«"La verità è nel fondo del pozzo" mormorò. Lui ci si era avvicinato, sull'orlo del pozzo, giusto per taliare. Ma poi si era fermato: mica aveva avuto il coraggio di scendere a vedere se c'era il sole o c'era la luna, giù. S'era accontentato nemmeno di vedere, gli era abbastato che gli dicessero: "è sole" o "è luna" e aveva finto di crederci.»
https://t.co/Prm3kj6VFI
@LuciaLibri
Dostoyevski'nin "Budala" romanında, Prens Mişkin kurşuna dizilmek üzere olan ve cezasının infazına sadece beş dakika kalan bir adamın hikâyesini anlatır. Adam kalan vaktini titizlikle böler: İki dakikasını arkadaşlarıyla vedalaşmaya, iki dakikasını kendini dinlemeye, son bir dakikasını da etrafına bakmaya ayırır. Ölüme saniyeler kala içinden, "Acaba affedilsem, hayata geri dönsem ne olurdu? Her dakikayı bir asır gibi yaşardım, tek bir ânı bile ziyan etmezdim!" diye geçirir. Gerçekten de son anda affedilir ve ona yeni bir ömür bağışlanır. Daha sonra Prens Mişkin'e adamın bu sözünü tutup tutmadığı sorulduğunda ise şu cevabı verir: "Hayır, tutmadı. Bağışlanan dakikaların birçoğunu yine boş yere harcadı."
İnsan, zihninde her zaman koşullar değiştiğinde ya da eline yeni bir şans geçtiğinde zamanın kıymetini çok daha iyi bileceğine inanma eğilimindedir. Kendisine yeni bir fırsat sunulduğunda hiçbir şeyi ziyan etmeyeceğine dair kendine büyük sözler verir. Ancak arzulanan noktaya ulaşıldığında ya da imkânlar genişlediğinde, kişi genellikle başlangıçtaki farkındalığını hızla kaybeder ve yine alıştığı ritme döner. Çoğu zaman hayatın veya zamanın hakkını verememenin nedeni elde yeterli fırsatın olmaması değil insanın, elinin altında sürekli var olduğunu düşündüğü her şeyi hızla sıradanlaştırıp kanıksamaya yatkın doğasıdır.
Noi gente con il telefonino sempre silenzioso viviamo tutto sommato una bella vita fino a che non perdiamo il telefonino a casa e non sappiamo come farlo squillare per trovarlo…
Purtroppo viviamo in un contesto in cui si sa tutto del sesso magari fin da ragazzini e non si sa nulla o quasi dell'amore, dei suoi tempi, del corteo di sentimenti che lo accompagnano, delle parole e degli sguardi e non solo degli atti che lo sostanziano.
@MariaGraziaVac9 È il vicino d’ombrello dei miei sogni. Quest’anno ne abbiamo avuta una che tutte le mattine alle 11:15 le suonava la sveglia sul cellulare e lei era a fare il bagno. Stesso suono della mia che sento per un anno intero.
Un giorno quasi mi ci trovava e glielo volevo tirare in acqua
Grazie al Corriere della Sera e al direttore Luciano Fontana per aver ospitato queste mie parole.
La felicità non ha una forma sola. Noi, con i nostri figli, ne abbiamo imparata un’altra. E nessuno ci farà vergognare o ci chiuderà in casa.