Sınıfta mastürbasyon yaptığı için TED Koleji'nden atılan Melih Gökçek'in oğlu Osman Gökçek:
"Buna gülenlerin de bir an durup neye güldüklerini düşünmeleri ve utanmaları gerekir."
Size Ezgi Apt dosyası ile ilgili haberlerim var; 6 Temmuz’da duruşmamız var! Takip edenler biliyordur;
Mahkeme heyeti, bilirkişiyi“binanın yapıldığı yıldaki mevzuata göre rapor hazırlaması” konusunda uyarmıştı. Fakat ODTÜ’den gelen raporda ,yeni deprem yönetmeliğine göre hesaplamalar yapıldığı için ,kolon kesenler aklanmıştı! Yine mahkeme heyeti “depremin ivmesini en yakın istasyona göre belirleyin “diye belirtmesine rağmen bilirkişi ivmeyi merkeze göre alıp hesaplamaları öyle yapmıştı.Deprem çarpanlarını 3 katına çıkarıp adeta bina durduğu yerde bile yıkılacak kadar kusurlu gösterildi. Fakat bilirkişi heyetinden bir Hoca rapora şerh düşüp ,onaylamadığını detaylarıyla açıkladı.İşte bu şerhli rapordan sonra mahkeme dosyamızı tekrar bilirkişiye yolladı ve gelen raporda kolon kesenler ASLİ KUSURLU bulundu.
Neredeyse dört yıl olacak, ellerimde dosyalarca delille adaletin sağlanmasını bekliyorum. Kimin ne kusuru varsa cezasını çeksin istiyorum. Bu süreçte ,bu alanda uzman birçok hoca ile görüştüm ; “kolon,kiriş ve kesilen perde betonların binanın yıkımına sebep olduğunu” söylediler. Bu sebeple tüm suçun”depremin büyüklüğüne bağlanmasını ve hayatta olmayan müteahhite yıkılmasını” kabul etmek mümkün mü? Ezgi apartmanı etrafında yıkılan tek bir bina yokken kimse bunu kabul etmemi beklemesin.Deprem ülkesinde herkes biliyor ki ;kolon,kiriş ,perde beton kesmek c*nayettir.
Son olarak savcılık kolon kesenler hakkında “olası kast’tan “ rekor cezalar istedi; inşallah karar da bu doğrultu da gelir de bir daha kimse kolon,kiriş kesmeye yeltenmez.
Türkiye'de İslamcılık adı altında çok şiddetli bir Arap milliyetçiliği yapılmaktadır. Türk'üm diyen herkesin buna karşı mücadele etmesi kanının gereğidir.
Milli takımın villaları istememesine rağmen İbrahim Hacıosmanoğlu'nun neden zorla o villaları yaptırıp vermek istediğini biliyor musunuz…Çünkü o bölge sit alanı. Milli takım üzerinden bütün izinleri çıkartıp, birinci derece korunması gereken o bölgeyi yaşam alanına çevirerek tam 4000 tane villa yapacaklar..Bunu hayata geçirebilmek için de basını ve medyayı çok güzel kullandılar, durumu futbolculara "Milli Maç Hediyesi" olarak servis ettiler..O yasaklı bölgenin eski sahibi Ali Ağaoğlu'ydu. Eskisi gibi gücü ve imkanı kalmadığı için, projeyi TFF'nin başına geçen İbrahim Hacıosmanoğlu'na devretti. O da elindeki bütün imkan ve gücü bu doğrultuda çok güzel kullanarak izinleri çıkardı. Üstelik kamuoyu algısı yaratılarak yaptırılan haberlerde, sanki sadece milli takımdaki oyuncu sayısı kadar villa yaptırılacağı söyleniyor ama maalesef gerçek bu değil..Toplamda 4 bin tane villa yapılacak. Ve birinci derece korunması gereken sit alanında yüzlerce yaşayan canlı var..Hem doğaya hem de hayvanlara yazık olacak..Umarım proje iptal edilir, futbolcular da adam gibi çıkıp "O villaları istemiyoruz" diye basın açıklaması yapar. Çünkü bizler hiçbir zaman yapılan bu kötülüğü unutmayacağız.
