Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan “Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği”, öğretmenlerin mesleki ve insani gerçekliklerini gözetmekten uzak, idari yönlendirmeyi güçlendiren, resen atamaları artıran ve özellikle norm kadro fazlası öğretmenler açısından tercih hakkını daraltan bir sistem kurgulamaktadır.
Yeni düzenleme, öğretmenlerin yer değiştirme hakkını bir ihtiyaç ve tercih meselesi olmaktan çıkarıp, zorunlu hareketliliğe dayalı bir personel yönetimi anlayışına dönüştürmektedir. Bu durum, eğitim hizmetinin niteliği kadar öğretmenlerin sosyal ve aile yaşamını da olumsuz etkileyecek niteliktedir.
Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız;
https://t.co/iPY7WoDvTF
Sendikamız Eğitim-İş’in resmi X hesabına yönelik hukuki olmayan, açıkça siyasi nitelik taşıyan erişim engeline ilişkin yaptığımız açıklama:
“Öncülük ettiği en önemli eylemlerden biri Samsun’dan Ankara’ya düzenlenen, elinde Türk bayrağıyla ‘Tam Bağımsız Türkiye İçin Mustafa Kemal Yürüyüşü’ olan; kısacık ömrüne bir antiemperyalist mücadele destanı sığdıran ve dimdik gittiği darağacında bile ‘Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye’ diye haykıran Deniz Gezmiş mi teröristtir?
Terörist görmek isteyenler; Deniz Gezmiş’e değil, bu ülkede elini kolunu sallayarak dolaşan IŞİD artıklarıyla, ‘ne istedilerse verildiği’ için palazlanıp darbeye kalkışan FETÖ yapılanmalarıyla, anayasal düzeni hedef alarak şeriat devleti kurma hayaliyle örgütlenen tarikat ve cemaatlerle yüzleşmelidir.”
Sendikal mücadele engellenemez!
Eğitim-İş susmaz, susturulamaz!
Bu süreçte yeni hesabımız @egitimisorg
Emek ve Cumhuriyet mücadelesinden yana olan herkesi bugün (8 Ocak) 21.00’de başlayacak hashtag çalışmamıza destek vermeye davet ediyoruz.
#EgitimisSusmayacak
Sendikamız Eğitim-İş’in resmi X hesabına yönelik hukuki değil, açıkça siyasi nitelik taşıyan erişim engeline ilişkin Genel Başkanımız Kadem Özbay bir açıklama yaptı.
@kademozbay_
Bilindiği üzere, sendikamız Eğitim-İş’in resmi X (Twitter) hesabı @egitimis, hukuki gerekçesi tarafımıza açıkça bildirilmeden, Ankara 7. Sulh Ceza Hâkimliği kararı gerekçe gösterilerek Türkiye’de erişime engellenmiştir. Bu engelleme, sendikamızın eleştirel, demokratik ve anayasal çerçevede yürüttüğü sendikal faaliyetlere yönelik açık bir sansür girişimidir.
Bu müdahaleye karşı sendikal mücadelemizi ve kamusal sözümüzü sürdürmek amacıyla yeni resmi X hesabımız aktif hale getirilmiştir: Genel merkezimizin yeni hesap adresi :
https://t.co/U6vRSGCvo1
Sosyal medya üzerinden yürütülen bu engelleme, ancak örgütlü dayanışma ve güçlü bir sahiplenmeyle boşa çıkarılabilir.
Eğitim-İş, emekten, aydınlanmadan ve Cumhuriyetten yana mücadelesini hiçbir baskıya boyun eğmeden sürdürecektir. Sesimizi kısmaya yönelik her girişim, örgütlü gücümüzle aşılacaktır.
Tüm örgütümüzü; yeni X hesabımızı takip etmeye, duyurmaya ve sendikal mücadelemizi büyütmeye çağırıyoruz.
