Anjel Dikme: Suç ve Ceza
🔶 Nisan …
Yas ayı…
Mezarsız ölülerimizin yasını tuttuğumuz bu günlerde, ayın birinden beri dünyanın her yerinden yeni kayıplarımızın haberleri yağdı üzerime…
Kimi Amerika’da, kimi İstanbul’da , Alfortville’de kimi…
Sılaya hasret göçenlerin acısıyla başbaşa kalmak, taşıması ağır, ayrı bir yük kalan ömrümüze.
Yaşayanlar bilir bunu…
https://t.co/tTNdiyZJX9
Çoğunluktan farklı olmak
🔶Plinius’un dediği gibi, herkes kendisi için bir derstir; elverir ki insan kendini yakından görmesini bilsin. Benim yaptığım, bildiklerimi söylemek değil, kendimi öğrenmektir; başkasına değil, kendime ders veriyorum.
Montaigne’nin Denemeler’inden alıntıladığım bu satırlar benim, bir şeyleri birilerine aktarmak, anlatmak istememdeki motivasyonumun tanımıdır.
RASTÎ sayfasına kalemimle ilk kez buluşacak olan okuyucular için bu kısa açıklama yazısını not düşmek istedim.
Anjel Dikme yazdı:
https://t.co/ix36WoL1ll
💉⚖️ #Transparence sur les contrats d’achat #Covid19
Par notre #actionCollective, le Tribunal de l’Union européenne a condamné 👨🏻⚖️ la Commission #vonderLeyen_1 à révéler les contrats en cessant de cacher les clauses indemnitaires, ainsi que les noms des négociateurs.
👉 Nous représentions alors 2.089 citoyens ✊✊ devant le Tribunal en première instance.
Aujourd’hui, la Commission #vonderLeyen_2 fait appel et intente, en plus, un référé dans le but de ne pas communiquer les noms des négociateurs.
C’est son droit plus absolu que d’épuiser toutes les voies de recours à sa disposition.
Mais que la @EU_Commission ne compte pas sur l’épuisement des citoyens :
👉 Grâce aux interventions volontaires en cours, ce sont plusieurs milliers de citoyens ✊✊✊ qui vont exercer leur droit à la transparence devant la #CourDeJusticeUE 🏛️
📢🔔 C’est une situation inédite : il y aura encore plus de citoyens représentés en appel qu’en première instance.
Que la @EU_Commission ne s’y trompe pas :
Plus elle s’enfoncera dans son opacité, plus nous réclamerons Justice.
https://t.co/35HayF1fYA
Aucun média français ne dit la vérité ! Sur ce qui ce passe ! Merci de partager : Ce qui se passe en Serbie est irréel mais pas relayé par les médias...
1 607 329 téléphones portables connectés aux stations des opérateurs mobiles dans les quartiers du centre de Belgrade.
Manifestation monstre contre le pouvoir mondialiste corrompu.
Bazen çok değer verdiğiniz insanlarla ilgili kötü şeyler duyduğunuzda toptan reddeden bir konum alabiliyorsunuz. Bu nedenle Muazzez İlmiye Çığ ve HZİ Vakfı meselesini tek tek yazmaya ve neden kendisini asla sevmediğimizi anlatmaya çalışacağım:
- 1971'de bir vakıf kuruluyor. Adı HZİ Vakfı. Kurucuları arasında bugün ölen Muazzez İlmiye Çığ ve kardeşi Turan İtil var. Turan İtil bu vakıf için kritik önemde bir kişi. Almanya ve sonrasında ABD'de nöropsikiyatri üzerine akademik faaliyetlerde bulunuyor. LSD deneyleri, zihin kontrol deneyleri derken ABD Gıda ve İlaç Dairesi'nin yanı sıra toplumun tepkisi nedeniyle Türkiye'ye geliyor. Neyse bu vakıf 1974'ten itibaren yaptığı çalışmalarla bilimsel çevrelerde adını duyuruyor. ABD'de insan sağlığına olumsuz etkileri saptandığı için deneyleri yasaklanan bazı ilaçları Türkiye'de insan denekler üzerinde kullanıyorlar. Çünkü Türkiye'de yaşayan insanların canı ABD'dekiler kadar değerli değil.
