Yaklaşık 8 yıl önce Starbucks’ta içtiğim soğuk demleme kahvenin fiyatına kızıp, “ben bunu evde de yaparım” demiştim ve yaptığımda daha da güzel olduğunu fark etmiştim. Starbucks’taki kahvenin fiyatıyla benim kahvenin maliyeti arasında da 22 kat fark vardı.
Tarifi Beyn'de paylaştım ve yıllar boyunca bu tarifte ufak tefek oynamalar yaptım, daha hijyenik koşullarda demlemenin ve süzmenin yollarını buldum ve dün, yeni tarifimi paylaşmaya karar verdiğimi burada açıkladım (bkz. alıntıladığım post).
Tweet binlerce beğeni ve “yer işareti” aldı, yüzlerce takipçi geldi ve hatta Beyn’in eposta abonelerinin sayısı bile arttı. Tweet’in böyle alıp yürüyeceğini aklıma bile getirmedim, bilsem daha güzel bir fotoğraf çekerdim, en azından fotoğraftaki 4 buçuk litre kahveyi yaparken süreci de fotoğraflardım! 😂 Neyse, olanla idare edeceğiz.
https://t.co/8NRduQuZ00
@TubaLivberber@sciencedirect@HeliyonJournal Hocam makalenizi okudum. Yapay zekânın, (akademisyenlerin bakış açısından) kolaylık ve zorlukları üzerine bilgi sahibi olmak isteyenler için yardımcı bir makale olmuş. Emekleriniz için teşekkürler...
Sağlık Bakanımız Sayın @drfahrettinkoca'yı makamında ziyaret ettim.
Dünyanın ilk rahim nakli, ülkemizin ilk yüz ve kol naklini yaparken en büyük destekçimiz @saglikbakanligi oldu. Yeni öncü çalışmalara da yine Bakanlığımızın destekleriyle imza atacağız.
• Gazetecilerin gazetesi 1 yaşında…
• 21 Kasım 2022’de “Haber kutsal, yorum hürdür” ilkesiyle yola çıkan NB EKONOMİ bugün 1 yaşında…
• Hakan Güldağ, Şeref Oğuz, Servet Yıldırım, Alaattin Aktaş, Ali Ekber Yıldırım, Rüştü Bozkurt…
• 250 kişi ile yola devam ediyoruz…
@VahapMunyar 1.yaşınızı tebrik ediyorum. Bağımsız ve tarafsız, objektif haberciliğe tüm dünyada ve ülkemizde ihtiyaç her an artmakta. Bu yolda giden her gazete başımızın üzerindedir.
MOBBİNG MAĞDURU NE YAPMALI?
İşletmelerde güç sahiplerinin sinsice uyguladığı bezdirim yüzünden iş terki, depresyon hatta intihar vakıaları yaşanıyor. bezdirim mağduru, bunu yapanı uyarsın ve "mobbing suçtur" hatırlatması yapsın. Haddini bildirmeyince azıyor bu namussuzlar.
#mobbing #bezdirim @serefoguz
Büyük bir gürültüyle uyandı Meryem. Gözlerini ovuşturarak yatağının üzerinde doğruldu. Günlerdir karanlıkta olan odasının duvarlarında titrek ve kızıl ışıklar geziniyordu. Kocaman açılmış korku dolu gözleriyle etrafa bakınırken koşarak yanına gelen annesini gördü.
“Ne oldu anne?”
Annesi cevap vermedi. Önce sıkıca kızına sarıldı. Sonra da büyük bir telaşla cama gidip birkaç sokak öteden yükselen alevleri kızı görmesin diye perdeyi sıkıca kapatıp yatağın yanına geri döndü.
“Bir şey yok kızım. Sabah konuşuruz. Sen gözlerini kapat. Bak, ben de yanına yatıyorum.”
Meryem uykuyla uyanıklık arasında ne olup bittiğini anlayamıyordu. Annesinin sıcaklığını hissedince biraz rahatladı. Gözlerini kapatıp avuçlarını annesinin yüzüne yerleştirdi. Annesi de dışarıda yankılanan bağırışları duymasın diye elleriyle kızının kulaklarını kapattı.
