Ben bu kızı ilk defa gördüm çok takip etmediğim için. Türk erkek voleybolcu ile evlenerek vatandaş olmuş, gelinimiz yani. Ülkeyi öyle sahiplenmiş ki ağladı İstiklal Marşı söylenirken, direkt ilgimi çekti seremonide. Bayrağı öpen Vargas, İstiklal Marşı okunurken ağlayan Jack Kısal... Soyları sopları 100 yıldır bu topraklarda yaşayıp şu kişilerin yüzde 1'i kadar bu ülkeyi sahiplenmeyen, aidiyet duymayan insanlar var maalesef vatandaş olan.
Ebrarın bu ülkeye, milli takıma olan sevgisinin çeyreğini sadaka olarak o özel ucakla giden takıma dağıtsak boylarını aşar.Ekonomiyle gidip kupayla dönmeyi özel uçaklarla gidip tarihi rezillikler yaşayıp dönmeye bin kere sorsan bininde de değişmez.İkinci olunca üzülen kızımla ben
Şu şekil gittikleri Amerika’dan şampiyon olup döndüler erkek futbol takımına ise villa verildi özel uçaklar tahsis edildi ülkenin tüm imkanları seferber edildi sonuç dünya kupasından elenen ikinci takım oldular ülkeyi rezil ettiler
Annesinin şu sözlerini her okuduğumda yıkılıyorum:
“Her tarafını açtım ve baktım. Otopsiden sonra bütün izleri, her şeyi gördüm. Sonra yetkililere ‘o sedye beni kaldırır mı?’ diye sordum ve Ata’nın yanına çıkıp yattım, biraz sarıldık. Çünkü bir daha sarılıp yatma şansımız olmayacaktı.”
Katil çocuğa üzülmedim. Onu katil yapan şartlar da umurumda değil. İnsanlığını kaybetmekse bu ben kaybettim.
Bu piçe üzülmenin Minguzzi'nin katillerine üzülmekten farkı yok gözümde. Çiçek gibi yetiştirilmiş nur yüzlü çocukların acısı başka üzüntülere yer bırakmıyor.
ben bu çocuğu hiç unutmadım. bir hiç uğruna öldürüldü. annesinin konuşmalarına bakıldığında bile ne kadar vizyoner bir aile oldukları ortada. keşke hayalleri yarım kalmasaydı. bu insana koca bir hayat borçlusunuz
Yasemin Minguzzi mücadelesini Ahmet'i geri getireceği için değil, bu görüntülerin tekrarlanmaması uğruna veriyordu. Bu süreçte onun önüne taş koyan barosu, derneği, vs'sinin ülkenin şerefli ve temiz insanlarının değil, bu canilerin lehine taraf olduğunu bir kez daha görmüş olduk.
yasemin minguzzi bu piçler 2 sene yatıp çıkmasın diye mücadele etti, suça sürüklenen çocuk zırvalığıyla hem kadını karaladılar hem de katillere güç verdiler. ahmet öldüğünden beri daha da cesurlaştılar çünkü sırtlarını sıvazlayacak bir istanbul barosu var arkalarında
18 yaş altı suçluların cinayet gibi suçlarda suçun dengi ceza alacağı düzenlemeleri engelleyen baroları, sivil toplum kuruluşlarını ve kadın örgütlerini tebrik ediyorum. atlas çağlayan'ı öldüren katil 22 yaşında aramızda olacak. madalyasını da siz takarsınız.
📍İstanbul'da 15 yaşındaki bir şahıs, "yan baktın" kavgasında tartıştığı 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ı bıçaklayarak öldürdü.
🔴 Atlas’ın yakınları, olayın yaşandığı noktaya akın etti
▪️17 yaşındaki çocuğu ağır yaralı ve bilinci kapalı halde gören yakınları sinir krizi geçirdi.
▪️Bıçaklı saldırıya uğrayan Atlas, tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.
Her gün başımıza böyle olaylar gelmediği için reflekslerimiz ve olaya karşı ne tepki vereceğimizi bilemeyiz, o yüzden başından beri "ben olay yerinde olsam şöyle yapardım, böyle yapardım diyenleri (aile bireyleri dışında) "anlayamıyorum.
8 saniyelik bir olaydan bahsediyoruz,
Pazardakiler Ahmet'i de tanımıyor, daha önce iki kez insanlar olaya müdahele etmiş...
Ahmet’in arkadaşlarının bile çocuk olduğunu unutup neler neler söylediler.
İnsanlar ne olduğunu anlayamamış olabilirler, insanın hayattaki en büyük refleksi donup kalmak, çok az insan olayları hemen idrak edip tepki verebilir.
Bu nedenle şöyle yapardım, böyle yapardım diyenleri bir kenara bırakıyorum.
Bir tek yanındaki kasketli adamın şansı vardı, o çocuğu itti, çocuk dengesini kaybetti, bir tek o adam olayın seyrini değiştirebilirdi, hep o adam geliyor aklıma...
Bunlar aylar sonra ancak mantığım yerine oturduğunda düşünebildiğim şeyler…
Bu ülkede güpegündüz, İstanbul'un göbeğinde, kalabalıklar içerisinde bir çocuk vahşice katledildi...