- Vakıf, çalışanların sosyal bağlantıları aracılığıyla para karşılığında lise ve üniversite çağlarındaki gençleri deneylere ikna ediyordu. Ayrıca ordudaki generallere düzenli olarak sunum yapıp siyasi mahkumlar üzerinde deney yapmanın yollarını arıyorlardı. Özellikle darbe sonrasında hapisteki devrimcileri ve bazı ülkücüleri bu "deneylerde" kullanıyorlar. Kimi yerlerde mahkumlara söz geçiremiyorlar ama kimi yerlerde askerlerin yardımıyla zorla imzalattıkları beyan formu ile deneyler yapıyorlar. Deneyler çoğunlukla HZİ Vakfı'nın Gayrettepe'deki ofisinde yapılıyor. Ayrıca 1983 yılında Ayhan Songar'ın bazı deneyleri Cerrahpaşa'da yaptığı da söyleniyor.
- Darbeden 4-5 yıl sonra artık HZİ vakfına duyulan şüphe artıyor. Nokta Dergisi 1985 yılında vakıf tarafından denek olarak kullanılan 2 gençle röportaj yapıyor. Gençler 8 hafta boyunca farklı dozlarda bir ilaç verildiğini söylüyor. Nokta Dergisi'ne konuşan gençler 3 bin lira gibi bir para aldıklarını söylemişler. Gençleri vakfa getiren arkadaşları ise şu ilginç bilgiyi veriyor: "Benden sağlıklı ve asabi genç getirmemi istediler."
- Gencin aktarımı ilginç çünkü deneylerin sürdürücüsü olan Turan İtil ve Ayhan Songar komünizmin ve faşizmin bir tür rahatsızlık olduğuna inanıyor. Bu iki "hoca" Türkiye'de bu çalışmalarına meşru bilimsel zemin hazırlamak için "Türkiye’de Teröristlerin Rehabilitasyonu Uluslararası Sempozyumu" tarzı etkinliklerde boy gösteriyor. Hatta Songarla birlikte çalışan Nevzat Tarhan, çalışmaların sonucuna dair Ayhan Songar'ın "Sağcılar geri zekalı, solcularsa anti-sosyal ve psikopat çıktı" dediğini söylüyor. (Bu arada Sedat Peker, Nevzat Tarhan'ın SADAT'a psikolojik harp konusunda danışmanlık yaptığını iddia etmişti. Tarhan'ın bu iddiayı yalanlamasının ardından Peker, Tarhan'ın SADAT hissedarı olduğunu gösteren bir belge paylaşmıştı.)
- Vakıf 12 Eylül sonrasında Mamak, Metris, Erzurum gibi cezaevlerinde bazı siyasi tutuklulara deney yapıyor. Kimi tutuklular cezaevinden alınıp İstanbul'daki merkeze getiriliyor. İstanbul'daki klinikte o dönem pek çok sağlık merkezinde olmayan ileri teknoloji ekipmanlar var. Vakıf merkezinin ABD'de olduğu da herkes tarafından biliniyor. Hal böyle olunca kamuoyu yavaş yavaş tepki göstermeye başlıyor. 1990'a gelindiğinde ise Dev-Sol Gayrettepe'deki vakıf merkezini bombalıyor. Örgüt, yaptığı açıklamada insana saygı duymayan ve kobay gibi kullanan CIA bağlantılı bir merkezi bastıklarını belirtiyor.
- Saldırıdan sonra Turan İtil, pılını pırtını toplayıp ABD'ye gidiyor ve ordu ile daha önce yaptığı çalışmalarına burada devam ediyor. Muazzez İlmiye Çığ ise Türkiye'de kalıp kendi alanındaki çalışmalara devam ediyor. Yönetim Kurulu Başkanı olduğu vakfın bu faaliyetleri nedeniyle yargılanmıyor. Bu faaliyetler kendisine sorulduğunda ise yasadışı bir şey yapmadıklarını her şeyin kurallara uygun olarak yapıldığını, insanların deneylere kendi istekleriyle katıldıklarını söylüyor. 1984'ten sonraki iddialar üzerine Sağlık Bakanlığı inceleme başlatıyor. HZİ Vakfı'nın faaliyetlerinde sakıncalar bulunuyor fakat bunu önleyecek yasalar olmadığı iddiasıyla konu kapatılıyor. 2011 yılında ise İtil aleyhine bir suç duyurusu yapılıyor. Yapan 12 Eylül'de idamla yargılanan Ülkücü Recep Küçükizsiz. Bu davadan da sonuç çıkmıyor.
Sonuç: Şimdi büyük sümerolog dersiniz aydın dersiniz vs. sıfatı ne olursa olsun kurduğu vakıf aracılığıyla 2700'ü mahkum 5 bin insan üzerinde insan sağlığını riske atan deneylerin yapılmasına ön ayak olmuş bir insan var. Deneylerin asıl sürdürücüsü kardeşi Turan İtil fakat Muazzez İlmiye Çığ, bu deneyler yapılırken vakfın başkanı ve bu durumdan rahatsız değil. Sonrasında da deneylerin kurallara uygun yapıldığını iddia ediyor. Yani sevgili dostlar sizin birtaneniz bir işkence merkezinin kurucusu. Neresinden tutup seviyorsunuz bilmiyorum fakat ben burasından tutup kendisini tarih önünde mahkum ediyorum. Çünkü kendisini hukuken mahkum edebilecek bir yargımız yoktu.