Bilimsel temeli olmayan, altyapısı kurulmadan dayatılan
Öğrenci Gelişim Raporları öğretmene angaryadır.
Bu yükü kabul etmiyoruz, raporları doldurmuyoruz.
Gelişim Raporu Uygulamasının iptali için dava açacağımızı ilan ediyoruz.
EMEK MÜCADELESİ SANSÜRLE ENGELLENEMEZ!
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonumuza bağlı Eğitim-İş Sendikamızın resmi X (Twitter) hesabı "@egitimis", içeriği ve gerekçesi kamuoyuna açıklanmayan bir yargı kararıyla Türkiye’den erişime kapatılmıştır. Hangi paylaşımın hangi hukuka göre “sakıncalı” bulunduğu sendikamıza bildirilmemiş; sendikamız, muhatabı olduğu bir karardan dahi haberdar edilmemiştir.
Bu durum, yalnızca sosyal medya hesabına getirilen teknik bir kısıtlama değil; sendikal ifade özgürlüğüne yönelik açık bir müdahaledir.
Eğitim-İş, laik, bilimsel ve kamusal eğitim anlayışını savunan bir sendikadır. Bu mücadelenin dile getirilmesi, hiçbir koşulda kriminalize edilemez.
Cumhuriyetin bağımsızlık fikriyle, antiemperyalist duruşuyla ve halk egemenliği anlayışıyla yoğrulmuş bir tarihsel çizgiyi hatırlatmak; ne "suçu" ne de "suçluyu" övmektir. Asıl sorgulanması gereken; bu ülkede emperyalizme karşı durmuş isimler hedefe konulurken, gerçek tehditlerin yıllarca görmezden gelinmiş olmasıdır.
Bugün gelinen noktada, Türkiye’de ilk kez bir sendikanın resmi sosyal medya hesabı bu şekilde engellenmekte; sendikal alan doğrudan hedef alınmaktadır. Bu uygulama yalnızca Eğitim-İş’e değil, tüm sendikal harekete ve demokratik kamuoyuna yönelmiş bir gözdağıdır.
Ancak bilinmelidir ki;
Eğitim-İş susmaz. Eğitim emekçileri geri adım atmaz.
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonumuza bağlı tüm sendikalarımız, dün olduğu gibi bugün de emekten, aydınlanmadan ve Cumhuriyetten yana durmaya; laik ve bilimsel eğitimi savunmaya devam edecektir. Sansürle susturulmak istenen her söz, daha güçlü biçimde yeniden söylenecektir.
Sendikal mücadele engellenemez!
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Merkez Yönetim Kurulu
Yılın Hırsızı TÜİK!
Yılın kaybedeni EMEKÇİLER!
Enflasyonu kağıt üzerinde düşürüp, yoksulluğu sokakta büyüten TÜİK'e karşı 5 Ocak saat 12.30'da TÜİK önündeyiz!
İŞ BIRAKMA EYLEMİNE KATILAN EMEKÇİYE DİSİPLİN CEZASI VERİLEMEZ.
Merkez Yönetim Kurulumuzun 19 Aralık 2025 tarihli 1(bir) günlük iş bırakma kararına bütün kamu emekçilerin desteğini bekliyoruz. Meşru gerekçelere dayalı iş bırakma eylemine katılan emekçiye ceza verilemez. Eylem çağrımıza destek olan bütün emekçilere için her türlü hukuki desteği vereceğiz.
