bugün bir main character gibi davranmaya karar verdim şimdi bir kafeye gidip americano söyleyecek ve juliette binoche gibi hülyalı hülyalı önümdeki fincanı seyredeceğim
ya da chungking express’teki kız gibi kulaklığımı takıp california dreaming çalarak dans edeceğim ama sosyal anksiyetem ve gölgesinde yetiştiğim ultra muhafazakar prensiplerim bunu umuma açık yerde performe etmeme müsaade etmez, biz juliette’imden devam, benim hüzün kelebeğim…..
kaç yaşında olursa olsun geçen ömrüne hayıflanmadan bir meziyetin peşine düşen insanlara çok saygı duyuyorum, benim herhangi bir şeye duyduğum heves önünü alamadığım karanlık bir nihilizmle yutuluveriyor.
bilge karasu 63 yaşında japonca öğrenmek için kursa başlamış ve bayağı da ilerlemiş. nazım’ın “yetmişinde bile zeytin dikecek” demesi gibi. hayran olunası bir hayat aşkı. her şeye rağmen yaşama hevesini hiç kaybetmemek lazım.
Bu adamın tek suçu soykırıma uğrayan hemşerilerini tedavi etmeye çalışmaktı.
Şu anda muhtemelen penceresi açık, zemini suyla kaplı, buz gibi ve son derece pis bir hücrede, dar bir demir yatağın üzerinde aç ve işkence görmüş bir vaziyette uzanıyor.
#FreeDrHussamEbuSafiye
uzakta bir arkadaşımla konuşurken bana “senin kurabiyeni özledim” dedi. “ben de birinin kurabiyesine özlem duyulan bir dostu olmuşum” düşüncesi o kadar sıcacık hissettirdi ki, duyana kadar buna ihtiyacım olduğunu düşünmemiştim.
belki de bugün benim dostuma farkında olmadan gösterdiğim şefkatin onda yankı bulduğunu görmek beni bu kadar etkiledi, tıpkı anneannem gibi birine gösterdiğim şefkat ve ihtimamla onu sarıp sarmalama hissi.
anneannemin ben küçükken çorba içmeyi çok seviyorum diye her sabah üşenmeden çorba yapıp içine ekmek doğrayarak yedirdiği günleri hatırlattı bu his bana, o gün gördüğüm şefkat bugün hala başımı okşuyor.
Kavvamlık ile kırılgan maskülanite arasındaki hayvan gibi kalın çizginin doğru tarafına geçmeniz için adeta bir işaret fişeği niteliğinde amme hizmeti tivit.
@ommfaruk her bilgiye amade olduğumuz bir yaşımız daha gelmeyecek, tam o yaşımda yazdığım, varlığını dahi unuttuğum bir yazıyla dünyayı ben kurtaramayacağım belki ama pırıl pırıl bir zihinde bir yankı oluşturabilmişsem ne mutlu bana. selam o pırıl pırıl zihinlere olsun :)
Slavoj Žižek'ten siyasetin günümüzdeki işleyişini açıklayıcı güzel bir örnek.
Eski tip otoriter düzenler pek de sofistike değildi, işleyişi çok daha doğrudandı, kaba sabaydı ama en azından içi dışı birdi. Bugünün "özgürlükçü/demokratik rejimleri" ise çok daha karmaşık hesaplarla tahakküm kurma peşinde, bize bir şey buyurmuyor gibi görünüyor ama kurnaz hamleleri ile onun istediği şeyi zaten arzulayarak "özgürce" harekete geçmemizi sağlıyor. (Tabii Žižek biçimsel de olsa demokratik ülkelerden bahsediyor, bizde durum farklı.)
Siyasi benzetme bir yana, ebeveyn tipi olarak "doğrudan otoriter baba" ve "postmodern müsamahakar baba" arasındaki ayrım da tartışmaya değer.