فالكتاب هو المرقاة إلى فهم الكتاب إذ هو المطلع على علم الأعراب والمبدي من معالمه ما درس والمنطق من لسانه ما خرس والمحيي من رفاته ما رمس والراد من نظائره ما طمس فجدير لمن تاقت نفسه إلى علم التفسير، وترقت إلى التحقيق فيه والتحرير أن يعتكف على كتاب سيبويه فهو في هذا الفن المعول عليه
Bu arada Râzî’nin dediği oldukça olağan ve anlaşılır bir şey. Zira mantık tamamıyla zihnimizde olagelen bir süreci incelerken sarf ve nahiv ise bizim dışımızda gelişen hadiselerdir. Mantık, bütün bu disiplinlere dair sağlıklı düşüncenin keyfiyetini sunar.
Eder. Bunlar lem edatının geçmişte kalan iş olmak anlamıyla devam eden haldeki anlamını karıştırıyorlar. Allahualem.
Türkçe misal vereyim anlaşılsın ; Çocukluğumda çikolata yemedim. İfadesi lem ile gelirse sadece geçmişte kalır. Zira çocukluğum bitti.
Lemma her halükarda ana uzanır. Olmuş bitmiş şey hakkında kullanılmaz. Yani ''henüz yemedim'' anlamında. Geçmişte ve şu an yemedim. Ancak gelecekte yemeye dair beklentim var.
Fakat ana uzanan hal hakkında lemma ile lem gelmesi arasında tam olarak bahsettiğim fark vardır. Bunun misali de 15 yaşında sakalımın çıkması olsun.
Burada ''sakalım çıkmadı'' ifadesini lemma ve lem ile kurmam arasında beklenti farkı vardır. Zira konu geçmişte yaşanıp bitmedi. Ana uzandı.
Dolayısı ile ''sakalım çıkmadı'' derken sakalımın çıkabileceği yaşa yakınsam ve sakalımın çıkması ümidim varsa lemma kullanırım. Aynı durumda lem kullandığımda fark beklentidir. Beklentim yoksa ve mesela köse isem lem kullanırım.
Ayet sandığınız anlama olsaydı lemma ile gelmesi beklenirdi. Oysa lem ile geliyor.
Yani olay geçmişte olup bitmemişse lemma geçmişi ve anı olumsuzlar. Beklentiyi yani geleceği ise açık bırakır. Lem ise geçmişi ve anı olumsuzladığı gibi beklenti de vermez. İhlas suresinde de Allahualem kullanımı bundandır.
Tartışılan ayetteki kullanıma gelince, hayız görmemek hali bunların lem'in zannettiği anlamındaki gibi sadece geçmişe işaret eden ve geçmişte kalmış haline ait olsa hayız konusunda sağlıklı kadınları da kapsayacak şekilde ''tüm kadınlar'' anlamına gelir. Zira tüm kadınlar geçmişte bir dönem hayız görmemiştir.
Bu anlam zaten ayeti tamamen anlamsız kılar. Bunun yanlışlığını anlamak için arapça bilmek bile gerekmez. Zira özel hayız durumu anlatan bir ayette tüm kadınları ifade eden bir lafız beklenmez.
O halde ayetin ifadesindeki durum muhakkak mevcut ana uzanmaktadır. Zaten kendileri de mevcut ana uzandığını reddetmiyorlar. Şu an hayız görmemiş yani.
Dolayısı ile şu ana gelen ifadede lemma ile lem arasındaki fark beklentidir. Mevcut anda da lemma beklenti ifade eder.
Lem bundan farklıdır. Beklentiyi ifade etmez. Geleceğe yönelik beklenti olsaydı lemma ile gelmesi beklenirdi.
Şimdi kafamda tartışmadan çıktım da şunu bir anlatayım size.
Tamamen Türkçe düşünün. Dilin ezberinden tıkanan menfez biraz açılsın.
