadislerle” süsleyip yandaşlarına bastıran bu tezgaha çomak sokmak, yeniden Türk’e hizmet için temizlemek.
Bunu ancak Türkçü, Atatürkçü bir iş insanı yapabilir. O da Mustafa Can olarak görünüyor.
Türkçüler olarak desteğimizi esirgemeyelim. Kendisine elimizden ne geliyorsa yardımcı olalım.
❗️Neden İstanbul Ticaret Odası Başkanlığına aday oldum?
Çünkü; İstanbul Ticaret Odası, birkaç kişinin yönettiği değil, yüz binlerce üyesinin ortak aklıyla geleceğe yürümesi gereken bir kurum olmalıdır.
Yıllardır denizcilikten sanayiye, ilaç sektöründen turizme kadar farklı sektörlerde ürettim, yatırım yaptım, istihdam sağladım; Türk ulusunun menfaatleri doğrultusunda çalıştım, çabaladım.
Sahada çalıştım, risk aldım, kazandım, kaybettim ama hiçbir zaman üretmekten ve ülkeme hizmet etmekten vazgeçmedim.
Bugün İTO Başkanlığına makam için değil, değişim için adayım, bu düzeni değiştirmek için adayım.
Şeffaf bir yönetim, hesap verebilir bir anlayış, genç girişimcilere fırsat, kadın girişimcilere daha güçlü destek, KOBİ'lere gerçek çözümler, İstanbul ticaretini dünya ile rekabet edecek seviyeye taşıyacak projeler ve her şeyden önemlisi Türk Ulusunun çıkarları doğrultusunda hizmet etmek için yola çıktım.
Bu mücadele, gerçekten yalnızca benim mücadelem değildir. Bunun iyi bilinmesini istiyorum.
Bu, sesini duyuramayan her İTO üyesinin, değişim isteyen her tüccarın, sanayicinin, girişimcinin, kısacası her vatan evladının mücadelesidir.
Bu, kuruluşunda tek bir Türk’ün yer almadığı, 1923’te Atatürk’ün yaktığı ateşle Türkleştirilen ancak günümüzde ne Atatürk’ü ne de Türk’ü akıllarına getirmeyen İstanbul Ticaret Odası'nı yeniden üyelerinin, yeniden bu ülke evlatlarının odası yapma mücadelesidir.
Bu, Türk ulusu için bir mücadeledir.
Gelin, şahsi menfaatlerin odak noktası haline getirilen İstanbul Ticaret Odası’nı yeniden yüce Türk devletinin ve yüce Türk ulusunun çıkarları doğrultusunda hareket eden, tek amacı bu aziz millete hizmet etmek olan bir yer yapalım.
Desteğiniz, sadece bir adaya değil; daha güçlü, daha şeffaf ve daha adil bir İstanbul Ticaret Odası’na verilmiş destek olacaktır.
Birlikte başaracağız! Bizi yalnız bırakmayın…
Insta’ya attım ama orada kalmasın.
Türkiye’de entelektüel içeriğin kamusallaşması adına müthiş bir hizmet gören @Omnibus_live 5 yaşında! @jeandpardaillan hocamız Ottoman History Podcast’ten bu yana yaptığımız/yapacağımız pek çok işe ilham kaynağı olmaya devam ediyor.
Nice beş yıllara…