Deniz Zeyrek: “Taksim’in orta yerinde adam bıçaklayan 11 suç kaydı olanlar, Selçuk Tengioğlu gibi evlat katilleri aramızda dolaşıyor ama Fatih Altaylı ve Ayşe Barım hala içeride.
Böyle hukuk devleti olmaz, gazetecileri içeri atarak koltuklarınızı sağlamlaştıramazsınız.”
Üyeliğimi iptal ettirmek istediğim için her gün Digitürk’ün farklı bir çalışanı tarafından aranıyorum.Neden iptal ettiriyorsunuz diyorlar ben de kullanmadığımı sölüyorum. Ertesi gün başkası arıyor. Mecbur muyum bunu çekmeye? @Digiturk@DigiturkDestek
Böyle ikna mı olacağım?yeter
Şu rezaleti savunanları neden ciddiye alamam biliyor musunuz?
Bir insanı, attığı tiviti bahane edip, hukuken hiçbir yaptırımı olamamasına rağmen hapse atıyorsanız, hukuktan bahsedemezsiniz. Ederseniz ciddiye alamam.
Anayasaya göre serbest kalması gereken insanları tutsak edip Anayasayı çiğnerseniz, Anayasanın öneminden bahsedemezsiniz. Ciddiye alamam.
Kul hakkına girip, çalana çırpana, gasp edene, çökene “bizdendir” deyip susarsanız, dinden, imandan, ahlaktan bahsedemezsiniz. Ederseniz ciddiye alamam.
Sabah programlarında grup yapan dayılar, kayınvalidesine atlayan damatlar, eşini zehirleyip ele kaçanlar kol gezerken, eteğin boyundan, makyajın tonundan bahsedemezsiniz. Ciddiye alamam.
Cümle kuramayan yazarlar, bebek öldüren doktorlar, torpille atanan yeğenler, sahte diplomalı mühendisler varken yarını hedefleyemezsiniz . Ciddiye alamam.
Yazılı kuralları vardır hukukun. Kafanıza göre kural ekleyemez, işinize geldiği gibi şekillendirip, adına “adalet” diyemezsiniz. Derseniz ciddiye alamam.
Ardına saklandığınız tüm değerleri çıkarlarınız uğruna yok etmek üzeresiniz. Şeffaf duvarlar ardında, gizleniyoruz zannettiniz. Yanlışsınız! Elbette yanlışınıza “yanlış” diyeni susturur, sindirir, hapsedebilirsiniz! Ancak dünün tarihini nasıl değiştiremediyseniz, yarının kitaplarına da “haklı” geçmeyeceksiniz. Kendi yazdığınız kitaplara elbette geçersiniz, ama ciddiye alamam.
Sokakta dayak yiyen gençler, hakkını arayan ablalar, abiler, kardeşler, 70 yaşında ekmek derdine düşmüş dedeler, neneler! Halk işte. Değil derseniz, ciddiye alamam.
Her şey Türkiye için diyorsunuz. Biz Türkiye değil miyiz? Milletin refahı için diyorsunuz, biz millet değil miyiz? “Öyleyiz” derseniz, ciddiye alamam.
Yıkıldıysa Cumhuriyet bilelim. Geçersizse hukuk bilelim. Korkulmuyorsa Allah’tan bilelim. Aksi taktirde, her birini haksızca ağzınıza alıp, kimseden susmasını bekleyemezsiniz. Beklerseniz, ciddiye alamam.
Günaydınlar dostlar. Ayşe Barım cezaevinden feryat ediyor. Sesini duyurmak mecburiyetindeyiz:
“Beynimde 2 ayrı stentli anevrizma var, 6 ayrı kalp rahatsızlığım var ve bu süreçte 6 kez bayıldım. Tam 30 kilo verdim. Cezaevinde ölmek istemiyorum! Ben sadece yaşamak istiyorum! Lütfen beni tutuksuz yargılayın!”
Bu her şeyden önce insanı bir talep. Şunu açık ve net söylemek lazım. Ayşe Barım ciddi bir ÖLÜM RİSKİ ile karşı karşıya.
1 saniye bile beklemeden derhal tahliye edilmeli.
Sezen Aksu’dan Ayşe Barım ve Murat Çalık için çağrı:
“Ayşe Barım ve Murat Çalık hayati tehlike altındadır. Vakit geçirmeksizin tutukluluklarına son verilerek tedavi imkânı sağlanmalıdır."
#MuratÇalıkSerbestBırakılsın
Marmara cezaevinde tutuklu bulunan E. Ayşe Barım'ın sağlık durumu cezaevinde kalmaya uygun değildir, bir an önce serbest bırakılmalıdır;
27 Ocak 2025 tarihinden bu yana Marmara Cezaevinde tutuklu bulunan Emine Ayşe Barım’ın sağlık durumu hakkında avukatı tarafından tıbbi değerlendirme ve görüş raporu talep edilmesi üzerine Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi tarafından bilim kurulu oluşturulması kararlaştırılmış olup hazırlanacak rapor en kısa sürede kamuoyu ve yetkililerle paylaşılacaktır. Ancak konunun aciliyeti nedeniyle kısa bir ön değerlendirme yapılması ihtiyacı duyulmuştur.
Emine Ayşe Barım hakkında Başakşehir Çam Sakura Şehir Hastanesi tarafından 2 Temmuz 2025 tarihinde düzenlenen durum bildirir son sağlık kurulu raporunda “Hipertrofik Obstrüktif Kardiyomiyopati” tanısı konulduğu ve ani ölüm riski nedeniyle İCD (implantable cardioverter defibrilator-şok cihazı) takılması önerildiği bildirilmektedir. Bunun yanında Emine Ayşe Barım'ın ciddi beyin damar hastalığı ve bayılma atakları olduğu bildirilmiştir. Hastanın Başka herhangi bir ek sağlık sorunu bulunmaması durumunda bile ani ölüm riskini haiz olan kalp hastalığı nedeniyle bir an önce tahliye edilmesi kanaatindeyiz.
İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi.
Şişli'ye kayyum atandığından beri sokakların pisliği tahammül edilemez hale geldi. Geçen gün buna ilişkin bir tvitsel paylaşmıştım
Mahalleli sonunda hastalık kapıp ölmemek için durumu ele aldı. İnsanlar kendi sokaklarını kendileri süpürüyor
Belki de optimum çözüm budur. Hepimiz sokaklarımızı kendimiz temizleyelim. Ancak karşılığında madem bu vergileri vermeyelim
Gelir vergisi, KDVsi, ÖTVsi, Stopajı Allah ne verdiyse vergisi veriyoruz karşılığında hizmet alamıyoruz, vasat bir hayata mahkum ediliyoruz
Türkiye'nin en pahalı mahallelerinden Nişantaşı'nda durum bir felaket...
Sokaklar çöp ve pislik dolu
Malum Belediye Başkanı cezaevinde yerinde kayyum var
Kayyum da își iyice boşlamış görünüyor
Ayşe Barım’ın hastalığı ile ilgili saçma sapan konuşan, küçücük beyinleri ile çok şey bildiklerini sanan, koyun gibi hiçbirşeyi tartmadan ne denirse inanıp küfürler saydıran bütün ……………ler/lar(okadar çok küfür yazmak istiyorum ki aslında) dilerim sefillik içinde yokolursunuz
Ayşe Barım konusunda bilip bilmeden konuşan, oyuncularını bambaşka yerlerden vurmaya çalışan insanlar dilerim ki bin beterini yaşar!!!
Kininizde boğulun inşallah!