ATATÜRK hakkında İngiliz kraliyet arşiv'inden elde
ettiğim, BBC'nin çektiği Belgesel video'yu buldum...
Dikkatli olun..! 5816'ya takılmayın.!
Video'da geçen konuşmanın metni:
Ancak burada, bir zamanlar İslam'ın kılıcı olarak bilinen Türkiye'de, İstanbul'da, minareleri göğe yükselen İstanbul'da, bu büyük inancın bütün gelenekleri bir kişi tarafından yerle bir edildi. Ulusunun yönünü, kendine özgü tarzıyla, 20. Yüzyıl'da Batı dünyasına çevirmeye çalışan bir adam tarafından.
Bütün bunları değiştiren kişi Mustafa Kemal'di. Türklerin, Atatürk yani Türklerin babası olarak adlandırmaları Kemal, ülkesinin devrimine öncülük yapıp 1. Dünya Savaşı'ndan sonra cumhuriyeti ilan eden bir askerdi.
Atatürk, dinin, 1920'lerdeki büyük atılımların önünde engel olmasını istemiyordu. Din adamları gelişmeye ayak bağı olmamalıydı.
Birçok devrimci kararı arasında en radikal olanı, halifeliğin kaldırılmasıydı. Bu, Papalık ya da İngiliz Başpsikoposluğu'nu kaldırmak gibiydi. Ancak o, bunu yaptı. Kişiliğinin getirdiği etkili gücüyle bunu yaptı. Bunu yaptı yapmasına ancak bu, hiç kolay olmadı.
Atatürk, kutsal dil Arapça'nın kullanımını sona erdirdi. Bu dil sadece eski yapıtların üzerinde kaldı.
İslami giyim tarzı yasaklandı. Fesin yerini Batı tarzı şapka aldı. Böylece şapkanın geniş kenarları, Kabe'ye doğru namaz kılanların secdeye varmalarını engelleyecekti. Erkeklerin uzun elbiseler yerine takım elbise giymesini sağladı. Müslüman kadınların yüzünü örten peçeyi kaldırdı. Yaşamlarına medeni nikahı getirdi.
Atatürk'ün aldığı kararlar, Türkiye'nin yeni kuralı (kutsalı) haline geldi. Bu devrimler, kuşaklar boyunca devam eden, insanların doğumu, yaşamı ve ölümüyle ilgili öğretilerin hepsinin yerini aldı. Ancak, büyük bir ulusal kahraman ve ülkenin kurtarıcısı olan Atatürk bile toplumun derindeneki islami ruhu yok edemedi.
Bu yüzden İslam, uygun zamanı kolladı. Atatürk 1938 yılında yaşamını yitirdiğinde ise imamlar, artık dini ihtiyatlı bir şekilde canlandırmaya başlamak için muhtemel güvenli ortamın oluştuğunu düşündü.
Dinin kamusal alandan uzaklaştırılması Adnan Menderes'in başbakan seçildiği 1950'ye kadar sürdü. Menderes, daha fazla inanç, daha az özgürlük isteyen köylülere önemli seçim vaatleri vermeye zorlandı. İslam'ın sesi çok daha baskın hale gelmişti. Menderes'in Demokrat Partisi tutuculuğa boyun eğdi.
Mustafa Kemal'in devriminden sonra ilk kez camiler, yeniden kamu parasıyla inşa edildi. İnsanların İslam'ın kutsal mekanı Mekke'ye gitmelerine yeniden izin verildi. Ankara radyosunda dini programlar yayımlanmaya başladı. İstanbul'da bir ilahiyat fakültesi bile açılmıştı. Kırsal kesimde kadınlar modern giyim tarzını uygulamıyor.
Atatürk'ün giyilmesi çağrısını yaptığı şapkayı çok az insan giyiyor. Zamana kasketle ayak uyduruyorlar. Namaz kılarken kasketlerini ters çeviriyorlar, böylece alınlarını secdeye değdirebiliyorlar. Yaşlı kadınlarsa başörtülerini sıkıca yüzlerine dolayıp başlarını tamamen kapatıyor.