''Gelmedi'' kelimesinin geleceğe dair bir atfı var mıdır ? Aç Türkçe sözlükleri -dı eki ''geleceği iptal eder'' yazar mı ? Kolay kolay yazmaz. Geleceğe dair ihtimali ortadan kaldırır mı ? Hayır. Peki bu meseleyi çözer mi ? Hayır.
Şimdi bunların delilleri tam olarak bu kabilden.
Peki sen Türkçe bir ifadede ''henüz gelmedi'' ile ''gelmedi'' kelimelerini duysan geleceğe dair bir fark algılar mısın ? Algılarsın.
''Henüz gelmeyen'' ile ''gelmeyen'' şeklinde gelen iki ifade senin için gelecekte aynı anlamı ifade eder mi ? Hayır. Oysa bu geçmiş zaman kipi hiçbir Türkçe gramer kitabında geleceğe atıf anlamında geçmez. Fakat sen ibareyi duyunca geleceğe dair bir fark anlarsın.
Ayeti şöyle duyduğunu düşün ''hayız görmeyenler'' bir de ''henüz hayız görmeyenler''. Sen bu iki ifadeyi geleceğe dair aynı şekilde algılamazsın.
Örnekteki gibi 'Gelmedi' ifadesi geleceğe dair daha kapalıdır. Hele de bu ayette olduğu gibi ''henüz'' anlamı gerekliyken (ayetin yanlış çevirisi bu gerekliliğe dayanıyor zaten) ve metin yanılan birine ait değilse(Allah cc)
Ayetteki ifadede lemma gelmiyor ve lem geliyor. Bunun zahirinde de geleceğe dair bu bahsettiğim fark var.
Bu farka işaret ettiğinde ''Sınav vakti gelmedi'' cümlesi gibi örneklere işaret edip ''ama sınav vakti sonradan geldi demek ki geleceği kapatmıyor'' gibi örneklerle ''gelmedi'' ifadesinin geleceğe yönelik bahsettiğim bu özelliğini çürütttüklerini sanıyorlar.
Oysa sen Türkçe'de bunu duyunca anlarsın. Gidip gramer kitabı kurcalayıp -dı,di ekinin anlamına dair bir şeylere de gerek yok. Ya da gelmedi ifadesinden sonra gelecekte gerçekleşen kullanım da bu makamda anlamsız.
Mevzubahis zaten bunlar değil. Bu ezberlerini delil sanmaları ''Ben söylediğini anlamadım'' demekten ibaret.
Mevzuyu gramer ezberledikleri için anladıklarını sanıyorlar. Oysa tam da kaide ezberi ile düşündükleri için anlayamıyorlar.
Onun dışında bu adamın delil diye sunduğu istisnai kullanım zaten ''zahir'' anlamı değiştirmez. Tartışılan konu istisnası var mı ? değil. İlk anlam ne ?
Mesela 1000 kere açıkladığın delili işleyemiyor ama yukardan yukardan artistlik.
Bak velev söylediği doğru olsa biraz nahiv biraz belagat çalışayım desem 6 ay filan sürer. Ama anlatılan sözü anlayamamak genelde ilim öğrenmeye mani kalıcı bir kusurdur.
Gazeteci: "Messi ile olan rekabetinizden büyük keyif aldık. Taraftarlara ne mesaj vermek istersiniz?"
Cristiano Ronaldo: "Geride kalan şey insanlardır. Bizi seven insanlar, onlara unutulmaz anlar yaşatabildiğimiz insanlar. Çevremizde çalışan insanları görüyorum. Muhteşem anılar. Uçuş sırasında, kabin görevlilerinden birinin Arjantinli olduğunu anlamıştım. Sadece bana bakışından anladım. Ona ‘Arjantinli olduğunu biliyorum. Bana baktın ve hemen gözlerini kaçırdın, siz beni sevmiyorsunuz...’ dedim. Ama eşim Arjantinli. Her şey yolunda. Önemli olan sonuna kadar keyfini çıkarmak. Evet, bu son Dünya Kupası olacak."