Suriye’de kalıcı barış ve istikrar yolunda atılan adımları memnuniyetle karşılıyorum.
SDG’nin silahlı yapılarının Suriye devletine entegrasyonu yönündeki gelişmeler, yalnızca Suriye’nin geleceği açısından değil, bölgemizin huzuru ve güvenliği açısından da büyük önem taşımaktadır.
Suriye Kürtlerinin kimliklerinin, temel hak ve özgürlüklerinin güvence altında olduğu; bütün etnik ve inanç gruplarının eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabildiği, demokratik ve toprak bütünlüğünü koruyan bir Suriye hem Türkiye’nin hem de bölge halklarının çıkarınadır.
Bu gelişmeler Türkiye açısından da önemli bir fırsat sunmaktadır.
Kürt meselesini silahın ve çatışmanın gölgesinden tamamen çıkararak demokratik siyasetin, hukukun ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çatısı altında çözmek zorundayız.
Türkiye’de yürütülen sürecin silahların tamamen bırakılması, terörün sona ermesi, demokrasimizin güçlenmesi ve Türklerle Kürtler arasındaki tarihsel kardeşliğin daha da sağlamlaşmasıyla sonuçlanmasını yürekten diliyorum.
Türkiye’nin kendi iç barışını güçlendirmesi, yalnızca ülkemiz için değil, Orta Doğu’nun barış ve istikrarı açısından da çok önemli bir güvence olacaktır.
Yıllar önce bu anlayışla Ortadoğu Barış ve İş birliği Teşkilatı’nı, yani OBİT’i, önermiştim.
Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin öncülüğünde kurulacak, zaman içerisinde bölgenin diğer ülkelerini de kapsayacak bir barış ve iş birliği yapılanmasının Orta Doğu’nun geleceği açısından tarihî bir ihtiyaç olduğunu bugün de düşünüyorum.
Çünkü Orta Doğu’nun kaderini başka ülkelerin çıkar hesapları değil, bu coğrafyada yaşayan halkların ortak iradesi belirlemelidir.
Türkiye kendi içinde barışı, demokrasiyi ve kardeşliği güçlendirdiği ölçüde bölgesinde de barışın öncüsü olabilir.
Suriye’de kalıcı istikrarın sağlanması, Filistin’de kanın ve gözyaşının dinmesi, İran’a yönelik saldırıların sona ermesi ve bölgemizin yeni savaşların değil, diplomasinin, iş birliğinin ve ortak refahın coğrafyası hâline gelmesi mümkündür.
Bunun yolu daha fazla çatışmadan değil, daha fazla diyalogdan, diplomasiden ve bölgesel iş birliğinden geçmektedir.
Vakit kaybetmemeliyiz.
Türkiye, Orta Doğu’da savaşların tarafı değil, barışın kurucu gücü olmalıdır.
Türklerin, Kürtlerin ve Arapların ortak geleceği barıştadır.
Yaşasın halkların kardeşliği!
Bijî biratiya gelan!
عاشت أخوّة الشعوب!
26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz, Türk milletinin bağımsızlık iradesinin ve vatan sevgisinin tarihe kazınmış en güçlü göstergelerinden biridir. 30 Ağustos’ta kazanılan büyük zafer ise milletimizin özgürlüğünden ve bağımsızlığından asla vazgeçmeyeceğini tüm dünyaya ilan etmiştir.
Bu eşsiz zaferin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Milli Mücadele’nin tüm kahramanlarını ve vatanımız uğruna can veren aziz şehitlerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
Sanatçı dostumuz Murat Melih’in evine isabet eden havai fişek sonucu yaşanan; 20 yıllık emeğin, anıların ve bir ömrün birikiminin yok olduğu o acı olayı derin bir üzüntüyle öğrendim.
Nereden baksak tutarsızlık, nereden baksak büyük bir sorumsuzluk, nereden baksak üzüntü verici!
Bir spor karşılaşması sonrasında tedbirsizce ve plansızca atılan o fişekler; sadece bir apartman dairesini yakıp yıkmadı, bir sanatçının emeğini, hafızasını ve yıllarını hedef aldı. Yazık...
Hem bir siyasetçi hem de bir sanatçı kardeşiniz olarak bu işin peşini bırakmayacağız. Bugün gerçekleştirdiğim görüşmeler neticesinde, Murat Melih kardeşimizin uğradığı ekonomik zararın muhatapları tarafından eksiksiz bir şekilde giderileceğinin takipçisi bizzat ben olacağım.
Mesele siyaset değil, mesele yaşanan bu tarifsiz zararın bir nebze olsun giderilmesi gayretidir.
