Kimse uçuş sırasında kokpite geçip pilota soru sormuyor.
Kimse yoğun servis saatinde mutfağa dalıp şeften tarif istemiyor.
Dava görülürken kimse mahkeme salonuna girip hakime bir şey sormuyor.
Ama iş hastanelere gelince, insanlar içeride başka hasta varken muayene odasına girip soru sormayı normal görüyor.
Bu durum hem içerideki hastanın mahremiyetine hem de yapılan işe gösterilmesi gereken saygının gösterilmemesidir.
Üzgünüm. Kırgınım. Öfkeliyim.
Hastaya işitme cihazı önerdim. “Şimdilik idare ediyorum” dedi. Önyargılı olduğunu düşünüp, cihaz aslında gözlükle aynı işi yapıyor, biri görmek, diğeri duymak için filan diye anlatırken, gözleri doldu, sözümü kesti.
“Ondan değil hocam. Emekliyim. 25 yıl çalıştım. Ama demek ki az çalışmışım, emekli maaşım düşük. Buraya gelirken bir yere sordum. Devletin ödediği 4-5 bin liraymış. Üstüne en az 25 bin lira istiyorlar. O kadar param yok” dedi.
Dondum kaldım. Benim yardımcı olmamı ister misiniz, dedim. “Sağolun, çocuklar da söylüyor ama şimdilik idare ediyorum” dedi.
Kişi başı milli gelir 17 bin dolar. Emekliye düşen sağır dolaşmak.
Bu ülkede yaşamaktan başka bir imtihana ihtiyacımız yok bizim.
Sırrı Bey’in ekibi çok başarılı doktorlardan oluşuyordu, ancak yine de kurtarılamadı. Neden?
Türkiye’de genç yaşta kaybedilen pek çok hasta gördüm. Ne yazık ki, çok genç yaşta kaybettiğimiz bir yakınım da buna dahil. Hikayeler birbirine çok benziyor: Acil bir durum yaşanıyor, ilk müdahale ya yanlış yapılıyor ya da geç kalınıyor. Kalp duruyor, beyin oksijensiz kalıyor ve anoksik hasar gelişiyor. Yani sistem, sıklıkla hastane dışı ayaklarında aksıyor. Evet, nitelikli bir sağlık kurumuna ulaşıldığında yüksek kaliteli hizmet veriliyor ancak toplumda acil durumlarda ne yapılması gerektiğine dair ciddi bir bilgi eksikliği var.
Beyin için oksijensiz geçen her saniye çok kritik. Çoğu zaman sadece birkaç dakikalık bir zaman penceresi var. Bu nedenle “time is brain” (vakit beyindir) ifadesi sıklıkla kullanılır. Aynı şekilde, acil yanıt performansını değerlendirmede “door-to-door time” (kapıdan kapıya geçen süre) önemli bir ölçüttür. Bu süre, acil müdahale sürecinin şu dört temel aşamasını içerir:
1.Yanıt süresi (Acil çağrının yapılmasından itibaren ambulansın –sağlık ekibinin– olay yerine ulaşmasına kadar geçen süre).
2.Olay yeri süresi (Hastanın bulunduğu yerde değerlendirilip stabilize edilmesi için harcanan süre).
3.Taşıma süresi (Olay yerinden ayrılıp hastaneye varışa kadar geçen süre).
4.Hastane kabul süresi (Hastaneye varıştan uygun tedavinin başlanmasına kadar geçen süre).
Yani, hayatınız yaşadığınız yerin sağlık altyapısına ve çevrenizdeki insanların bilgi ve becerisine emanet. Böyle anlarda kim olduğunuz, sahip olduğunuz ün veya mal varlığı hiçbir şey ifade etmiyor.
Mustafa Koç’u hatırlayın, benzer bir şekilde hayatını kaybetmişti. Kalp krizi ya da ani kardiyak rahatsızlık geçiren biri için, kalbi yeniden çalıştırmak tek başına yeterli değildir. Eğer kalp masajı (doğru adıyla CPR) geç yapılırsa, beyin geri dönülmez şekilde zarar görür. Oysa bu durum önlenebilir. Toplum genelinde yaygınlaştırılmış basit bir acil müdahale eğitimi, bazı meslek gruplarında zorunlu hale getirilebilir. Aynı şekilde, acil erişim ve sevk mekanizmaları da iyileştirilebilir.
