Emin olun sinirden değil en gerçekçi şekilde yazıyorum.
Şu an dönen dolaplar, borsamızın ve finansal tarihimizin en organize ve en ahlaksız yağma hareketidir. Yatırımcının alın terine çöken, kuralları hiçe sayan bu sistemli açgözlülük bence tam anlamıyla bir kansızlık örneğidir.
Fon skandalına oluşan kamuoyu tepkisini hala analiz etmekte zorlanan kişiler görüyorum.
Cidden algı doktorluğuna çok alışmış ve halkla ilişkisi tamamen kopmuş bir takım tipolojiler var.
Son model araçlarınızdan inip halka karışın biraz.
Fon olayı gösterdi ki, Türkiye'nin sorunu, bir türlü ölmek bilmeyen emekliler, ya da iş beğenmeyen gençler değil; Ülke kaynaklarını sömüren hırsızlardır.
Fon meselesi işin hikaye kısmı...
Asıl enkaz borsanın tamamına yayılmış durumda...
BİST şu anda 3 yıl geri gitti bakın 3 ay değil 3 YIL...
Para piyasası fonları hariç hisse senedi yoğun fonların hepsi doğal olarak bundan etkilenecek...
Fonlar falan değil mesele. Fon ile uzaktan yakından alakası olmayan ülkenin sermaye piyasaları ve en değerli şirketleri eriyor...
Oluşan hasar depremi fersah fersah geçmiş durumda şu anda...
Mesele öyle 200 - 300.000 yatırımcı meselesinin çok ötesinde 8 milyon yatırımcıyı ilgilendiren bir durum söz konusu...
O yüzden beni kurtarın devlet bana para versin saçmalıklarını geçerek tümden ve mantıklı bir çözüm aramak zorundayız...
#bist100
Bu ülke çok yolsuzluk gördü çok hırsızlık gördü. Bir çok hükümet, bir çok belediye bu vurgunlara dahil oldu ve genelde ihalelerle, kapalı kapılar arkasında kamu üzerinden yaptılar vurgunlarını. Vatandaş dolaylı olarak soyuldu hep.
İlk defa muazzam bir organizasyon ile direkt vatandaşın cebinden parası çalındı.
Soyguna uğrayanlar arasında bu soygunculara çok güvenen ciddi büyüklükte kitle de var. İnşallah bu ders olur da artık kimlere güvenmemek gerektiğini anlarlar.
Ekonomi yönetimi bugüne kadar pek bir adım atmadığından, krizin bir tercih olduğu anlaşılıyor. Geri alımı teşvik edici bir kaç düzenleme, liyakatlı bireyler kamu kaynağını kullanıp clawback ile geri toplamayı tercih etmek, krizin ilk günü alım yapan Varlık Fonunun tekrardan alım yapması, öst tarafında bazı teşvikler.
Tercihen büyük bir reset, bu kadar başıboşluk bir kırılma yaratmış oldu. Devlet gelip borsadaki insanları kurtarmak zorunda değil, fakat aksiyonsuzluğun daha da beslediği bir panik ortamı kırılma yaratıyor.
Bu yaşanan panik ve likidite krizi kötü bir yönetimin sonucu değil, böyle olması tercih edilen bir kararın sonucu gibi geliyor bana.
Neden dünyada ortalamada enflasyon %3 civarında da Türkiye'de %3 olamıyor diye hiç düşünmüyor musunuz?
Allah'ın size verdiği aklı kullanıp neden Türkiye'de enflasyon Ruanda, Malawi gibi ülkelerden daha fazla diye sormuyorsunuz?
Bu artan petrol fiyatları sadece Türkiye'de mi artıyor?
Ondan önce COVID sadece Türkiye'de mi vardı?
Neden sadece "malum şer odakları yüzünden oluyor", "siyonistler yüzünden oluyor", "dış güç odakları yüzünden oluyor" gibi saçma sapan şeylerle kendinizi kandırıp verileri görmezden geliyorsunuz?
Allah size akıl vermiş.
Kullanmak istemiyorsunuz.
Sonunuz iyi değildir.
Ülkemin ve ülkemin borsasının bu fonzi dalkavukluğuna meze olmasından dolayı büyük bir hüzün duyuyorum!
Borsada çöküş sürüyor ve faturayı yine fonzi olaylarına bulaşmamış masum bireysel yatırımcılar ödüyor.
Alın teriyle parasını kazanan, parasından zar zor birikim yapan ve bu birikimlerini Türkiye borsasındaki gelecek vaadeden şirketlere yatıran yatırımcılar hiçbir suçları olmamasına rağmen acı çekiyorlar.
