@yeraltifutbol Evet çok haklısınız. Ben paylaştığınızı görmemiştim. Bence seri olarak çekebilirler. Nice topçu böyle hikayeler barındırıyor. @yeniacikcom
@altligleren Ağzına kalemine sağlık hocam... çukur zihniyetli vahşiler artık resmi ve aleni yollarla niyetlerini harekete geçiriyor. Bir katre vicdan sahibi olana dahi yeter artık dedirtiyor.
Erkek ve Kız Öğrenci Yurtları Açılış Törenimizi teşrifleriyle onurlandıran ve vakfımızın gayretlerini takdirle karşılayan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şükranlarımızı arz ederiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonu ve desteğiyle üniversitemizin akademik ve sosyal imkânlarını daha ileriye taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Ticaret Bakanlığımızın yaptığı düzenlemeyle; servis ücreti, masa ücreti, kuver ücreti gibi adlar altında zorunlu ilave ücret dönemi sona ermiştir.
Artık vatandaşımız restoranda, kafede, lokantada yalnızca sipariş ettiği yiyecek ve içeceğin bedelini ödeyecek.
Bahşiş ise tamamen gönüllülük esasına dayanacaktır.
✔️ Tüketiciyi ve kurallara uygun, dürüst ticaret gerçekleştiren esnaf ve işletmelerimizi koruyan
✔️ Fiyatları şeffaflaştıran
✔️ Haksız uygulamalara geçit vermeyen
✔️ Adil ve rekabetçi bir piyasa düzenini güçlendiren
Çalışmalarımıza devam ediyoruz.
“Lezzetleri acılaştıran ölümü çok zikrediniz.” Hadis-i Şerif
İbretler her an yaşanmaya devam etse de insanoğlu ateşi ancak yakınına düşünce hissediyor...
Rabbim cümle geçmişlerimize rahmet eylesin.
Amin
Saat akşam 6 civarıydı. Mesai bitmişti ama hala okuldaydık. Bir öğretmenimize telefon geldi. Açtı ve on dakika kadar konuştu. Telefonu kapattıktan sonra “Bir veli aradı” dedi. “Mesele neymiş?” dedim. Anlattı.
Bir öğrencisi sabah evden para almadan çıkmış. Öğleyin karnı acıkınca para istemek için öğretmenini aramış okulda ama bulamamış. Kimseden de para isteyememiş. Bir ara çok acıkınca yemekhaneye inmiş. Tepsilerin birisinin içinden bir tane soğan halkası görmüş. Dayanamayıp ağzına atmış ve sınıfa çıkmış. Eve gidince de bunu annesine anlatmış.
Çocuğun annesi öğretmene, “Biz yemeğe yazılmadık. Bu soğan halkasının parasını nasıl ödeyebiliriz?” diye soruyormuş.
Öğretmen bunu anlattıktan sonra, “Çok üzüldüm ya” dedi. “Bugün okulda değildim. Çocuğun parasının olmadığını bilseydim bir yere gitmezdim. Aç kalmış çocukcağız.”
Bir soğan halkasının kaç lira olduğunu hesaplayamadım o gün. Ama başrollerinde bir öğretmen, bir anne ve bir de soğan halkası olan bu sıcacık hikâyenin paha biçilemez bir değeri olduğunu anladım. O yüzden de yazmak istedim.
Bir öğrencisi aç kaldı diye mesai sonrası dertlenen, telefonda öğrencisini ve veliyi teselli eden bir öğretmen… Ve minicik bir soğan halkasının parasını nasıl öderiz diye düşünen bir veli…
Eğitimin tarifini yapmak için uzun uzadıya konuşmaya hiç gerek yok. Her öğretmen öğrencileriyle bu kadar ilgili ve her veli helal-haram konusunda bu kadar hassas olsa, çocuk zaten dosdoğru yetişir. Biz de eğitimi konuşmayı bırakır, iş yapmaya başlarız.
Çocuklara “Dürüst olun, haramı helali gözetin” diye tavsiye vermek iyidir elbette. Ama asıl değerli olan konuşmak değil bizzat yaşamaktır. Yaşamaya cüret edemeyenler sadece cümle kurar ama bu cümleler hiçbir işe yaramaz. Kalple dil arasındaki mesafe çoksa, sözlerin bir tesiri olmaz.
Çocuk o gün annesinden “Soğan halkasının parasını nasıl öderiz?” sorusunu duydu ya…
İnanın hiçbir değerler eğitimi müfredatı, bu bir cümlelik kazanımla yarışamaz.