Kabul etmek, biteni değil başlayanı ifade eder. İpek Sinem Okuyucu, "Kabul ve Amor Fati Üzerine" yazısında kabulün kelime kökeninden Stoacı "amor fati" felsefesine, Jung'un karanlık-ışık dengesinden sosyal uyuma uzanan bir yolculuğa çıkarıyor.
https://t.co/3ripL3dIa4
Kabul etmek, biteni değil başlayanı ifade eder. İpek Sinem Okuyucu, "Kabul ve Amor Fati Üzerine" yazısında kabulün kelime kökeninden Stoacı "amor fati" felsefesine, Jung'un karanlık-ışık dengesinden sosyal uyuma uzanan bir yolculuğa çıkarıyor.
https://t.co/3ripL3dIa4
Mizah suç mu, sanat mı? 12,5 milyon izlenen bir stand-up gösterisi ülkeyi ikiye böldü, Deniz Göktaş tutuklandı. İpek Sinem Okuyucu, ifade özgürlüğü, hukuk ve mizahın sınırlarını kaleme aldı: "Deniz'leri de artık serbest bırakalım."
https://t.co/MTRF8mRwBO
Daha önce de söylemiştim, bu ülkede şu an Ateist, Deist ve Agnostiklerin oranı %50’den fazladır. Birçoğu söyleyemiyor elbette çünkü kimi ailesinden korkuyor, kimi mahallesinden korkuyor, kimi ticaretinden korkuyor, kimi de kendine itiraf etmekten korkuyor.
Bu oran giderek de artacaktır. Tarihin son 500 yıllık akışı bu yöndedir ve ülkedeki ortam da buna fazlasıyla çanak tutmaktadır.
Din kimseye zorla kabul ettirilecek, zorla sevdirilecek bir şey değildir.
Dindarlar iyi insan olmak için çabalamadığı sürece de hiçbir zaman dinlerini kimseye anlatamayacaktır. Bütün çabaları ters tepecektir.
Önce kendiniz iyi, doğru, dürüst, merhametli, şevkatli, güvenilir, yardımsever olacaksınız ki başkaları da size baksın ve inancınıza sempati duysun.
Bunları bir Müslüman olarak söylüyorum. Tarihe not düşmüş olayım.
Bir tane 70 üstü tanıyorum, çok aklı başında. Arkadaşım, amcam, akıl hocam diyebilirim. Kalanı genelde gerçekten zaman öldürmekten başka bir halt yemediklerinden boş boş hikayeler anlatıyorlar😂 He deyip geçiyoruz😅
Bayramda farkettigim bir hususta şu:
Anadolu insanının 70 den sonra kafa gidiyor. Ya abidik gubidik konuşmaya başlıyorlar, ya da çocuklara sarıyorlar.
Sebeplerine detaylı bakarsak: sosyallikten uzak yaşam, sadece evde TV izleme gibi hususlar sanırım.
Atatürk’ün gençliğe hitabesinden bir kesit bugünleri anlatıyor.
…Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler…
İktidar zaten değilsin @kilicdarogluk olamazsın.
Cahil bu millet gerçekten. Hangi gelişmekte olan yahu? Geri gitmeyi; düşünsel, eğitimsel, ekonomik olarak şiar etmiş sanki bu toplum. Seçimlerinden belli. Dolayısıyla örgütlenemeyiz, yek vücut falan da olamayız. Asla inanmıyorum buna. Dibe çökmeye devam, gemisini kurtaran kaptan.
Türkiye, kendi kendine sürekli sorunlar yaratan sonra da o sorunları çözmeye çalışmak yerine unutturmak için yeni ve daha büyük sorunlar yaratan bir ülkedir.
Ülkeler 4'e ayrılır: Gelişmiş ülkeler, Gelişmekte olan ülkeler, Arjantin ve Türkiye.
Türkiye, kendi kendine sürekli sorunlar yaratan sonra da o sorunları çözmeye çalışmak yerine unutturmak için yeni ve daha büyük sorunlar yaratan bir ülkedir.
Ülkeler 4'e ayrılır: Gelişmiş ülkeler, Gelişmekte olan ülkeler, Arjantin ve Türkiye.
Siyaset bir algı yönetimi bilimidir.
Kitaplarda yazmaz belki ama psikoloji biliminden, sosyoloji biliminden çok faydalanır. Bugün 1960 larda da olduğu üzere tarih tekrar etti. Chp bunu yaşadı. Sakin olun. Kötü mü? Kötü. Oldu mu? Oldu. Ne yapılması gerekir ona bakılsın artık!
Harika bir eski deyişle karşılaştım, “bir insan sizi neyle korkutuyorsa, asıl kendi korkusu o’dur” diye. Müthiş. Başkalarını aşağılayan ya da küçümseyen insanların, aslında tam da kendi kırılganlıklarının bu olduğu ve bu yüzden sizi de öyle sanmaları gibi. Muazzam bir bilgelik.
Maddi durumunuz varsa inzivaya çekilin. Yoksa bu koşulları sağladığınız anda innzivaya çekilin. Hiçbir sorumluluğun altına girmeyin. Sadece ve sadece kalan ömrünüzü geçirecek en huzurlu ortamı sağlayıp herkesle diyaloğu kesin. Üç beş sevdiğiniz insanı da finanse edebilirseniz maksimum iletişiminiz kendi aranızda olsun. Felaket tellallığı yapmak istemem ancak herkes delirdi gerçekten. Herkes inanılmaz öfkeli, herkes patlamanın eşiğinde. Çok suni şeyler yaşıyoruz ve gerçeklik algımızı da yitiriyoruz. Ben zaten delirdim yıllar evvel. Siz hala akıllıysanız dediğimi yapın lütfen.