Atatürk'ün döneminde müezzinler ezanı Türkçe okumak zorundaydılar. Şimdi ise ezan, yeniden Arapça yani Peygamber'in dilinde okunuyor.
Menderes, Kemalizm'i sulandırmak için verdiği ödünlerin bedelini ağır ödedi. Ordu 1960'da ayaklandığında kendisini yolsuzluktan yargıladı ve sonunda astı.
Bu yılın (1965) Ekim ayında Türkiye'de yeniden genel seçimler yapılacak. Seçimleri, Menderes doktrininin veliahtı olan Adalet Partisi kazanacak gibi görünüyor.
Şüphesiz, Türkiye'de İslam bugün yeniden canlanıyor. Bazı camilerin cemaati İngiltere'deki din adamlarını kıskandıracak kadar büyük. Atatürk'ün ilke ve emirleriyle yıkmak istediği şey, belli ki yıkılabilir gibi değil. Şurası kesin ki, Atatürk'ün agnostisizm politikalarına karşı her gün yeni bir gedik açılıyor.
Peki yüzünü Batı'ya dönen yeni hükümet, eski inançların bir zamanlar sahip olduğu gücüne ulaşmasına izin verecek mi? İşte bu, henüz belli değil.
#Bünyaminerdemir Ponomarenko Sultan Alparslan Hasan İmamoğlu
Cüneyt Özdemir:
1997 yılıydı, Mehmet Ali Birand ile birlikte İstanbul Üniversitesi'ne gitmiştik. İBB Başkanı Erdoğan orada öğrencilerin sorularını yanıtlıyordu.
Bir kız öğrenci İngilizce olarak "İleride Başbakan seçilirseniz dünya liderleriyle hangi dilde konuşacaksınız" diye sordu. Erdoğan İngilizce bilmediği için anlamadı. Bir daha sordu aynı soruyu İngilizce.
Erdoğan, Birand'a dönüp "Ne diyor" dedi. Birand tercüme etti. Erdoğan da o dönem "Türkçe" demişti.
Yıl 2026, NATO'nun açılış konuşmasını Cumhurbaşkanı Erdoğan 32 lidere Türkçe yapıyor.
Biz hafızası çok şey bir toplumuz unutuyoruz bir dönem neler yaşandığını.
Dönemin başbakanının dünya liderlerinin buluştuğu bir yere eşinin başörtüsü var diye alınmadığını ya da;
bir belediye başkanına İngilizce olarak küçümseyerek "Ya sen İngilizce bilmiyorsun günün birinde ne diye hitap edeceksin" diye sorduğunda "Türkçe" dediğinde insanların güldüğünü ve bugün tam da o gün o salonda dediği gibi Türkçe konuştuğunu görünce insan tabi nereden nereye diyor.
Ögretmen temel'e sorar hangi partiyi destekliyorsun ?
Temel " AK PARTİ " der
Öğretmen : Neden ?
Temel : Çünkü Annem,babam Erdoğan'cı da ondan....
Öğretmen Chp'lidir ve bu cevaba çok sinirlenir ,
Annen ,baban bi gerizekalı olsa o zaman ne olacaktın ? 🙄
Temel cevabı yapıştırır ;
O zaman Chp'li olurdum 🤣🤣
Hanımefendi Kahramanmaraş’ta 112 görevlisiymiş.
Dijital çağın insanlığa attığı en büyük kazık tam olarak bu.
Acısını bile etkileşim kasmak için kullanan bir insan tipi ortaya çıktı! Ne hazin bir durum…
İSRAİL ÇOK SİNİRLENMİŞ❗
İTALYA'DA BİR DERGİ KAPAK RESMİ OLARAK BU GÖRSELİ KULLANDIĞI İÇİN İSRAİL, DERGİYE KINAMA MESAJI GÖNDERMİŞ ❗
O ZAMAN
NE YAPIYORUZ ❓
GÖRSELİ İYİCE YAYIYORUZ KÜPLERE BİNSİN SİYONİST İSRAİL‼️