Sendikalar, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 87 nolu Sözleşmesinin 2 ve 3. maddeleri, Anayasamızın 53/2, 90/5. maddeleri, 657 sayılı yasanın 22. maddesi uyarınca emekçilerin çıkarlarını savunmak ve geliştirmek için kurulmuş yasal bir örgütlerdir. Bu örgütler 87 nolu ILO Sözleşmesinin 3/1. md. ve fıkrası, 151 nolu Sözleşmenin 3. maddeleri uyarınca emekçilerin çıkarlarını savunmak ve geliştirmek amacı ile etkinlikler düzenlemek hakkına sahiptir. 87 nolu Sözleşmenin 3/2. maddesi uyarınca kamu otoriteleri bu hakkı sınırlayacak veya bu hakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak müdahalede bulunamaz. Benzer hükümler usulüne uygun olarak yürürlüğe giren Avrupa Sosyal Şartı’nda da ülkemizi bağlayıcı olarak yer almaktadır. 9 Nisan 2007 tarih ve 26488 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 2007/11907 karar sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanmasına karar verilen “Avrupa Sosyal Şartı" nın yeni hükümlerinde konuyla ilgili özgürlüklerin sınırları oldukça genişletilmiştir. Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrasına eklenen ''usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır'' hükmü dikkate alındığında, yapılan eylemin hukuka aykırılığının ileri sürülemeyeceği görülecektir. ILO’nun 90 nolu sözleşmesi le Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11 nci maddesi de iş bırakma eyleminin meşru hukuki dayanaklarındandır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(AİHM), devletlerin meşru sendikal faaliyetlere destek olan emekçileri cezalandırma yaklaşımını istisnasız biçimde mahkum etmektedir. (Karaçay/Türkiye Davası – Başvuru No:6615/03). Aynı şekilde Danıştay’da istikrarlı olarak, AİHM kararları ve iç hukuka doğrudan etkili uluslararası sözleşmelere atıf yaparak, idarenin iş bırakma eylemi yoluyla ortaya konulan demokratik tepkiyi tolere etmekle yükümlü olduğunun altını çizmektedir. Anayasa Mahkemesine göre de iş bırakma eylemine katılan emekçiye disiplin cezası verilemez. Mahkeme 2013/8463 başvuru numaralı dosyada verdiği 18.09.2014 tarihli kararında Sendikaların çağrısı sonrası iş bırakan kamu emekçisine uygulanan disiplin yaptırımının Anayasaya aykırı olduğuna karar vermiştir.
Ekonomik kriz altında ezilen tüm kamu emekçilerini, adil bütçe talebine dayalı 19.12.2025 tarihli iş bırakma kararımıza destek olmaya çağırıyoruz.
TÜKENİYORUZ!
AÇLIK SINIRINDA DEĞİL, İNSANCA YAŞAMAK İSTİYORUZ
19 ARALIK'TA İŞ BIRAKIYORUZ!
19 Aralık Cuma günü saat 14.00'te TBMM Dikmen Kapısı önündeyiz!
İŞ BIRAKMA HAKTIR, CEZAİ İŞLEM UYGULANAMAZ!
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’na bağlı sendikalar olarak; AKP iktidarının emekçiyi yoksullaştıran, sermayeyi koruyan ekonomi politikalarına karşı insanca yaşam, adil ücret ve hakça paylaşım talebiyle 19 Aralık’ta üretimden gelen gücümüzü kullanıyor, iş bırakıyoruz.
Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız;
https://t.co/wbQYVtcGs6
19 Aralık’ta Alanlardayız – İş Bırakıyoruz, Uyarıyoruz
Konfederasyonumuz Birleşik Kamu-İş’in kararı ile Sendikamız Eğitim-İş ve bağlı tüm sendikalarımızla birlikte; emekçiyi yoksulluğa mahkûm eden, okulları bütçesiz, öğrencileri eşitsizliğe mahkûm eden anlayışa karşı çıkmak amacıyla iş bırakıyor ve uyarıyoruz.
Bu süreçte konfederasyonumuz; tüm eğitim çalışanlarını ve öğrencilerimizi doğrudan ilgilendiren, yoksulluğu ve yoksunluğu derinleştiren bütçeye karşı, bütçe görüşmelerinin son günleri olması sebebiyle tüm konfederasyonlara ve sendikalara birlikte mücadele çağrısı yapmış ve bu doğrultuda görüşmeler gerçekleştirmiştir. Ortak bir eylem zemini oluşmamakla birlikte, sendikal sorumluluğumuz gereği bu mücadeleden geri durulmamıştır.