@GurkaynakGonenc Bu tamamen sınırlar ile ilgili. Başkasının vaktine, yalnız kalıp düşünmesine anlam verememekle alakalı olduğunu düşünüyorum. Türklerin çoğunluğu bu tip bir cevaba alınganlık gösterir, üstenci bulur. Ve fakat kesinlikle ayıp etmemişsiniz. O birisi ayıp etmiş. Tuhaf bu insanlar:)
#Epstein bize şunu bir kez daha hatırlattı. İnsan doğal olarak kötüdür. Katışıksız kötü. Genel geçer “iyi insan” olmak için, eğitim, doğru yönlendirme, iyi olanın gerçekten faydalı olacağına dair inanç ve büyük özveri gerekir. Hiç kolay değil.
Zülfü Livaneli diyor ki;
"..Sorun, onun gitmesiyle bitmeyecektir.
Sorun onu iktidara getiren, üst üste dokuz seçim kazandıran, bir sürü yolsuzluk ve yönetim skandallarına rağmen körü körüne peşinden giden halktır. Daha doğrusu halkın bir bölümüdür.
Bu halk yığının Anadolu müslümanlığıyla, gelenekle, ahlakla, haram helal kavramıyla, merhametle, şefkatle hiçbir ilgisi yoktur.
Köyden kente göçle başlayan, ne köylü ne kentli olabilen, bütün değer ölçülerinden kopmuş, vahşi birer yaratık haline gelmiş, talandan yalandan pay kapmaya çalışan ve literatürde lumpen proletarya olarak tanımlanmış olan kitledir bu.
AKP’ye oy vermiş olanların tümünü böyle yaftalamak doğru değil elbette. İçlerinde düzgün ve samimiyetle oy veren seçmenler de olabilir. Ama o kitlenin genel karakteristiği budur.
Bu kesim kendini önce arabesk müzikle gösterdi. Güzelim türküleri, geleneksel şarkıları, Anadolu’nun büyük şiir geleneğini terk eden insanlar, bir anda mide bulandırıcı seslere, insanın kulağını tornavida gibi delen elektro bağlamalara, içinde hiçbir hakiki lirizm ve hüzün barındırmayan ‘’Ben de isterem!’’ saldırganlığına kaptırdı kendini.
Şehirler kaçak mahallelerle, üzerinde demir filizleri bırakılmış sıvasız çirkin yapılarla, lağım kokan mahallelerle doldu.
Suç oranı ve özellikle kadına karşı şiddet akıl almayacak ölçülerde arttı. Bunun adına ‘’muhafazakarlık’’ denilebilir mi? Elbette denilemez. Aşağı yukarı sayıları kırk milyon dolayında tahmin edilen bu kitle Itri, Mimar Sinan estetiğine de sahip değildir; Anadolu’da yüzyıllarca aydınlık bir nehir gibi akmış olan Karacaoğlan, Pir Sultan, Dadaloğlu temizliğine de.
Dolayısıyla bu kesim muhafazakar değil, Türkiye’ye çarpık ve ahlak ölçülerinden yoksun bir ‘’modernleşme’’ sunan yeni bir oluşumdur.
Lafı uzatmadan söyleyeyim. Bu kesimin hayatta en çok nefret ettiği model uygarlaşma, kültür, temizlik ve zarafet simgesi Mustafa Kemal Atatürk, kanıyla canıyla savunduğu lideri ise şimdiki cumhurbaşkanıdır. Kimse kendini aldatmasın.
Sayıları çok kalabalık olan bu kesim, ne olursa olsun, hangi skandal patlarsa patlasın sonuna kadar liderini destekleyecek ve Cumhuriyet’e karşı çıkacaktır.
Erdoğan siyasi ömrünü tamamlasa da ona benzeyen başka bir lider bulmakta gecikmeyecektir. Çünkü Türkiye’nin çürüyen kesimi, bu bozulmayı önce müzikle, sonra hayatımızın her alanına egemen olan lumpenleşme ve arabeskleşmeyle ifade etmeye devam ediyor.
Gafil aydınlardan (!) destek alan lümpen kültür, örgütlü cehaletle beslenerek kılcal damarlarımıza kadar yayılıyor. Bu manzaraya, lumpenlerin ele geçirdiği muazzam para ve iktidar gücünü de eklerseniz geleceğin hiçbirimiz için kolay olmadığı çok açık.
Erdoğan bu kitlenin lideridir ve onun yokluğunda yeni bir lider bulacaklarına hiçbir kuşku yok.
Mustafa Kemal aydınlığını savunan kitleler birleşene ve kendi aralarındaki çelişkileri gidererek, evrensel değerleri savunan bir Türkiye kültürü yaratana kadar acılar devam edecek.
2017’de bir arkadaşım, “Burada yaşanmaz, daha da kötü olacak” deyip Almanya’ya yerleşti..
2022’de iki arkadaşım aynı cümleyi kurarak biri Almanya’ya, diğeri Fransa’ya yerleşti.
2024 Eylül’de bir başkası, “Artık bu ülke düzelmez” deyip ABD’ye taşındı.
Doktorlarımız, mühendislerimiz, okumuş beyinler yıllardır sessizce yurtdışına göç ediyor.
Her birine “Gitme, bu cennet ülkeyi başka yerde bulamazsın” dedim.
Vazgeçirmeye çalıştım,
Ama bugün dönüp baktığımda, anlıyorum ki hepsi çok ileri görüşlüymüş.
Gerçekten… Burası düzelmez,Burada yaşanmaz.