Tweet genelinde geçtiğini söylediğim belgeler, röportajlar, aktarımlar ve iddiaların kaynakları:
https://t.co/52fChguFuR
https://t.co/OTgthAJC4X
https://t.co/ySlF36xtgi
https://t.co/qacKgGC5OS
https://t.co/9TYrzqX6Vm
https://t.co/rQ287CiubN
https://t.co/WpZqc5ZRCo
🇮🇶 Souvenez-vous des 19 jeunes filles yazidies qui ont été brûlées vives dans une cage en fer par l’État islamique pour avoir refusé de se convertir à l’islam et de devenir esclaves sexuelles.
Avant de les tuer, les islamistes les ont fait défiler dans les rues de Mossoul, en Irak. Personne n'a tenté de les arrêter !
@PsyGuy007 C'est dommage de nous priver des valeurs humanitaires de l'#ISLAM Voici la photo prise pendant cette petite fête.
Les #musulmans modérés ont fait des bouchons dans toutes les plus grandes villes du monde pour condamner ces actes de réchauffement climatique.
🤔 Ca doit être une iA ⁉️
@MichelBarnier n’a pas pu dire cela sans qu’il n’y ait eu de réactions ⁉️
Rassurez-moi‼️👀
Mais écoutez bien jusque la fin…
Sommes nous arrivés à faussement imiter notre vie, concevoir d’imiter une fausse Liberté ⁉️🤔😖
Narin hâlâ kayıp!
Diyarbakır'da 8 yaşındaki Narin Güran'dan dün öğle saatlerinden bu yana haber alınamıyor. Evine üç kilometre mesafede terliğinin bir teki bulunan Narin Güran'ın kaçırıldığı şüphesi üzerinde duruluyor.
Lütfen paylaşın.
#NarinGüranNerede
Prisonnier politique de la dictature d’Aliyev pour avoir été un démocrate.
Arkadi Ghukasyan, homme d’Etat arménien 🇦🇲 artsakhtsi, né en 1957 à Stépanakert, capitale de l’Artsakh/Haut-Karabagh, a consacré sa vie à défendre sa patrie.
Diplômé en 1979 de la Faculté de langue et littérature russes de l’Université d’Etat d’Erevan 🇦🇲, il commence sa carrière en tant que journaliste, correspondant du journal « Azad Artsakh », et en devient le rédacteur en chef en 1981.
Il est élu en 1991 au sein du premier Parlement de l'Artsakh.
Il occupe le poste de conseiller politique du Président de la Commission de défense.
Il dirige pendant son mandat la délégation de son pays aux négociations de l’OSCE, pour obtenir un accord de paix avec l'Azerbaïdjan, sous les auspices du Groupe de Minsk.
Membre du Conseil National de Sécurité, il est nommé en 1993 ministre des Affaires Etrangères, et est élu le 8 septembre 1997, 2ème Président de la République du Haut-Karabagh.
En 2002 il est réélu Président, pour un second mandat de 5 ans.
En 2003 l'Université d'État d'Artsakh le nomme Docteur honoris causa et le fait membre de plusieurs facultés de sciences politiques et études internationales.
Il se voit décerner le titre de Héros de l'Artsakh, la plus haute distinction de la République.
En 2009 il est nommé ambassadeur extraordinaire et plénipotentiaire de la République d'Arménie.
Marié, père de 2 enfants il est arrêté le 3 octobre 2023 par les forces azéris 🇦🇿 après avoir subi 10 mois de blocus aux côtés de son peuple.
Sa libération ainsi que celle de tous les #otages et #prisonniers des geôles 🇦🇿 doivent être une priorité pour toutes les démocraties
#COP29 #StopGreenwashGenocide #FreePoliticalPrisoners
Ruben Vardanyan dreamed of making the world a better place for all by putting values and principles first. Help him keep that dream alive by signing a petition of support for his and the other Armenian political prisoners being held illegally in Azerbaijan.
Lend your voice to help free Ruben Vardanyan and all other Armenian prisoners.
Sign the petition at https://t.co/8Wk0npsJOv
Ben Sivas’ta doğmadım, Sivas benimle doğdu. Ben Sivas’ta insanları yakmadım, İnsana benzeyen yaratıklar Sivas’ı yaktılar.
GÜRÜNLÜ Setrak’ın küçük oğlu Arto