Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Hakemin suratına bağıracak bağırmadım diyecek, blokta topa dokunacak touch yok diyecek, gözünün önünde içeri düşen topa aut diyecek, rakip oyuncunun suratına gelen topta bir tek o sevinecek ve biz cansu özbay denen oyuncuyu eleştiremeyeceğiz öyle mi?
İnsanları mutlu eden bir Türk takımının Avrupa’da rezil olması değil.
İnsanları mutlu eden 40 senedir kurdukları yapılarla rakiplerinin emeğini çalan,zorla büyütülen bir kulübün rezil olması.
İnsanlar sizi Türk takımı olarak görmüyor.
Fenerbahçe’ye kumpas kurup başkanı içeri attılar dalga geçtiniz, yıllarca bu kumpasın ekmeğini yiyip bir neslin en güzel yıllarını çaldınız üstüne yine dalga geçtiniz, takım otobüsümüz kurşunlandı taş dediniz yine dalga geçtiniz, fenerli çocuklar biber gazı yedi yine dalga geçtiniz, fener yıllarca gittiği her deplasmanda kötü muamele görürken tv başında keyif alıp yine dalga geçtiniz, fenerli topçular saha içinde saldırıya uğrarken keyif alıp yine dalga geçtiniz. Siz Fenerbahçe’ye herşeyi yapıp hep dalga geçtiniz arkadaşlar. O yüzden Erden Timur’a hiç mi üzülmediniz diyenler HİÇ ÜZÜLMEDİK. Biz vicdanımızı 3 Temmuz 2011 sabahı toprağa gömdük..
3 Temmuz’da sokaktayız, daha 15 yaşındayım. Polis orantısız güç kullanıyor, başkanımız içeride, medya, spor camiası bize karşı. Kimsesisiz.
Sonra bir anda alkışlar, ıslıklar, çığlıklar. Ülkenin en zengin ailesinin oğlu yanımıza geliyor. İçimizi umut ve güven hissi kaplıyor.
İşte o anda bu takıma bir gün başkan olmasını istemiştim. Statüsüne, işine, gücüne, ailesine bakmadan geldi aramıza. Bizle direniyor, yardım ediyor, her eyleme geliyor, kampanyalar düzenliyor, ünlüleri, iş adamlarını mücadelemize katıyor. Vallahi ben böyle yürek ve sevgi görmedim.
O adam buraya zor zamanda gelip her yumruk yediğinde dövüşmeye devam etti, itibarını kaybetme pahasına. Elini çekinmeden cebine attı, her şeyini verdi. O adamın başarılı olmaması için her şey yapıldı. İşte o adam dün akşam tüm o süreçlerde -kötü niyetten veya saflıktan- yanımızda değil karşımızda olan adama yenildi. Yenilince bile camiasını düşündü ve kenetlenme çağrısı yapıp yeni başkanı tebrik etti. Kin kusmadı, vedadan kaçmadı.
Seni çok sevdik Ali Koç, bugün senden nefret edenler de seni çok sevdiler. Zaten tam da bu yüzden nefret ettiler. Kahramanlarının başarılı olamamasını kabullenemediler. Umarım bir gün dönersin. Bu camianın sana her zaman ihtiyacı olacak. Varsa hakkım helal olsun başkanım.
Bir taraf diyor ki;
“Ben 250 senedir şampiyon olamıyorum, kollandınız denilen maçta çizgiyi geçen golüm verilmiyor, aynı pozisyonda 2 penaltı varken penaltı verilmiyor. Rakibim ligi domine ediyor (!) ama Avrupa’da her sene şehir şehir dolaşıp kucakta geziyor burada bir sorun var”
Bu adama deli deniyor.
Diğeri de diyor ki;
Hiçbir şey yok her şey normal. Her sezon kollanıyorsunuz ama biz ona rağmen şampiyon oluyoruz. Ben her sezon TFF’yi, Hakemleri yenerek şampiyon oluyorum.
Bu adama da realist, akıllı, olgun deniyor.
Allah’tan Avrupa var da bu şerefsizlerin her millete deli gömleği giydirmeye çalışmalarının ertesinde patlıyorlar.
CHP’li Gürsel Tekin’in, CHP delegelerini polise gazlatarak, CHP yöneticilerini polise dövdürerek, CHP milletvekillerini polise tekmeleterek CHP İl Başkanlığına kayyum olarak girmesi, Türk siyasi tarihinin en büyük utançlarının başına kaydoldu.
Şu rezaleti savunanları neden ciddiye alamam biliyor musunuz?
