Amerikalı gazeteci Abby Martin’den muhteşem çıkış;
“İsrail’de hayatın her kesiminden insanlarla konuştum. Onlar, ‘Tüm Filistinlileri öldürün, onları bombalayın. Nükleer bomba atın’ diyorlar.
İsrailli toplum tamamen faşizme kaymış durumda. Sanki 1930’ların Berlin’i gibi.”
Bütün dünya bu vahşi kafayı tanımalı!”
İnsan bilmediği konuda susmasını bilmeli. Benim her zaman yapabildiğim bir şey değil. Heyecanla dalıyorum, fikir belirtiyorum bazen. Bir müddet sonra fikrimin yanlış olduğunu farkediyorum. Sonra demek ki çok da büyük sallamamak lazım diyorum. Nasreddin Hoca misali göle mayayı ya tutarsa diye çalmaya benziyor bu. Bir işte uzman olmasam dahi yaparım ben bunu, kıvırırım bir şekilde diye düşünerek işe girişiyorum. Göl normalde maya tutmaz ama ya o bir sefer tutarsa? Belli olmaz, Allah Kerim. En fazla deneyim kazanır yeni bir şeyler öğrenir sonra işime bakarım diye düşünüyorum. Genelde kaybetmek beni bu anlamda üzüyor. Kazanmak insanın elbette hoşuna gider ama kazanç beklentin yoksa dahi en azından kaybetmesem diyorsun. En kötü ihtimalle elindekiyle devam edersin, tecrübesi de yanında senin olur mantığı. Ama kaybedince işin rengi değişiyor sanırsam. Her şeyde bir hayır vardır.
Bu yüzden Amerika’yı seviyorum. Öpüşsen de sevişsen de başkalarını ellemediğin sürece karışan yok. Kendi haline takılıyorsun. Ne var öptüyse? Sana ne? (Fazla abartmayalım, public indecency diye bir şey burada da var, ancak genelde zararı olmayana karışmıyorlar.)
ABD medyasında okumuştum.
Netanyahu son görüşmesinde, İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın bu paylaşımında geçen ifadeleri Trump’a aynen söylemiş. Türkiye’yi şikayet etmiş.
ABD’liler de İsrailli muhataplarına demiş ki..
“İsrail’in aksine; Türkiye orada Suriye’nin rızası ve davetiyle bulunuyor.”
“Ateşkes” başlayalı neredeyse bir yıl olacak. Yerle bir edilen Gazze’ye, enkazları kaldırmak veya cesetleri çıkarmak için neredeyse hiç ağır iş makinesi girmedi. Ateşkes antlaşmasında İsrail, bu makinelerin girmesine izin vermeyi taahhüt etmişti ama kimsenin umurunda olmadı. İsrailli rehinelerin cesetlerini aramak için giren araçlar, bulduktan hemen sonra çıkarıldılar. Ancak Gazze’yi yıkmak için hâlâ yüzlerce iş makinesi her gün çalışıyor. Üstelik bunu İsrail devleti değil, askerî koruma altında faaliyet gösteren İsrailli sivil şirketler yapıyor. Bir sonraki adımda bu şirketler Gazze’de inşaata başlayacak ve yerleşimci teröristleri buralara taşıyacaklar.
#GazaGenocide
Bazen kendi hayatıma bakıyorum ve diyorum ki bir çocuğum olsa ben bu yaşantımla onu nasıl dindar yetiştiririm, ona nasıl Allah peygamber ogretirim, vebali çok ağır olur diye…
Bu yaşta cuma namazını kaçırdığı için gözyaşı döken bir evladımızı görünce insan gelecek nesillere daha bir ümitle bakıyor. Rabbim bu güzel hassasiyetini, temiz kalbini ve inancını daim eylesin.
Öfke, stres ve geçmişe yönelik olumsuz düşünceler beni daha fazla olumsuz davranışa ve nefsimin boyunduruguna itiyor. Nefsim aziyor genelde bunlardan sonra.
Bazı insanların vakari ve durusu bende hayranlık uyandırıyor. Cumhurbaşkanı bunlardan bir tanesi. Bende o vakar ve agirbaslilik yok mesela. Siyaseten eleştirsem de büyük bir saygım var.
Çok anlamadığın işte çok iddialı olmayacaksın. Yoksa dönüp dolaşıp işler sarpa sarınca çok ağlarsın. Bazen kendime soruyorum “can do” mindset’in sınırları nedir diye, ya da var mıdır acaba. Dönüp dolaşıp genelde olmadığına kanaat getiriyorum. Deniyorum, oluyor veya olmuyor ama her halükarda ağlıyorum. Yine de denemekten vazgeçmeyeceğim sanırsam.
İnsan özlemden yapılma bir varlıktır. Ötede bir şeyi özlemek aslında rahatlatıcıdır: Bir yerde bizi bekleyen bambaşka imkanlar ve insanlar olduğu düşüncesi bugünün sisini dağıtır ve bize berrak bir gökyüzü vaat eder.