Bakın, bu videoda gördüğünüz cennet yer, "Milli Takım oyuncularına villa hediye ediyoruz" bahanesiyle katledilmek istenen bölgedir. Burası, yıllardır birinci derece sit alanı olarak korunan, nesli tükenmekte olan binlerce canlıya ev sahipliği yapan ve antik kent dokusuna sahip muhteşem bir doğa harikasıdır. Bizim uyanık Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, futbolcular üzerinden bu cennet yerin reklamını yaptırarak, bugüne kadar korunması için alınmış tüm mahkeme kararlarını hiçe sayıyor. Sit alanı olan bu bölge için yeniden mahkemeye başvurup onay çıkartarak, imara açılan bu yere tam 4 bin adet villa inşa edecek…Hiçbir futbolcumuz bu evleri istemezken "Zorla bu çocuklara evlerini vereceğim" diyerek haber ve basında algı oluşturup, arka tarafında 9.7 milyon metrekarelik devasa doğayı katledecekler.
Sizin bir arkadaşımız vardı hani Şamil Bey “Her Cuma bir ayet sallıyorum bakara makara” demişti, O’na da sınırları böyle bildirilmiş miydi, yoksa dini değerleri aşağılayanlara ters kelepçe ile sınır bildirme uygulaması muhaliflere özel bir yöntem mi?
Herkes haddini bilecekmiş, dini değerlerle alay edilemezmiş...
Peki madem öyle neden bakara-makara diyen adama haddini bildirip ters kelepçe takmadınız ve üstelik büyükelçilikle ödüllendirdiniz?
Cuma namazında verilen vaazda "yakın akrabaya bakmayı" derken kastettiği şey kendi cebinden para vererek bakmak. Milletin vergisinden bakmak değil. Ulan dini nasıl da sömürdünüz ama.
Deniz Göktaş'ın Kur'an'ı kastederek söylediği sözler üzerine...
1- En favori kitap...
2- Benim de favorim diyor.
3- Çevirisi başarısız diyor. Her çeviren başka türlü çeviriyor ve herkes başka seyler anlıyor diyor...
4- Son kitap denilmesi çok iddialı zira o dönemde kitaplar daha yeni yeni yazılıyor diyor. (Kur'an'a inanmadığını belirtiyor aslında)
5- 1200'lü yıllarda yine böyle bir kitap yazılmalıydı diyor. (Zira insan yaşamı çok değişti demek istiyor.)
6- Ama kitabın yazarı (İslam'ın Allah'ı) Kur'an'a son kitap dediği için yenisini göndermiyor, diyor.
7- Domuz da yeneyiversinler derken de yeni kitap gelseydi bu yasağı kaldırırdı ve başka pek çok yeni düzenleme yapılırdı iddiasında bulunuyor.
Bir inançsız olarak Deniz Göktaş'ın bunları söylemesi doğal degil mi?
Biz de inananlar olarak, yanılıyorsun Deniz, bu sözlerine kesinlikle katılmıyoruz, demeliyiz. Konu işte bu denli basit. Bunda soruşturma açılacak ne var?
Bir de kimileri çıkıp dinî konularda şaka yapılmaz diyor.
İyi de Anadolu halk kültüründeki dinî konularla ilgili yüzlerce fıkrayı nereye koyacaksınız? O fıkralar hâlâ anlatılmaya devam ediyor.
Buluttan nem kapar gibi her şakadan inanç krizi çıkarmak pek sağlıklı bir tutum değil. Zira bu, inanç zayıflığına delalet eder.
Farkında mısınız?
Son yıllarda nitelikli idareciler, nitelikli öğretmenler kendilerini her şeyden geri çekiyorlar. Kızgınlar, kırgınlar, yılgınlar. Sessiz bir istifa dönemi yaşıyorlar.
Görüş belirtmiyorlar. Kadraja girmiyorlar.