PİSrail terör örgütü Genelkurmay Sözcüsü Avichay Andrea, ortakları olan mezhepçi pisliklere fetva yayınladı;
"İran Şii bir devlet. Sünnilerin onları desteklemesi haram. Bu, İslam dinine aykırı!"
@abdullahnaci Bütün olan biteni görüp de sessiz kalan ve iktidar mensuplarına bu fırsatı çeyrek yüzyıldır veren kitleye herşeyi kitlemek ve durmak yok yola devam etmek gayet doğaldır. Her toplum hak ettiği ve layık olduğu muameleyi görür.
lan bu memlekette milyonlarca insanın cebinde yeri geliyor 150 lira olmuyor, siz kamu görevlisiyken 150 milyon lirayı tek seferde bilmem ne fonuna nerden bulup yatırabiliyorsunuz!
@humakusu412@serbestiyetweb Haklısınız, Netenyahu ve üç beş siyonist soykırımcı iti tek sorumlu ikan edip siyonizmi ve emperyalizmi eleştirmezler, %99'u hasta, suçlu, işgalci ve soykırımcı itrail halkını masum görürler, itrail orada car olduğu sürece işgal, katliam, yıkım ve soykırım devam edecek
Ömer Koç ne dediğini biliyor.
Cümleyi bitirdikten sonra üzerinde biriken stresi dengelemek için sudan bir yudum alıyor.
Zor bir konuşma yaptığı mimiklerinden ve ses tonundan belli.
Burada sorulması gerken soru şu:
Ne oluyor da en büyük ortaklıklarını Batı ile yapan bir holdingin patronu tüm ekonomik gücünü tehlikeye atarak bu açıklamayı yapıyor?
İşte bu Gazzelilerin ve 7 Ekim’in dünyayı dönüştürücü gücüdür. “Egemenlik düzeni” Gazze’de çökmüştür.
Tashih Dergisi ilk sayımızda Gazze: İnsanlığın Son Çıkışı dosyamızda @yaktay hocanın Gazzelilerin dünyayı nasıl dönüştürdüğünü anlattığı satırlarını okuyup Ömer Koç’un açıklamalarını tekrar okumanızı tavsiye ederim.
Yazının ilgili kısmını buraya almak istiyorum:
“Bu çerçevede Gazze’nin önemi yalnızca mağduriyetinde değil; egemenlik düzenine karşı açtığı eleştirel ufukta yatar. Gazze bize modern devletin, uluslararası hukukun, insan hakları söyleminin, liberal ahlakçılığın ve küresel medeniyet iddialarının sınırlarını gösteriyor. Daha doğrusu, bunların hangi anda askıya alınabildiğini, kimin için geçerli olup kimin için geçersiz hale geldiğini gösteriyor. İnsan hakları söyleminin etkisizliği de burada açığa çıkıyor. Çünkü hak, ancak tanınan özne için haktır. Yurttaşlık bağından, hukuki statüden, uluslararası değerden ve politik korumadan mahrum bırakılmış olan için “insan hakkı” çoğu zaman soyut bir teselliden ibaret kalır. Filistinli bu yüzden yalnızca bombalarla değil, hak söyleminin boşluğu ile de kuşatılmıştır.
Fakat bütün bu kuşatmaya rağmen, tekrar pahasına söyleyelim ki, Gazze bir umutsuzluk hikâyesi değildir. Tam tersine, egemenliğin mutlaklık iddiasını bozan bir karşı-figürdür. Eğer homo sacer modern siyasetin en çıplak yüzünü temsil ediyorsa, Gazzeli de bu çıplaklaştırma girişimi karşısında insanın hâlâ onurunu, iradesini ve inancını koruyabileceğini gösteren bir sınır figürüdür. Bu yüzden Gazze sadece kurbanlaştırılmış bir coğrafya değil; aynı zamanda egemenlik düzeninin oyununu bozan bir ahlaki meydan okumadır.
