Son zamanlarda kaçıp kaçıp mezarına geliyorum. Ama senin o yeşil gözlerine bakmakla bembeyaz bir mezar taşına bakmak arasında çok büyük bir fark var.
İçimdeki soğukluk senin mezarının taşı gibi, aynı baba. Yüreğimdeki yangın ise hâlâ o ilk günkü gibi taze.
Seni çok özledim 🖤
Kim güzel güldüğümü söylediyse, en çok o ağlattı.
“Sana kıyamam” diyen herkes, en ağır yarayı bıraktı.
Yani küçüğüm, süslü sözlere kanma.
Çünkü rüzgâr, kökünden sökeceği ağaca önce tatlı tatlı eser.
Keşke bütün acılar, sakallarının yüzüme battığında hissettiğim kadar masum olsaydı, baba. O zaman canım yansa bile senin kollarında olurdum. Şimdi canımı acıtan hiçbir şeyin içinde sen yoksun. Ama ben hâlâ, bir gün yeniden senin kollarında olmayı bekliyorum.
Ve bir daha kimsenin bana senin gibi seslenmesine izin vermeyeceğim. Çünkü o kelime, senin sesinden bana kalan en güzel şeylerden biri.
Kavuşacağımız güne hasretle…
Bıdığın 👨👧🖤
Çok acımasızcaydı baba. Sen yoksun diye mi, bilmiyorum. Belki sen olsaydın, arkamda duran bir babam olsaydı kimsenin bana bunu yapmaya cesareti olmazdı. Belki de senin yokluğunda, kimsenin bana bunu yapamayacağını söyleyecek birinin eksikliğini yaşadım.
Belki de bu yüzden artık kendimi seçiyorum baba. Sana sözüm olsun; bundan sonra beni senden sonra en çok koruması gereken kişinin yine kendim olduğunu unutmayacağım.