Bugün ani ölümlerle kaybedilen birçok insan, zamanında ve doğru müdahaleyle yaşatılabilir durumda. Ancak eksik bilgi, geç müdahale ve temel beceri eksiklikleri ne yazık ki bu kayıpların önünü açıyor.
Eğitim seviyeniz ne olursa olsun, size naçizane tavsiyem: En azından sevdikleriniz için acil müdahale yöntemlerini öğrenin. Bu zor değil. Kısa bir kursla temel hayat kurtarma becerilerini edinebilirsiniz. Ambulans (veya acil yardım ekibi) gelene kadar bir canı hayatta tutabilirsiniz.
Bu yıl, kendinize ve sevdiklerinize gerçek bir yatırım yapın. Acil tıbbi müdahaleyi öğrenin.
“Eğer çocuğunuz yoksa aile olamıyorsunuz, sadece karı-koca oluyorsunuz.” diyen Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun;
Göreve gelir gelmez Sağlık Bakanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğini değiştirerek, eş durumu atamasının şartlarını zorlaştırdığı ortaya çıktı.
🟢Neden Florence Nightingale?
Neden İstanbul'daki bir sürü tıp fakültesi, Yüksek ihtisas Hastanesi, devlet hastaneleri değil de Florence Nightingale?
Neden biliyor musunuz?
Çünkü ödemeyi TBMM yapıyor.
Sen 50 yıl prim ödesen de gidip Florence Nightingale'de ameliyat olsan SGK karşılamıyor, ama 1 dönem milletvekilliği yapmış kaşarların her türlü sağlık gideri karşılanıyor.
Bazılarının kalp krizi bile sınıfsaldır...
Milletvekillerinin bu ayrıcalıklarının iptal edileceğini parti programına yazmayan hiçbir siyasi oluşum benden oy istemesin.
Canımızı dişimize takıp baktığımız, her engelini aşmak için savaş verdiğimiz hastanın yakını, bizi CİMER’e şikayet etmiş.
Ben bu durumu “hak arama, dilekçe özgürlüğü” olarak görsem de hak etmediğimiz bir durum.
Tüm ekibin canı çok sıkıldı. Baştan sona yalanlarla dolu bir şikayet yazılmış. Biz yoğun bakım tedavisi yapıyoruz. Yoğun bakım burası, 5 yıldızlı otel değil.
Sıkıldık!
Boykot, Anayasa’nın düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile toplantı gösteri yürüyüşü hakkı kapsamında değerlendirilebilecek bir protesto biçimidir.
Anayasamızın 25., 26. ve 34. maddeleriyle güvence altına alınmıştır.
Ulaş Tuna Astepe gelmiş geçmiş en iyi Reyting alan ATV dizinde partneri İrem Helvacıoğlunu çıkarırsanız ben de giderim diyerek rest çekti. Tolga Sarıtaş bakalım sen 7 yıllık partnerin Aybüke’nin yanında durabilecek misin?
Herkese bayram tatili ama bayram tatilinde çalışan meslektaşlarım maalesef zulüm yaşıyor…
İcapçıyım sabahtan beri telefonum hiç susmadı…
Çevre illerden yönlendirilenlerle beraber acil olarak endoskopik işleme almam gereken onlarca hasta…
Bayram günleri için %25 zamlı icap saati ücreti 80 TL (Normalde 64 TL)
Bu şekilde profesyonel hizmet verip, bu kadar ucuza çalışan kamunun hiçbir kademesinde bir meslek grubu yok!
Ama lafa gelince de herkesin dilinde doktor maaşı…
Kimseyi küçük görmek, emeğini değersizleştirmek için söylemiyorum.
Lafı çok da uzatmadan aldığımız sorumluluk, yaptığımız iş, verdiğimiz emek ortada...
Bir başka mesleğin kazancı ile aynı cümlede kıyaslanmamız söz konusu olamaz; rasyonel düşünen herkes bize hak verecektir, nokta.