Türk milleti bu konunun peşini asla bırakmamalı ve bu cezanın Hazineden ödenmesine asla izin vermemelidir.
Bu boku kimler yediyse hesabı da onlar ödemelidir.
Merhaba ben Bukalemun Cüneyt. "Türkiye, Irak’a 1.471.000.000 Dolar tazminat ödeyecek" haberiyle ilgili tek bir şey yazmadım, gündemi Haluk Levent olayına çevirmekle görevliyim.
Haluk Levent suç işlemişse cezasını çeker. Asıl gündem çok daha önemli!
📌 Ben Paris İstinaf Mahkemesi’nin kararı doğrultusunda Irak petrolüyle alakalı Türkiye’ye 1 milyar 471 milyon dolarlık tazminat cezasına hükmettiğine dair iddialara takıldım.
Haber doğruysa bu para kimden tahsil edilecek?
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Canan Karatay’dan AKP’li Hakan Ural’a canlı yayında soğuk duş!
-“Canan hoca Babalar Günü için 200 TL harçlık verdi bana.”
+“Güle güle kullan. 5 kuruş için 4 takla atan bir insansın çünkü.”
-“Doğru, parayı severim yalan yok.”
1.000.000 liralık sıfır aracı, vergileri ile 2.500.000 liraya aldık.
2.500.000 lirayı kazanmak için de 1.600.000 lira gelir vergisi verdik.
4.100.000 lira kazanıp 1.000.000 liralık otomobil aldık.
Vergi oranı: %310
Dünyanın hiç bir ülkesinde böyle bir düzen yok...
Bugün gündemde yer alan ve Onlar yayınında dile getirdiğim konu yeni değildir.
2023 yılında, maskeli bir kişi, benim öldürülmem için bir ihale düzenlendiğini ve bu ihaleyi Mahsun Kuruçay isimli kişinin üstlendiğini iddia etmiştir. Bu iddialar üzerine yürütülen süreçte bazı kişiler gözaltına alınmıştır.
Söz konusu iddiaların ardından, adı geçen Mahsun Kuruçay bizimle iletişime geçmiştir. Yapılan görüşmede, iddiaları doğruladığını, ancak daha sonra bu eylemden vazgeçtiğini ifade etmiştir.
Bu süreçte, gazeteci arkadaşlarım Timur Soykan ve Barış Pahlivan ile birlikte kendisiyle telefonda görüntülü görüşme gerçekleştirilmiştir.
Olayla ilgili adli süreç halen devam etmekte olup, soruşturma İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmektedir.
DSİ'nin şehirlere su getirme görevinin kendilerine ait olmadığı yönündeki açıklaması sonrası Ekrem İmamoğlu'nun Melen çağrısı yeniden gündem oldu:
"4 yıldır çağrı yapıyoruz. Bize devredin. Bırakın, elinize yüzünüze bulaştırdınız. Melen Barajı'nı biz yapalım."
Özgür Özel gazeteci olduğunu idda eden şahsın ‘Özgür Özel, Akın Gürlek'le anlaştığı için o belgeleri açıklamadı’ iddialarına cevap verdi
https://t.co/bUHZqwTC3x
Büyük Türk milleti!
Papa'nın ziyareti, dini değil siyasi bir ziyarettir. Türk Ortodoks Hristiyanlar olarak uyarıyoruz. Yabancıların emelleri Türkiye'nin çıkarına değildir!
Bu ziyaretlere Osmanlı Padişahları da Atatürk de izin vermedi. Bugün de izin verilemez. Amaçları belli. Türk milleti uyanık olmalıdır.
Akın Gürlek, kanuna aykırı olarak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına atandıktan sonra Kasım 2024’ten, Ağustos 2025’e kadar yurt dışındaki kamu şirketinde yönetim kurulu üyeliği yapıp, 9 ay boyunca maaş almıştır.
Bu skandala karşı hukuk devletinde yapılması gereken, derhal soruşturma açmak bu suçu işleyen kişiyi görevden almaktır.
Ama hala; ailelerle, babalarla, evlatlarla uğraşan Çağlayan’daki çete hesap vermek yerine bize soruşturma açıyor.
Elinizden geleni ardınıza koymayın!
Sayın Erdoğan size sesleniyorum:
Millet sizden, devlete ve millete düşmanlık eden Çağlayan’daki bu çeteye karşı gerekeni yapmanızı bekliyor.
Bu çete size dosya sağlam dedi ama yapamadılar, beceremediler.
Milletin %70’i Ekrem Başkana atılan iftiralara inanmıyor.
Bu ülke kavgadan kutuplaşmadan bıktı. Millet barış istiyor, huzur istiyor.
Çok daha geç olmadan bu yoldan dönün.
Bu ülkeye uzun yıllar hizmet etmiş biri olarak tarihte yer almak varken, bu şekilde tarihe geçmeyin.
Hayvanlara hakaret olmasın diye bir daha söylemiyorum: Çerinize çöpünüze sahip çıkın.
Bunlardan size de ülkeye de fayda gelmez!
Tele 1'e kayyum atanması basın özgürlüğüne uygulanan bir tür sansürdür! Kanal sahibi suçluysa ve adalet önünde hüküm giyerse elbette cezasını çeksin ama evine ekmek götüren gazetecilerin işlerinden olması, özgürce haber yapamaması ülkemizin imajı ve geleceğimiz açısından düşündürücü! Özgür basın, çağdaş toplumların aynasıdır.
HABER ALMA ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ ADINA BİR UTANÇ ANI!
Tele 1’e kayyum atandı. Ana Haber yayını kesildi. Kapıda polis, çalışan arkadaşlarımız içeri alınmıyor.
Merdan Yanardağ daha gözaltında, ifade işlemleri henüz tamamlanmış değil ama ceza peşinen sadece ona değil, hepimize kesildi.
SON DAKİKA | CHP, nadir toprak elementlerinin hammadde olarak yurt dışına satışının yasaklanması ve yalnızca devlet tarafından aranması ve işletilmesi için kanun teklifi hazırladı.
Şule Aydın ve Murat Ağırel’e saldırı ihbarı
Şule Aydın: “Murat’a ve bana yönelik motosikletli bir saldırının, hangi noktada gerçekleşeceğini ve tetikçilerin tutulduğunu söyledikleri bir ihbar var. Bu ihbarı savcılıkla paylaştık. Şikayette bulunduk. Bundan sonrası onlara emanet.”