bazı şeylerin sonucunu Allah’a bıraktığım için hiçbir şey yapmamayı seçiyorum. tabi bunu yaparken kendi irademi kullanmış oluyorum. tam bu noktada “dua” ve “tevekkül”ün neden bu kadar önemli olduğunu ve ne işe yaradıklarını tekrar anlıyorum.
şule gürbüz haklıydı: "insan zaten dertli değildir, derdin kendisidir. insan, öyle büyük bir derttir ki; bu büyüklükte bir şeyin kendisine sığacağını aklına getirmez de bunu dünyanın, hayatın derdi sayar."
imam namazdan sonra şu duâyı yaptı: اللهم إنا نعوذ بك من كيود النساء وإلا تصرف عنا كيدهن نصب إليهن ��نكون من الجاهلين cemaat gülmeye başlayınca dayanamayıp ben de gülmeye başladım tek bildikleri Arapça kelime de nisâ zaten
Hatırlatma: Hanefî mezhebine göre tarım ürünlerinde öşür için nisap şartı yoktur. Delillerinden biri de şu ayettir:
﴿وَآتُوا حَقَّهُ يَوْمَ حَصَادِهِ﴾
(el-En’âm, 6/141)
Ayette miktar kaydı bulunmadığından Hanefîler, az-çok ayrımı yapılmaksızın öşrün gerektiği görüşündedir.
stresten kaçayım derken yeni sektör buldum. biraz daha mahsul alınca LinkedIn’e “tarım sektörüne yatay geçiş yaptım.” diye duyuru geçeceğim. bu süreçte bana destek olan biberlerime ve salatalıklarıma teşekkür ederim 😄