Günlük hayatın yarısı toplumsal kölelikle geçer, yarısı özel hayatın içinde. Bu ikinci yarısı da yarı-kölelikle anlatılabilir mi?
Aile bireylik düşüncesinden uzak zamanların ürünü, yoksa o ilk kölelik kurumunun reddi üstüne de tasarılar yapabilirdi insan. Gençlerin ilk reddi evde başlıyor, önceki kuşakların değerlerine karşı çıkarak.
Sonra bugün toplumsal ve resmi kuralların reddi geliyor. Bunun da ülkeye ve zamana göre değiştiği söylenebilir mi? Bir ölçüde.
İlk gençlik yıllarımız 1960’ların sonlarında, gençlik yıllarımız 1970’ler içinde geçti. O zaman ergenlik öyle pek yaşanan bir kıyamet değildi, pek de hissedilmeden, hemen aklı başında genç olunurdu. Genç insanı sıradan hayatın dışına çıkaracak çekim merkezleri, tüketim, hatta abur cubur alışkanlığı olmadığı için, sahip olduğuyla yetinen, dolayısıyla somut isteklerden kendiliğinden soyutlanmış, düşünceler ve ideallerle oluşmuş bir kozanın ipliğini sıkıca tutmak yetiyordu ona.
Genç insana toplum özellikle iki iktidar alanında boyun eğdiriyor: İlki askerlik, ikincisi iş. İlkinde şiddetle yoğrulur, ikincisinde boyun eğmeyi öğrenir. Bunlardan da hiçbir olumlu sonuç çıkmaz.
Giorgio Agamben, Çocukluk ve Tarih’te, “Modern insan akşam evine –eğlenceli ya da sıkıcı, sıra dışı ya da sıradan, korkunç ya da keyifli– bir sürü olay yaşamış ve tükenmiş olarak döner ama bu olayların hiçbiri deneyime dönüşmemiştir” diyor.
Özel hayat, adı gibi özeldir ve kendisinden başkasına gölge etmez, gölge de istemez. Ama ancak bir başkasınca da paylaşıldığında deneyime dönüşür. Nasıl bir paylaşım? Bireyden bireye geçip sonunda özel hayatlar içinde bir dolaşım sağlayarak. Demek kolektif bir paylaşım ve sonuç çıkarılmalıdır ki günlük hayat deneyime, dolayısıyla kültüre dönüşsün, dolayısıyla özgün yanlarıyla tarihsellik kazansın.
Özel hayatların bir tarih oluşturmamasının nedeni, yaşayanlarda kalması, sonraya aktarılmaması, dolayısıyla bir deneyime dönüşmemesidir. Yaşananlar eviçine, işyerine, gözden uzak yerlere sıkışır, görünmez, sonra silinir gider. Bu yüzden dışarıda yazılmaya başladı tarih.
Okulumuz Erasmus+ ekibi eğitimlerinin 2. gününde de Hollanda/Groningen/Haren şehrindeki Maartenscollege'in konuğu oldu. Yaşanabilir bir dünya için sanat yoluyla farkındalık yaratmaya devam edeceğiz. @tekirdagmem@CorluMem
Yönetmenliğini ve senartsliğini arkadaşım Zülfü Gül'ün ve ilistrasyon ve animasyonunu Umut Adal'ın yaptığı "SON AĞAÇ" adlı kısa film, Cannes Film Festivali Kısa Film Köşesine seçildi.
Tüm itirazlara ve tepkilere rağmen Bakanlık, Öğretmenlik Meslek Kanunu'dan geri adım atmamıştır. 13 eğitim sendikasının ortak kararına uyuyor ve 2 Kasım 2022 Çarşamba günü emekten gelen gücümüzü kullanarak iş bırakıyoruz. @egitimsen#CözumYoksaEYLEMvar#isbırakmaya3gun
Bugün: Bir olta balıkçısı on beş balık yakaladı. Balıklardan beşini yanına konan martıya verdi. Martı balıkların üçünü yedi, ikisini ise aldı başkalarına götürdü.
Yıllarca yürüdüğü o yolda nedenini bilmeden gerisin
geri dönüyor bir adam
Ömrünün kalan kısmını ayak izlerini silmek için harcayacak
Burada Gömülüdür 1. Cilt, Ahmet Erhan
Günışığı Kitaplığı, edebiyatımızın en ışıklı yayınevlerinden biridir. Günışığı'nın her kitabı ve "Çıtır Çıtır Felsefe" dizisi çocuklarımızı aydınlatmıştır, onlara en güzel yol arkadaşlığını yapmıştır. Böyle körü körüne bir yasak çok anlamsız. Okumaya ve okutmaya devam edeceğim.