Manipülatif hisse senedi fonlarına yatırım yapanlar bu riskleri biliyorlardı ve bir risk alarak bu fonlara girdiler. Bazıları çok iyi paralar kazandılar bazıları da geç girdikleri için paraları içerde kaldı.
Yani o tarafta net bir riskli alan vardı ve sonucu da oldu.
Bir de hiç bu riskleri almadan adil değerinin altında fiyatlandığını düşünen şirketlere yatırım yapan yatırımcılar var. Bunların aldığı yüksek bir risk yokken yine de mağdur durumundular ve bazıları borsadan soğudu bile.
Borsadaki duruma dair çarpıcı bir bilgi. BIST-100 endeksi, art arda altıncı haftasını da düşüşle kapatmak üzere. Bu da, 2008 Şubat ayından bu yana görülen en uzun haftalık düşüş olacak. 18 yıl!
Borsa İstanbul'da dün derinleşen satış için çok yazıldı çizildi. Şahsi yorumum;
BORSA İSTANBUL'DA İKİNCİ KRİZ: ARACI KURUMLARIN SERMAYE YETERLİLİĞİ BASKI ALTINDA!
20 Ekim 2026 tarihli SPK kararlarıyla Alnus Yatırım, Bulls Yatırım ve Pusula Yatırım'ın sermaye piyasası faaliyetleri 21 Ekim itibarıyla geçici olarak durduruldu. Daha önce Tera Yatırım'ın faaliyetleri de durdurulmuştu.
Bana göre birbirini tetikleyen sorunlar zinciri yaşanıyor;
1. SORUN: MÜŞTERİ ÇIKIŞLARI
Yatırımcılar varlıklarını satıyor veya hesaplarını başka aracı kurumlara, özellikle banka aracı kurumlarına taşıyor. Bu durum bazı kurumlarda likidite ve fonlama baskısını artırıyor!
2. SORUN: BANKALARIN KREDİLERİ GERİ ÇAĞIRMASI
Bankaların aracı kurumlara kullandırdığı kredilerin geri çağrılması veya limitlerin daraltılması, kurumların nakit ihtiyacını artırıyor!
3. SORUN: KREDİLİ İŞLEMLER VE TAHSİLAT RİSKİ
Bir çok hissede son bir ayda %50'yi aşan değer kayıpları yaşandı. Aracı kurumların müşterilerine kullandırdığı krediler ve gün içi işlem limitlerinden kaynaklanan riskler büyüyor.
Taban serileri nedeniyle pozisyonların kapatılamaması, bazı müşteri hesaplarında negatif özkaynak ve tahsilat riski doguruyor!
4. SORUN: ÖZKAYNAK ORANI VE SERMAYE YETERLİLİĞİ
SPK, kredili işlemlerde özkaynak oranını %35 'ten %20'ye kadar düşürdü.
Ancak bu düzenleme aracı kurumların kendi sermaye yeterliliği yükümlülüklerini azaltmıyor.
Sektörden aldığım bilgilere göre bazı kurumlar müşteriler için özkaynak oranını %70'e kadar yükseltmiş durumda!
Bunun anlamı ne?
Kredili yatırımcıların daha fazla teminat yatırması veya pozisyonlarını azaltması yani satması isteniyor!
Bir kısır döngü yaşanıyor!
Piyasa düşüyor.
Hisseler düştükçe kredili hesapların özkaynak oranları geriliyor.
Özkaynak oranları geriledikçe aracı kurumlar teminat talep ediyor, kredi limitlerini azaltıyor veya pozisyonları tasfiye etmeye çalışıyor.
Satışlar piyasadaki düşüşü derinleştiriyor.
Fiyatlar yeniden düşünce başka hesaplarda da teminat açığı oluşuyor.
Üstelik pozisyonların satılamadığı veya satış bedelinin kredi borcunu karşılamadığı durumlarda aracı kurumlar tahsilat riskiyle karşılaşıyor.
SPK fon tasfiye sürecine odaklanırken, aracı kurumların bilançolarında büyüyen riskleri gözden kaçırmamalı.Aracı kurum yöneticilerini olağanüstü toplantıya çağırmalı ve sektörün kredi riskini, sermaye yeterliliğini,teminat yapısını veya olası tahsilat sorunlarını kurum bazında masaya yatırmalı.
Bana göre bu aşamada mesele yalnızca fonları tasfiye etmek değil, fon krizinin aracı kurumlar üzerinden daha geniş bir finansal krize dönüşmesini önlemek!
ABD’nin İran’a saldırmasının maliyeti 45 milyar dolar civarı.
Bizim bu yaşadığımız krizin sadece borsadaki erime maliyeti 165 milyar dolar.
Biz kimle savaşıyoruz…