Sonuç olarak, Agamben’in Homo Sacer çerçevesi İsrail’in Gazze’de uyguladığı şiddeti anlamak için güçlü bir kavramsal dil sunuyor: istisna, kamp, çıplak hayat, öldürülebilir beden, hukukun askıya alınması, egemenliğin keyfiliği… Bunların hepsi Gazze’de açık biçimde işliyor. Ancak göstermeye çalıştığımız gibi, Filistin örneği bu teorinin içinde eriyip gitmiyor. Çünkü burada yalnızca çıplaklaştırılmış hayatlar yok; aynı zamanda bu çıplaklaştırmaya direnen, onu aşan, ona rağmen özne kalabilen insanlar var.
Dolayısıyla Gazze’yi anlamak için Agamben bize önemli bir başlangıç sunar; ama son sözü vermez. Son söz, daha önce de söylediğimiz gibi, insanın salt biyolojik varlığa indirgenemeyeceği gerçeğinde yatar. Filistinli bu gerçeği bedeniyle, açlığıyla, kaybıyla, direnişiyle ve ısrarıyla temsil ediyor. Egemenlik onu homo sacer yapmak istiyor; kutsallaştırmadan kurbanlaştırmak istiyor, ama o, bu yazgıyı kabul etmeyerek modern siyasetin en karanlık teorilerine karşı yaşayan bir itiraz haline geliyor. İşte Gazze’nin dünyaya bıraktığı en büyük ders de budur: İnsan, hukukun dışına itilebilir; ama anlamın dışına itilemez. Öldürülebilir; ama her zaman teslim alınamaz.”
@m_akifkoc Turkiyede böyle bir mallığı yapacak iki iktidar vardı. Birincisi Özalin Anapı. Askerler engelledi cok şükür. İkincisi ise mevcut iktidar. Artık asker-sivil bürokraside kalmadi. Bakalım asitçi MBS icin yine Yemen ellerine kan dökecek miyiz?
@m_akifkoc İçeride başarısızlığı tescilli bir iktidarın en bilindik yöntemlerinden birincisi dışarıda yaratılacak bir düşman karşısında halkı kendi yanında kenetlemek, ikincisi de dışarıdan para getirecek istekleri kabul etmek.
Suudiler, tam da bu ikisinin kesiştiği yerde bir can simidi.
@m_akifkoc Son yıllarda Türkiyenin yönetimi,
Abd'ye adeta yapıştı.
Ne derse seve seve yapıyor.
Onlar için savaşi bile göze alıyor.
Bu intihardır.
Son birleşmis milletler toplantısında trump geldiğinde yaşananlara bakın herşeyi anlarsınız.
Bu rezil durum hiç mi rahatsizlik vermiyor?
@m_akifkoc İran konusunda size katılmıyorum, İran Suriye'de olan bitene kayıtsız kalamazdı, müdahil olmak zorunda idi, elinden geleni yaptı ama ABD&itrail&Türkiye&Arap koalisyonuna karşı kaybetti
İhtimal dışı olmamasına rağmen bu konuda size katılmıyorum, 7 Ekim'e adım adım gelinmiş, kaçınılmazdı, 11 Eylül ve 15 Temmuzla hiç ilgisi yok, onlar hazırlandı ve icra edildi, yapanlar biliyor
Tarihin bir görünen,resmi,kayıtlı yönü bir de görünmeyen,spekülatif,sezgisel yönü vardır.
11 Eylül,7 Ekim,15 Temmuz gibi büyük kırılmaları ancak 2.yönüyle çözebiliriz.
Netanyahu 7 Ekim saldırısını önceden bildiği halde önlem almadı (bence organize etti)
https://t.co/L7BtioFEmK
@ProfDrRGozen İhtimal dışı olmamasına rağmen bu konuda size katılmıyorum, 7 Ekim'e adım adım gelinmiş, kaçınılmazdı, 11 Eylül ve 15 Temmuzla hiç ilgisi yok, onlar hazırlandı ve icra edildi, yapanlar biliyor
@ProfDrRGozen Lafü güzaf, Türkiye, bölge ve dünya gerçeklerinden kopuk beylik rutin laflar, utanma haya arlanma da kalmadı, bu herife kim inanır, olsa olsa kadir inanır ama o da öldü