Çünkü siyaset; dert dinlemek, sorun tespit edip çözüm üretmek ve insanın, emeğin, sanatın yanında durmaktır. Ben her zaman bir sanatçı olarak, sanatçılarımızın ve onların alın terinin sonuna kadar arkasındayım.
Bu süreçteki olumlu yaklaşımı ve yapıcı tutumu için Kasımpaşa Spor Kulübü Başkanımıza da ayrıca teşekkür ediyorum.
Sanatçı kardeşimize geçmiş olsun dileklerimi yineliyor; yaşanan bu acılara rağmen sanat üretmeye, üretimiyle bu toprakları güzelleştirmeye devam etmesini yürekten rica ediyorum.🙏
Ayrıca eklemek lazım;
Gaziosmanpaşa'da aynı seçim yapılırken,
"bir belediyeyi kim kazanmışsa etik olan, o partinin adayına destek verilmesidir (Meclis çoğunluğu başka partide olsa bile). Biz aynı durumda aday çıkarırsak namerdiz" diyen bir net ifade hatırlıyorum...
Bu bağlamda;
▪️Menderes'i CHP kazandığına göre, çoğunluk kimde olursa olsun (aday çıkarmayıp) CHP adayına oy vermeniz gerekmiyor mu?
▪️Yok kendinizi CHP'ye ortak sanıyorsanız neden başka parti kurdunuz?
▪️Başka parti kurup yolu ayırdıktan sonra, CHP'nin seçim kazanımına hangi hakla ortak oluyorsunuz?
@herkesicinCHP #menderes
Hacı Bektaş Veli’nin yüzyıllar öncesinden bizlere bıraktığı en büyük miras; ayrıştırmak değil birleştirmek, ötekileştirmek değil kucaklamak, kin değil sevgiyi büyütmektir.
“Bir olalım, iri olalım, diri olalım” anlayışı bugün de yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.
Hacı Bektaş Veli’nin hoşgörü, kardeşlik, adalet ve insanı merkeze alan felsefesiyle; farklılıklarımızı zenginlik bilerek, aynı sofrada, aynı gönülde buluşacağımız aydınlık yarınları hep birlikte kuracağız.
Hacı Bektaş Veli’yi sevgi, saygı ve rahmetle anıyor; Hacıbektaş’tan yükselen barış ve kardeşlik çağrısını yüreğimizde taşıyoruz.
Yunus Emre’nin dediği gibi:
“Dünyaya gelen göçer,
Bir bir şerbetin içer;
Bu bir köprüdür geçer.”
Kişiler gelir, kişiler gider.
Kurumlar kalır. İlkeler kalır. Hakikat kalır.
Prangalar çözülür.
Kirli yükler düşer.
Kurum nefes alır.
Ve hakikat, er ya da geç, yerini bulur…
Türkiye’nin huzurunu, birliğini ve kardeşliğini bozmak isteyen bölücü küresel yapılar şunu iyi bilmelidir:
Türk baharı hayali kuranlara, Türk milletinin birlik ve beraberliği karşısında zemheri kışı yaşatacak olan; bu milletin ortak iradesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kararlılığı ve sarsılmaz kardeşliğimizdir.
Türk milleti; içerisinde barındırdığı bütün evlatlarıyla, bütün kültürleriyle, bütün dilleriyle ve bütün renkleriyle ayrılmaz bir bütündür. Farklılıklarımız ayrışmanın değil, ortak vatanımızın zenginliğidir.
Bizim için tartışılmaz olan; üniter devlet yapımız, Anayasa’nın ilk dört maddesi ve milletimizin sarsılmaz, bölünmez kardeşliğidir.
Bu süreç bir bölünme, parçalanma veya ayrışma süreci değil; tam tersine yaraları sarma, kardeşliği güçlendirme ve milletçe yeniden kenetlenme sürecidir.
Türkiye’nin önce bölgesel, ardından küresel bir güç olmasının yolu; kendi içinde kavga eden değil, kardeşliğini dünyaya ilan eden güçlü bir Türkiye’den geçmektedir.
Bizim milliyetçiliğimiz; milleti bölmek değil, milleti birleştirmektir.
Bizim vatanseverliğimiz; kardeşi kardeşe düşürmek değil, aynı bayrağın altında omuz omuza yürümektir.
Bizim ülkümüz; zayıf ve parçalanmış bir Türkiye değil, birliğini koruyan, demokrasisi güçlü, ekonomisi sağlam, itibarlı ve büyük bir Türkiye’dir.
