O psikolojik eşiklerden biri bu mesela. Şu zımbırtılara dokununca ne olacağını, ne ceza alacağını bilen var mıydı? Yoktu. Herkes "elleyemeyiz" diye düşünüyordu ve ellemiyordu. Bu kadar.
Kimsenin, dokunsa ne olacağına dair bir öngörüsü de yoktu. Korku desen tam olarak büyük bir korku sebebi yoktu yani. Sadece "elleyemeyiz" düşüncesi vardı tüm çocuklarda. Kimse kimseyi neden yapmaması gerektiği konusunda eğitmiş ya da ikna etmiş filan da değildi. Görünmez bir engel, kaç nesli bu zımbırtılardan uzak tutmayı başarmıştı.
O görünmez engel -bence- okulun bir "kurum" olması idi her şeyiyle. Disiplin, ast-üst ilişkisi, devletin elinin varlığı, düzen, intizam... Dışarıdaki psikopatları okuldan uzak tutan da buydu. Yabancı kimse okula girmezdi. Güvenlik olduğundan mı? Hayır. Devletin eli orada olduğundan sadece. İçerde takım elbiseli adamlar, düzgün giyimli kadınlar, üniformalı çocuklar olduğundan.
Her şey için senelerce sürecek bir psikolojik çözümleme süreci ya da çok caydırıcı, ibretlik cezalar ve kanunda inanılmaz değişiklikler gerekmeyebilir yani.
Türküm, doğruyum, çalışkanım.
İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak,
yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.
Ey büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Ne mutlu Türküm diyene! 🇹🇷
ben de üniversite mezunuyum ve kendi işimi yapamıyorum. bugün sabah 6’da kalkıp işe gittim, akşamüstü eve geldim. saat şu an 20:29 ve yarım saat sonra yine gideceğim, ne zaman döneceğimi bilmiyorum. kazanıyor muyum, çok şükür. ama her gece 2-3’e kadar doğalgaz borusuyla bakışıyorum çünkü hayat para kazanmaktan ibaret değil. parayı her türlü kazanırsın ama kaybettiğin zamanı ve sağlığı kazanamazsın. sabahın karanlığında uyanıp gittiğin işten gecenin karanlığında yorgun argın gelip üstüne de doğru düzgün bir hayat yaşayamazsın. sevgilinle dışarı çıkabilecek enerjin olmaz, karınla oturup 2 saat sohbeti kaldıracak kafan olmaz, arkadaşlarınla bir kahve içecek vaktin zaten hiç olmaz. eve gelir, duş alır, oturduğun yerde uyuyakalırsın. buna da yaşamak dersin. doğru düzgün, saati belli, tatili belli, insanca bir iş sahibi olmak istiyor bu millet. ben de hoşnut değilim toz alerjisi ve belimde 3-4 fıtıkla sabah akşam konfeksiyonda eşşeklik yapmaktan. çoğu gece nefes darlığı ve bel ağrısından uyuyamıyorum, ilaçların hiçbiri bir noktadan sonra işe yaramıyor. bazen oturduğum yerden bile kalkamıyorum. az biraz kazandığım parayı da zaten harcayacak yerim ve fırsatım yok. bunun ismi yaşamak değil, sadece hayatta kalmak
Yediğin tavuğun tarihi geçmiş, meyve ve sebzelerde pestisit var. Yaşam kalitesi düşük, insan hayatının değeri yok. Otelde kalırken böcek ilacından zehirlenebilir ya da otel ihmali yüzünden bir yangında hayatını kaybedebilirsin. Yolda yürürken su birikintisine basıp elektrik kaçağından ölebilirsin. Trafik magandaları yüzünden darp edilip hayatını kaybedebilirsin. Hatalı imar, malzemeden çalma ve bunlara göz yumanlardan dolayı depremde evin yıkılıp canını kaybedebilirsin. Kadın olmak başlı başına zor, taciz bitmiyor. Adalet yok, eğitim çökmüş durumda. Dünya’ya sadece bir kere geliyorsun onda da bu şartlarda yaşıyorsun. Hesap veren yok. Ne olursa olsun suçlanmayan baş sorumlu var. Yazık.
En az 1.5 yıldır toplama yapıyordunuz ne oldu ? Bitmiyor değil mi bitmez,siz sanıyorsunuz ki köpekler besleniyor diye çoğalıyorlar haaa toplayarak bitiremedik belki aç bırakırsak ölürler diye düşünüyorsunuz ölmezler gider çöpten ordan burdan yiyecek bulurlar
zaman zaman da aç oldukları için saldırgan olurlar aynı insanlar gibi nasıl aç insan gider yiyecek çalarsa bu hayvanlarda ellerinde bir yiyecek gördükleri insana koşarlar halkın eline silah verin isterseniz kullanmayı da serbest bırakın yine KISIRLAŞTIRMA olmadan üretimi durdurmadan BİTİREMEZSİNİZZZZZZZ.Şimdi biraz toplayıp yok oldular sanacaksınız ama 6 ay sonra yeniden çoğalacaklar.Öldürerek değil doğmalarını önleyerek bitirebilirsiniz.Hadi kalın sağlıcakla haa bu arada Allah korusun bir insan zarar görürse kısırlaştırma yapmayanlardan hesap sorun.
ÖNEMLİ: Kısırlaştırınca ısırmıyorlar mı diye soracak cahilllerede bi zahmet siz açıklayın her şeyi bizden beklemeyin.
Arkadaşlar size bir koç tavsiyesi vereyim. Alırsınız almazsınız kendiniz bilirsiniz.
Bu hayatta kendinizle övünmeyi bilin. İyi yaptığınız bir şey varsa gerile gerile gurur duyun kendinizle. "Başardım be , ben başardım" diyin.
Aynanın karşısına geçin ve "sen güçlüsün, bunu da halledersin" deyin.
Belki buna ihtiyacı olan birileri vardır. Onlara ithafen. İyi geceler dilerim
Aslan etkileri özellikle yükselen Aslanlarda çok baskın oluyor.
Gururları, duruşları, saygınlık alanları onlar için “kırmızı çizgi”.
Yakın çevrelerinden birinin arkadan konuştuğunu duyarlarsa direkt kapıları kapatıyorlar.
Aslan kolay kolay kin tutmaz ama saygısızlık gördüğü an duygu bitiyor;
Her şey normale dönse bile onların içindeki soğukluk asla eski haline gelmiyor.
İstanbul’da bir ailenin tüm fertleri zehirlenip ölmüş olay çözülememiş; kentin göbeğinde bir genç kadın bugün zehirlenip yoğun bakımda; iki olayda da, devlet hastaneleri acil müdahale yapamayacak kadar yetersiz ve kapasitesiz halde…
Ve dert bu 👇🏻
Peşinden koştuklarınızın umurunda bile değilsiniz. Hepsi bir zenginin düğününde ip gibi dizilmiş. Sözde birbirlerini yiyorlar. O sırada halk açlık sınırı altında hayatta kalmaya çalışıyor, çocuklar ölüyor ve adaletsizlik her yanı esir almış. Yine o sırada halkın büyük bölümü salt sembollere reaksiyon gösteriyor ve kültür çatışmasına hapsolmuş, muhalifçilik oynayan kimi siyasilerin de bir iki sözüne kanarak sürükleniyor.
Ben sadece bu ülkede değil dünyanın neresinde olursa olsun aç bir canlıya yemek ve su veren birinin ceza alacağına inanırsam her şeye inancımı kaybederim. Biz bu değiliz.