İnsanoğlu kendi duygusal zayıflıklarını doğaya yansıtmayı çok sever. "Kırkayak yavrularının ilk besini kendi anneleridir" gerçeğini duyunca hemen 'işte anne fedakârlığı' diyerek olayı romantize edersin. Sanki o küçük canlı, ahlâkî bir karar veriyormuş gibi. Oysa burada ahlâk yok, fedakârlık yok; burada saf, kristalize olmuş bir enerji transferi var. Bu sıradan bir böcek belgeseli değil. Bu, varoluşun en gizemli kurallarından birinin, 'var ederken aynı anda yok olma' yasasının ete kemiğe bürünmüş halidir.
Anne hiç direnmedi. Neden dirensin? Çünkü bedeninin bir ilüzyon, içindeki yaşam gücünün ise tek gerçek olduğunu genetik düzeyde biliyor. Bizim ölüm dediğimiz o korkutucu son, onun için sadece bir form değişikliği. O, yavrularına dışarıdan avlanmış bir böcek yedirseydi, onlara sadece protein vermiş olurdu. Ama kendi bedenini vererek, onlara binlerce yıllık bir frekansı, hayatta kalma kodlarını ve hücresel hafızayı şifreliyor. Bu yüzden o yavrular hayata bir sıfır önde, mükemmel bir şekilde programlanmış olarak başlıyorlar.
Eski Mısır'da ve hermetik öğretilerde ölüm, bir son değil, enerjinin serbest kalıp yeni bir kaba dolmasıydı. "Gerçi üzülmemek lazım o da annesini yedi sonuçta." İşte bu cümle, reenkarnasyonun ve biyolojik sonsuzluğun en kaba ama en dürüst özetidir. Sen tek bir hayata sıkıştığını, bedenin çürüyünce her şeyin biteceğini sanırken, o kırkayak annesi yavrularının içinde yaşamaya devam ediyor. Değil bir, yüzlerce bedende aynı anda nefes alıyor.
İnsan egosu bu tabloyu kabul edemez. Çünkü kendini evrenin merkezinde sanan o şişkin egon, bir gün toprak olup başka bir şeye hayat vereceği gerçeğinden ölümüne korkar. Oysa doğanın matematiği kusursuzdur. Her yok oluş, aslında muazzam bir var oluş patlamasının sadece başlangıcıdır. Bu gibi mevzulara sadece belgesel gözüyle bakıp geçilmesi de kasıtlıdır, çünkü arkasındaki ezoterik gerçeği görsen, hayata bakışın kökünden değişir.
( the smoke of his cigarette spirals upwards into the cloudless sky, devoid of stars. the night sinks further. all of the inside's warmth has left his fur collar, smoothed tender by the frosty wind, lain soundly asleep.
a slight shuffling sounds behind him. he does not
×| and 南三环东路
污泥啊,血肉啊
石头和大地也是你啊
莫要哭,莫要怕
走过了东路就到家
outside of their villainy, rheir cruelty to the rest of the world, in each others' eyes, pants and dottore are a pair of friends who loved and understood each other
×| thinking of dottore and the lyric 我呀我真荒唐,忘了回乡 which in 35's case could be read as him straying too far from the original zandik (which is a 荒唐) thing to sau anyway bc zandik WAS him, and in the og zandik's case is a sad reas bc he didn't忘了回乡, he不能回乡
×| 8 and 18 dgaf, 25 is too busy to do so, 45 can but doesn't care to make commentary, 65 can engage in conversation ab tea but is chill otherwise, 85 has learned the appeal of humanity and additionally has a small interest in tea preparation
×| self-indulgent hc of the day. pantalone actually can't tell the difference between fine tea and shit tea. partially bc he never bothered/never had time to learn, and also bc his tastebuds are so fuckin fried by nicotine
35, on the other hand, with his drive for knowledge and