Bu sürece tereddütsüz katkı vereceğiz. Ancak ülkemizde yeni bir iç karışıklık, ayrışma ve çatışma zemini oluşturmaya çalışan bölücü küresel yapılara da asla geçit vermeyeceğiz.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak tarihin omuzlarımıza yüklediği sorumluluğun gereği bu tarihi süreçte yalnızca destek veren değil; sorumluluk alan, öncülük eden ve doğru istikameti gösteren bir anlayışla hareket edeceğiz.
Çünkü biliyoruz:
Kardeşlik güçlenirse Türkiye güçlenir.
Türkiye güçlenirse milletimiz kazanır.
Birlik varsa gelecek vardır.
Bu topraklar ayrılığın değil birliğin;düşmanlığın değil kardeşliğin yurdudur.
Cumhuriyet benim için sadece bir yönetim biçimi değil; bir işçi çocuğunun kaderini değiştiren en büyük fırsat eşitliğidir.
Ben o hikayeyi kitaplardan okumadım, yaşayarak öğrendim. Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünde konuşabiliyorsam, bu Cumhuriyet’in açtığı yoldur.
Cumhuriyet Halk Partisi ise o yolun kurucu iradesidir. Emeğin, hukukun, sosyal devletin, yurttaşlığın ve umudun teminatıdır.
İlk nöbet konuşmamda da ifade ettiğim gibi; bu görevi bir makam değil, milyonların sesi olma sorumluluğu olarak görüyorum.
Cumhuriyet var oldukça umut vardır. Cumhuriyet Halk Partisi var oldukça da bu Meclis’te milletin sesi susmayacaktır.
Kayseri’de Atatürk posterindeki Altı Ok’u kesenlerin, Kubilay’dan bugüne Atatürk’e ve Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine düşmanlık edenlerden hiçbir farkı yoktur.
Altı Ok yalnızca partimizin amblemi değildir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimlerini, Cumhuriyetimizin temel ilkelerini ve aydınlanma mücadelesini simgeler.
Atatürk’e ve Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine saygısızlığın izahı olamaz. Tabelalar değişebilir, ancak aynı zihniyet kendisini her yerde ele vermektedir.
Saygısız..
Sen yanında H ve L’yi değil Aziz İhsan Aktaş’ı, Ertan Yıldız’ı, Turgut Koç’u, Özkan Yalım’ı ve bilimum itirafçıları da götürüyorsun.
Yeni yol arkadaşlarınız onlar sizin…
Tercihinizi öyle yaptınız…
🤦♂️🤦♂️Böyle saçmalık görmedim.
📣‘Sol’ faşizmde yeni level!
📌Olay Kayseri’de Yeni Parti bina açılışında gerçekleşiyor. Açılışta Atatürk fotoğrafı kullanılmak istenmiş ama Atatürk’ün yakasındaki CHP rozeti sonradan fark edilince, bir Yeni Parti’li alelacele bıçakla kesmiş rozeti 🤦♂️
📌Bunlar herkes adına karar veriyor ya, Atatürk adına da karar vermişler: “İsmet, istifa edip yeni partiye geçiyoruz” 🤦♂️
CHP’de kalacağını açıklayan Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu da gözaltına alındı.
Böylece bir kara propaganda daha çöktü.
Hani “CHP’de kalanlara” dokunulmuyordu?
Hani CHP ile AKP iç içe geçmişti…
Beşikçioğlu CHP’de kalacağını açıkladığı için dün kendisini linç edenler bugün sessizliğe büründü. Ne diyeceklerini şaşırdılar çünkü ezberleri bozuldu.
Beşikçioğlu’ndan bahsetmek zorunda kalanlar ise “CHP’li başkan” demeden konuyu anlatmaya çalışıyor.
Çamur siyaseti ellerine yüzlerine bulaşıyor.
SON DAKİKA
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı:
“Sarıyerde gerçekleştirilen CHP etkinliğine cast ajansı ile anlaşılarak gerçekte üye olmayan şahısların götürüldüğüne yönelik iddialar ve buna yönelik yapılan yayınlara ilişkin müşteki vekilinin Cumhuriyet başsavcılığımıza sunmuş olduğu şikayet dilekçesi akabinde soruşturmaya başlanılmış olup araştırmalar sonuçlandığında şikayet edilen kişilerin ifadelerine başvurulacaktır.”
Biz, siyasette ahlakı ve erdemi savunan bir partiyiz.
Hiçbir Cumhuriyet Halk Partili, yolsuzluk yapanlarla yan yana duramaz.
Biz Cumhuriyet Halk Partisi’yiz, Mustafa Kemal’in partisiyiz.