2235 yıllık şanlı bir tarihe sahip olan Türk Kara Kuvvetlerimizin kuruluş yıl dönümünü canıgönülden tebrik ediyorum.
Aziz şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ile Kara Kuvvetlerimizin tüm yiğit neferlerine Rabb’imden muvaffakiyetler diliyorum. 🇹🇷
Türkiye, dünün kendi içine kapanık Türkiye’si değildir. Artık her alanda dünyayla bütünleşmiş, göz hizasında ilişkiler kurma kabiliyeti kazanmış, büyük devletlerin saygı duyduğu bir Türkiye var.
Türkiye’nin en köklü partisi haline gelen AK Partimizin Sapanca’da gerçekleştirilen 33. İstişare ve Değerlendirme toplantısına katılmaktan onur duyduk.
Türkiye Destanı yazılmaya devam ediyor..
Bu yıl AK Parti’mizin kuruluşunun 25’inci yılını idrak ediyoruz.
Ağustos ortasında inşallah bize, hareketimize ve mücadelemize yakışır bir programla 25’inci yaşımızı büyük bir coşkuyla kutlayacağız.
Partimizi kurarken hemen hiç kimse ülkemizin bu kadar kısa sürede büyük mesafeler alacağını düşünmüyordu; Türkiye’nin eğitim, sağlık, adalet, emniyet, ulaşım, ekonomi, dış politika, turizm gibi alanlarda bu kadar kısa sürede büyük hamleler yapabileceğine ihtimal vermiyordu.
Ankara’nın lokomotifliğini üstlendiği savunma sanayisinde ülkemizin başarı hikâyesi yazabileceğine çok az kimse inanıyordu.
İhracatımızı 36 milyar dolardan 275 milyar dolar seviyesine…
Turizm gelirimizi 12,4 milyar dolardan 65 milyar dolar seviyesine…
Savunma ihracatımızı 248 milyon dolardan 11 milyar dolar seviyesine…
Millî gelirimizi 236 milyar dolardan 1,6 trilyon dolara çıkaracağız desek hayal tacirliği yapmakla itham edilirdik.
Türkiye’yi önce bölgesel bir güç, sonra da küresel siyasetin oyun kurucusu yapacağımızı söylesek hayalperest olmakla suçlanırdık.
Ama biz bundan 25 sene önce tahayyül dahi edilemeyen, tasavvur dahi edilemeyen büyük bir kalkınma hamlesine imza attık.
Hayalleri hedeflere, hedefleri de tek tek gerçeklere dönüştürdük.
Köklü reformlarımızla, sessiz devrimlerimizle, merhum Özal’ın o meşhur ifadesiyle “Türkiye’ye çağ atlattık.”
Tarih boyunca bu coğrafyada Hilal-Yıldız; bolluğun, bereketin, barış ve huzurun yani ilahi bir enerjinin alameti olmuştur.
Bu akşam da gökyüzünde hilal ve yıldız (venüs) bir birlerine çok yakışıyorlar. Sanki Türkiye yüzyılının gökyüzüne kazınmış bir sembolü gibiler..
Osmanlı çınarı, bayrağımızı 7 iklimde gururla dalgalandırmıştır.
Osmanlı’nın yerini alan Türkiye Cumhuriyeti bu topraklardaki ilk değil, son devletimizdir.
Devlet-i ebet müddet, aziz milletimizin bizatihi kendisidir.
Türk milleti var oldukça devletimiz var olmaya devam edecek.
Devlet yönetiminde millî irade ve sivil siyaset merkezli gerçekleşen sessiz devrimin sembollerinden biri, Millî Güvenlik Kurulumuzun görev, yapı, işleyiş ve konumunda yaşanan değişimdir.
Yasal ve anayasal düzenlemeler, Kurulun ve Genel Sekreterliğimizin asli misyonlarını daha etkin, daha verimli ve demokratik standartlara uygun bir zeminde ifa etmelerini mümkün hale getirmiştir.
Bir zamanlar eğitim kurumlarında okutulacak yabancı dillerin tespitinden sinema ve müzik eserlerinin denetimine kadar geniş bir alanda mesai harcamak zorunda kalan Genel Sekreterliğimiz, artık bu yüklerinden kurtulmuştur.
Genel Sekreterliğimizin dikkatini ve enerjisini dağıtan bu işlerden kurtulup asli görevlerine odaklanmasını sadece Türk demokrasisi açısından değil, Türkiye’nin ulusal güvenliği bakımından da çok kıymetli buluyorum.
Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin devlet idaremize ve karar alma süreçlerine kazandırdığı avantajları en iyi şekilde kullanarak Türkiye’nin gücüne güç katmaya inşallah devam edeceğiz.
Bu topraklarda Malazgirt’le başlayan fetihler silsilemizin en parlak halkası olan İstanbul’un Fethi’nin 573’üncü yılında Peygamber Efendimizin müjdesine nail olan Sultan Fatih’i, o büyük kumandanın kahraman ordusunun tüm neferlerini rahmetle, minnetle, şükranla yâd ediyorum.
Fethin 573’üncü yılı kutlu olsun, mübarek olsun.
Biz kökümüzü unutmayız, özümüzü unutmayız.
Nereden geldiğimizi de çok iyi biliyoruz nereye gittiğimizi de çok iyi biliyoruz.
Bizimle aynı yolda olan milyonlarla birlikte eğilmeden, bükülmeden, yılmadan ve yorulmadan yürümeye devam edeceğiz.
Tataristanın başta Rusya olmak üzere, Türk devletleri ve İslam Dünyası arasındaki tarihsel köprü rolü üzerine Tataristan televizyonlarına bir mülakat verdim.
İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi 50’den fazla Müslüman ülke temsilcilerinin katıldığı “Rusya İslam Dünyası Stratejik Vizyon Grubu” toplantısına Türkiye adına iştirak ettik.
Biz makamda, ünvanda, koltukta şeref bulan değil; millete hizmetkârlığı şeref gören bir kadroyuz.
Hepimiz Türkiye’ye ve Türk milletine hizmet davasının neferleriyiz.
Türkiye Yüzyılı’nı inşa edene kadar durmadan, dinlenmeden koşturmaya devam edeceğiz.
Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi tarafından tertip edilen toplantıda Deniz Yetki Alanları Kanunu taslağını değerlendirdik. Mavi Vatan Kanun taslağının hazırlanmasında emeği geçenleri tebrik ederim.