Benim mantığımın almadığı ne biliyor musunuz, pazarda böyle bir olay olduktan sonra esnafın tezgahına dönmesi, halkın alışverişe devam etmesi, bu kadar vahşice bir katliamdan sonra pazarda, hayatta, siyasette her şeyin normal devam etmesi...
Benim mantığımın almadığı ne biliyor musunuz; yer yerinden oynaması gerekirken; "çocuk öldü ama" ile başlayan cümleler kuranlar...
Benim mantığımın almadığı ne biliyor musunuz; bir çocuğun mezarının 4 tane kamera ile izlenmesi...
Benim mantığımın almadığı ne biliyor musunuz; acılı bir ailenin, sırf yol yordam bilmesi, hakkını nasıl arayacağını bildiği için yalnız bırakılması, hakarete uğraması, tehdit mesajları alması, acısını yaşayamaması...
Benim mantığımın almadığı ne biliyor musunuz; evladını kaybeden bir annenin özel güvenlikler ile hayatına devam etmesi...
Benim mantığımın almadığı ne biliyor musunuz; evladının hakkını arayan bir anneye bu kadar haksızlık yapılması...
Benim mantığımın almadığı ne biliyor musunuz; katile katil diyemeyen STK'lar, avukatlar, meslek örgütleri, barolar...
Benim mantığımın almadığı ne biliyor musunuz; dünyanın yerinden oynamaması.
#AhmetOrtakDavamız
BİZ NELER YAŞADIK,KİMSE BİLMİYOR
O gün sıradan bir pazar günüydü. Sabah Fatih yanımdaydı. Gülüyorduk. Yan yanaydık.
Akşamına ben kardeşimi kaybettim.
Saat 20:03’tü. Babamın telefonu çaldı. Arayan canım oğlum Fatih’ti.
“Fatih arıyor baba” dedim.
Babam açtı.
“Efendim oğlum” dedi.
Ama konuşan Fatih değildi.
Bir polis memuruydu.
“Oğlunuz bıçaklı saldırıya uğradı, hastaneye götürülüyor.”
O an ayakta duramadım. Vücudum boşaldı. Titredim.
Hastaneye nasıl gittiğimizi bilmiyorum.
Fatih’in kalbi ambulansta durmuş. Geri getirmişler.
12 kez bıçaklanmıştı.
Bir insan buna nasıl dayansın?
Babamı gözlem odasına aldılar.
Bir süre sonra çıktı.
Bir hastane duvarına yaslandı.
Sonra yavaşça yere çöktü.
Ağlamaya başladı,hüngür hüngür
Hayatımda babamı ilk kez öyle gördüm.
“Ne oldu?” dedim.
“Ne oldu baba?”
“Her yeri bıçak yarası…” delik deşik olmuş dedi.
“Çırılçıplak yatıyor…”
O an aklım durdu.
Kriz geçirdim. Serum verdiler. Kaç tane bilmiyorum.
Saatlerce bekledim.
Bir umutla.
Sonra Fatih’in eşyalarını verdiler.
Siyah bir poşetin içindeydi.
Kanlar içindeydi .
Ben de orada dağıldım.
Saatler sonra doktor çıktı.
Bu çocuğu öldürmek için bıçaklamışlar
Biz kanamayı durduramıyoruz 8 ünite kan verdik dedi
2.Ameliyatta bir böbreği alındı
Bir umut kanama durur diye ama
orada… gitti.
Sabah saçını nasıl yaptıysa öyleydi.
Eve gittiğimde jölesine baktım.
Kokusunu almak için.
Sabahki parmak izleri hâlâ duruyordu.
Ama Fatih yoktu.
Bir başkası yüzünden…
Benim kardeşim 12 kez bıçaklanarak öldü.
Fatih’i son öpüşüm…
Kefenli halindeydi.
Daha yazsam çok şey yazarım.
Ama bazı acılar anlatılmıyor.
Biz neler yaşadık…
Bize neler yaşattılar…
Fatih geri gelmeyecek.
Bunu biliyoruz.
Ama bu yaşananın üstü örtülürse,
bu sessizlik bir başkasının başına geleceklerin de başlangıcı olur.
Biz intikam istemiyoruz.
Biz unutulmasını istemiyoruz.
12 bıçak darbesiyle öldürülen 15 yaşında bir çocuğun dosyası
rakamlara, raporlara, ertelenen duruşmalara sıkışmasın.
Adalet gecikirse, bu sadece bizim acımızı büyütmez;
başka ailelerin de kapısını çalar.
Fatih için adalet istiyoruz.
Başkaları yaşamasın diye.
#FatihEmsalOlsun #deprem #Elazığ
#BizBüyükBirAileyiz #Trump
#Fatihcaciicinadalet
Yasemin, bir kadın, bir anne. Oğlu, hiç uğruna 4 kişi tarafından katledilmiş bir anne.
Neler söylediler bu kadına, neler… Ceza da almadılar üstelik ağır hakaretler olduğu halde.
Çağrımdır;
Sahip çıkın Ahmet’e, davasına, bu memleketin çocuklarına… Bitmedi.
#Tutuklayın
Geçen sene bugün, Ahmet’le aynı sofrada yemek yiyordum ben.
Bugün katillerinin yazışmalarını okuyorum.
Allah belanızı versin.
Kim ki sizi savundu, onların da Allah belasını versin.
Her halta akılları yetmiş ama “çocuk” he??
Bozulmuşmuş düzeni. Düzenini senin…