isterdim ki, insanlarla kurduğumuz bağlar bir akşamüstü rüzgarı gibi hafif olsun. tereddütsüz, hesapsız ve berrak. birbirimize güvendiğimizde içimizde kırgınlıklar değil, yeşil bir bahçenin ferahlığı filizlensin ve geriye sadece güzel bir tebessüm kalsın.
Hayatın içinde olduğumu hissettiğim anları seviyorum. Bir yere ait olduğumu içten bilerek, gözlerimin içi gülerek yaşadığım her ânı da keza. Yaşamak gerçekten çok güzel. Bunu farkında olarak yaşayınca çok daha fazla. Yaşayışımızın farkında olduğumuz için şükürler olsun Allahım.
gün gelecek yaşamak; bunca bekleyişin yükünü üzerinden alıp yerine sadece dinginlik bırakacak. o gün her şeyin tam vaktinde ve olması gerektiği gibi gerçekleştiğini göreceksin. süslemeden, zorlamadan, sadece akışta olmanın verdiği o sade ama derin hafiflik tüm içini ısıtacak.
Merak duygusu kadar yaş aldıkça yok olan başka bir his yok sanırım. Her şeye ve herkese karşı. Zorla bilgi sahibi ediliyorum ya da ayıp olmasın diye soruyorum birçok şeyi.
zaman akıp gidecek, geriye yalnızca dingin anlar kalacak. kendimi kanıtlama derdi taşımadığım insanların yanında, sade bir huzurla var olacağım. yüzümdeki sakinlik, hiçbir şeyin zorlanmadığı her şeyin yerli yerinde olduğu bir hâli anlatacak.
Günaydın tüm ihtişamı ile zalimliklerin üzerine doğan güneş, sessizce kabullenen İslâm Devletleri, günaydın ahı kalmayacak mazlumlar, günaydın orucu sadece orucu değil kalbini, dilini tutup yutkunamayanlar. İşte her ne kadar aydın olabilirse o kadar günaydın bir o kadar da dua.
“ne bileyim, burada kalmaya pek niyetim yok. sevmiyorum buraları. dar kafalı, hoşgörüsüz, bezelye taneleri gibi birbirine benzeyen bir sürü insan...”
• ahlat ağacı -2018 | nuri bilge ceylan