İş bırakma eylemi; sendikalı-sendikasız ayrımı yapılmaksızın, öğretmenleri, tüm eğitim çalışanlarını ve tüm öğrencilerimizi kapsayan; kamusal eğitim hakkı ve insanca yaşam talebini ifade eden bir mücadeledir.
19 Aralık Cuma günü Türkiye’nin dört bir yanında alanlarda olunacaktır. Ankara’da ise saat 14.00’te Türkiye Büyük Millet Meclisi Dikmen Kapısı önünde basın açıklaması yapılacaktır.
İş bırakma eylemi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, uluslararası sözleşmeler ve yargı kararlarıyla güvence altına alınmış meşru bir sendikal haktır. Bu nedenle iş bırakma nedeniyle herhangi bir disiplin cezası uygulanması hukuka aykırıdır.
Bu eylem yalnızca bir çağrı değil, aynı zamanda açık bir uyarıdır. Eğitim emekçilerini, öğrencileri ve okulları yok sayan politikalara karşı sessiz kalınmayacaktır.
Eğitim-İş olarak; öğretmeniyle, eğitim çalışanıyla kamusal eğitime sahip çıkma kararlılığımızdan vazgeçmeyeceğiz.
Saraylarda, salonlarda el pençe duranlardan değil; alanlarda mücadele edenlerdeniz. Yine alanlardayız, hep alanlardayız.
Bugün, 15 Aralık 1969’da Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın (TÖS) öncülüğünde çağdaş, adil, parasız bir eğitim ve mesleki hakları için mücadele eden öğretmenlerin düzenlediği Büyük Öğretmen Boykotu’nun 56. yıl dönümü.
Aydınlanma mücadelemizin öncülerinden Fakir Baykurt’un 56 yıl önce dile getirdiği cümleler ne yazık ki bugün de geçerliliğini korumaktadır:
“Türkiye eğitiminin ve öğretmenlerinin içinde bulunduğu bunalım dayanılmaz bir dereceye gelmiştir. Yabancı etkiler altında, sırtı halka dönük, eşitlikten uzak, tüketici, kalitesiz bir eğitim yıllardır, çocuklarımızı, halkımızı ve öğretmenlerimizi bıktırmıştır.”
Eğitim-İş olarak, Büyük Öğretmen Boykotu’nu 56. yılında saygıyla selamlıyoruz. Fakir Baykurt’un ve TÖS’ün bıraktığı onurlu mirası, laik ve bilimsel eğitim mücadelemizle aydınlık yarınlara taşımakta kararlıyız.
Öğrencilerin öğretmenlerini sözlü ve fiziksel zorbalığa maruz bırakması, bunun bir oyunmuş gibi görülmesi ve sınıfın genelinin olaya tepki göstermemesi; toplumsal olarak ne kadar tehlikeli bir eşiğin aşıldığını göstermektedir.
Bu tablo, münferit bir davranış değildir. Bu, AKP iktidarının yıllardır öğretmeni yok sayan, itibarsızlaştıran ve güvencesizleştiren politikalarının doğal bir sonucudur.
Sorun yalnızca o sınıftaki birkaç öğrencinin tutumuyla açıklanamaz. Sorun, eğitimin bütününü çürüten, öğretmeni değersizleştiren ve kamusal eğitimi aşındıran yanlış politikalardadır. Öğretmeni ekonomik olarak zorlayan, güvencesiz çalıştıran, mesleki itibarını zayıflatan, eğitimde nitelik yerine gösterişi ve propaganda amaçlı uygulamaları öne çıkaran politikaların faturası; bugün sınıflarda saygısızlık, şiddet, otorite krizi ve öğrenme ortamının bozulması olarak geri dönmektedir.
Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız;
https://t.co/ifWSAAcAaF
#öğretmenimedokunma