Çalı kuşu Feride'nin dediği gibi: "Bu hayatta yaptığım en iyi şey uzaklaşmak. Kin gütmem, hesap sormam, çirkinleşmem, zorluk çıkarmam. Sadece uzaklaşır ve soğurum."
11 yıldır MEB'de öğretmen olarak çalışıyorum. Birçok meslekte olduğu gibi öğretmenlik mesleğinin otoritesi zayıfladı. Bunda çağın getirdikleri kadar öğretmen otoritesini sarsan uygulamalar da etkili oldu. Diğer yandan veli profili değişti. Öğretmenler durumu adeta idare ediyor. Not dışında herhangi bir yaptırım yok. Sınıf tekrarı diye bir şey de kalmadı artık. Not da çok kısıtlı bir tehdit haline geldi. Öğrencilerin yarıdan fazlası takdir, kalanlar teşekkürler geçiyor. Belgesiz geçen öğrenci oranı %5-10'dur. Disiplin süreçleri zayıflayınca öğrenciyi terbiye etmek de zorlaştı.
Diğer yandan sıkıntılı öğrencilerin velileri de sıkıntılı tipler genelde. Bu şartlarda başıboş öğrenci problemi ortaya çıkıyor. Disiplinlik öğrencinin velisini çağırıyorsun veli çocuğuna arka çıkıyor. Bir de veliyle uğraşıyorsun. Veli gelip sana nasihat çekiyor. Her çocuk kendi çapında bir Zeus. Eskisi gibi öğretmene ve okul idaresine teslimiyet ve güven kalmadı. Bu sefer sıkıntılı öğrenci "idare" ediliyor. Öğretmen ve okul idaresi çocuğu 2 sene idare edeyim sonra mezun olup gidecek nasılsa kurtulacağım diyor. Veliyle uğraşmak da istemiyorsun çünkü veli öğrenciden beter durumda.
Okullardaki disiplin süreçlerinin yeniden formüle edilmesi gerek. Başta not ve ceza sistemi. Okul idarelerine ve öğretmene tekrar otorite devri yapılarak öğrenciyi eğitim sistemi dışında bırakmadan otorite altında terbiye etmek gerekiyor.
Bir Kore dizisinde duymuştum.
Okula başlayacak kızına "Öğretmenin gölgesine bile saygılı olun." diyordu annesi.
Öğretmenlik bizde de saygı duyulan bir meslekti, bilgiye hürmet vardı. Para kazandırmayan bilgi, çöp oldu sonra.
Mevzu uzun, derdimiz büyük.
Buraya ne yazsak eksik kalacak.
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın hayal kırıklığını şöyle betimlemesi çok hoşuma gidiyor "hiç kimse yıldız olarak kalamıyordu. muhakkak hayalimizdeki yerinden inecek, herkese benzeyecekti."
Sınav ve diploma odaklı eğitim yüzünden kontenjanı şişirdik,notları hormonladık, sosyal bilimleri öldürdük,
temel bilimleri yok saydık,sanatı,sporu,doğayı görmezden geldik,mesleki eğitimi,öğretmeni,diplomayı,
okumuşları değersizleştirdik!İstediğimiz bu muydu?
Yola aynen devam mı?
Kendi yolunu kabullen. Kendi hikayeni sev. Olduğun yeri oldur. Olmayanı yok say. Hayat, olmayana ağıt yakacak kadar uzun değil.
https://t.co/5lwyJiOvW2
“Kabullenmek insanın içindeki savaşları bitirir diyor” ya yazar öyledir, kabullenmek insanın sırtındaki dağı alır yerine koyar. “O da öyle bir insan işte” der geçersin, “benim ailem de bu” der kabul edersin, “payıma düşen imtihan böyleymiş” der sabredersin. Yaşananlar kalbinde bir deprem de oluştursa değiştiremeyeceğin gerçekleri kabul ettiğinde bu kaostan galip çıkarsın.
Yaşamın akışı teslimiyet, sabır ve dua ile değişiyor. Diğer türlü diretmelerin hepsi insanın yazgısına savaş açmakla, akıntıya kürek çekmekle eş değer.