Bir insanı, attığı tiviti bahane edip, hukuken hiçbir yaptırımı olamamasına rağmen hapse atıyorsanız, hukuktan bahsedemezsiniz. Ederseniz ciddiye alamam.
Anayasaya göre serbest kalması gereken insanları tutsak edip Anayasayı çiğnerseniz, Anayasanın öneminden bahsedemezsiniz. Ciddiye alamam.
Kul hakkına girip, çalana çırpana, gasp edene, çökene “bizdendir” deyip susarsanız, dinden, imandan, ahlaktan bahsedemezsiniz. Ederseniz ciddiye alamam.
Sabah programlarında grup yapan dayılar, kayınvalidesine atlayan damatlar, eşini zehirleyip ele kaçanlar kol gezerken, eteğin boyundan, makyajın tonundan bahsedemezsiniz. Ciddiye alamam.
Cümle kuramayan yazarlar, bebek öldüren doktorlar, torpille atanan yeğenler, sahte diplomalı mühendisler varken yarını hedefleyemezsiniz . Ciddiye alamam.
Yazılı kuralları vardır hukukun. Kafanıza göre kural ekleyemez, işinize geldiği gibi şekillendirip, adına “adalet” diyemezsiniz. Derseniz ciddiye alamam.
Ardına saklandığınız tüm değerleri çıkarlarınız uğruna yok etmek üzeresiniz. Şeffaf duvarlar ardında, gizleniyoruz zannettiniz. Yanlışsınız! Elbette yanlışınıza “yanlış” diyeni susturur, sindirir, hapsedebilirsiniz! Ancak dünün tarihini nasıl değiştiremediyseniz, yarının kitaplarına da “haklı” geçmeyeceksiniz. Kendi yazdığınız kitaplara elbette geçersiniz, ama ciddiye alamam.
Sokakta dayak yiyen gençler, hakkını arayan ablalar, abiler, kardeşler, 70 yaşında ekmek derdine düşmüş dedeler, neneler! Halk işte. Değil derseniz, ciddiye alamam.
Her şey Türkiye için diyorsunuz. Biz Türkiye değil miyiz? Milletin refahı için diyorsunuz, biz millet değil miyiz? “Öyleyiz” derseniz, ciddiye alamam.
Yıkıldıysa Cumhuriyet bilelim. Geçersizse hukuk bilelim. Korkulmuyorsa Allah’tan bilelim. Aksi taktirde, her birini haksızca ağzınıza alıp, kimseden susmasını bekleyemezsiniz. Beklerseniz, ciddiye alamam.
İBB'de İstanbul'u yöneten en tepedeki 150 kişiyi tutukladılar, hepsini toplasan şu kadar para çıkmadı. Bir tane AKP İlçe Başkanı'nın sadece evdeki kasada tuttuğu mala bak. Aynen yüzyılın yolsuzluk dosyası falan filan...
Kamu görevi sırasında kul hakkı yiyen kim varsa Allah belasını versin!
Bütün CHP’li belediyeleri yolsuzluk yapıyor gösteren, yolsuzluk yapan AKP’lileri aklayan adaletiniz de batsın!
Türkiye’nin büyük bir temizliğe ihtiyacı var. Ancak bu temizlik bu iktidarın kirli elleri ile yapılamaz!
Canım dostum, arkadaşım, yoldaşım…
Timur, bu ülkede kimsenin kefilliğine ihtiyaç duymayacak kadar haysiyetli bir yaşam inşa etti.
İyi gazetecidir ama hepsinin ötesinde iyi bir insandır.
Onun aklı ve vicdanı pusuladır.
Timur hepimizin onuru, ona da dokundurmayız. Elinizi çekin bu ülkeyi seven insanların üzerinden.
İzmir'de koca ormanların yok olduğu dört yangın elektrik tellerinden çıkmış, elektrik şirketi sahipleri serbest. Taksim'de "ölmeye öldürmeye geldik" diye katliam çağrısı yapanlar serbest. Güzellik merkezi paravanıyla kara para aklayanlar serbest. Adalet isteyen gençler tutuklu.
Rakiplerini zindana at, gazeteciyi gözaltına alarak sustur, eleştireni hedef göster…
Böyle mi yöneteceksiniz ülkeyi?
Devlet intikam duygusuyla, nefretle, tehditle yönetilmez. Korku salarak bu milleti sindiremezsiniz.
Türk milleti boyun eğmez, susmaz, diz çökmez!
Erdoğan’ın en güçlü rakibi Ekrem İmamoğlu’nun özgürlüğünün elinden alınmasının üzerinden 74 gün geçti. İktidar İmamoğlu’nun unutulmasını her şeyden çok istiyor. Unutmayın, unutturmayın.