“Rüyamda okuldaydım anne” dedi fısıldayarak Meryem.
“Ne güzel! Ne yapıyordun peki?”
“Öğretmen ders anlatıyordu. Sonra bir baktım. Öğretmen babammış.”
Annesi boğazına kadar tırmanan hıçkırığı geri gönderip, “Bak sen!” dedi. “Ne anlatıyordu peki baban?”
“Benim güzel kızım gibi bir şeyler söylüyordu bana bakarak. Sonra uyandım işte.”
Kadın derin bir iç çekip, “Sen şimdi uyumaya çalış Meryem” dedi. Baban ders anlatmaya devam ediyor olabilir. Dersi kaçırma.”
Meryem babasının yüzünü hayal etmeye çalışarak gözlerini tekrar kapattığında oda bir kez daha aydınlandı. Kadın içinden üçe kadar sayıp ellerini tekrar kızının kulaklarına bastırdı.
“Gök mü gürlüyor anne?” dedi çocuk gözlerini açmadan.
“Bilmiyorum kızım” dedi annesi.
“Babam da gök gürlerken korkmayayım diye kulaklarımı kapatırdı böyle, hatırladın mı?”
“Hatırladım kızım” dedi kadın.
“Ben okulu özledim anne” dedi Meryem. “Ama en çok da babamı özledim.”
“O yüzden en çok özlediğin iki şeyi aynı rüyada görmüşsün işte” dedi annesi. “Şimdi uyumaya çalış sen”
Uyumaya çalıştı Meryem ama dışarıdaki gürültüden ve içindeki korkudan uyuyamadı. Sonra yerinde bir daha doğrulup annesine, “Bana masal anlatır mısın?” diye sordu.
Önce bir sessizlik oldu. Sonra annesi “Bir varmış, bir yokmuş” diye başladı masala titrek bir sesle. “Çok güzel bir ülkede, güzeller güzeli bir çocuk varmış. Annesi o çocuğu çok severmiş. Bak, aynı bunun gibi her gece sarılırmış kızına.”
“O kız okula gidiyor muymuş peki?
“Gidiyormuş ama okullar tatilmiş. Kız evde kalıp çok güzel resimler çiziyormuş. Annesi de onun çizdiği resimleri odasına asıyormuş.”
“Anne, sen bizi anlatıyorsun ya” dedi Meryem. “Daha heyecanlı anlat. Dev, canavar falan yok mu masalda?”
“Yok Meryem, hiçbiri yok. Bu masalda onların hiçbiri yok.”
Gökyüzünden masumların üzerine ölüm yağdığı o gecede, masallardaki korkunç devler ve canavarlar o bembeyaz masala girmeye utandılar. Dumana boğulmuş şehir yüzyılın en büyük felaketini yaşarken ve dışarıdan gelen feryatlar odaya simsiyah bir ağıt gibi dolarken, Meryem’in masalında çiçekler açtı o gece.
Meryem nihayet yeniden uyuduğunda, annesi kızının yüzüne biriken korku ifadesini silmek ister gibi elleriyle yüzünü okşadı. Sonra eğilip kızını bir daha hiç görmeyecekmiş gibi doyasıya öptü. Ve eşinin hatırasına sarılıp gözlerini kapattı.
O sırada haber kanallarında ölü ve yaralı sayıları güncellendi, kınama mesajları yayınlandı ve canlı yayınlarda roket düşen yerlere zoom yapıldı. Televizyon ekranında gözükmeyen o küçük evdeyse boynu bükük bir masal, içini çekerek uyuyan bir kız çocuğu ve her an evladını kaybetme korkusuyla içten içe ürperen bir anne kaldı.
Güzeller güzeli Meryem rüyasında çocukluğunu görürken, Gazze’nin karanlık gecesine roketlerle birlikte acı, gözyaşı ve hüzün yağıyor…
İki yüz yıl önce aydınlandığını iddia eden zifirî karanlık ülkelerin sınırlarına da yüzyıllar boyunca unutulmayacak kadar yoğun bir utanç birikiyordu.
Salih Uyan
#gazze #GazzedeKatliamVar #GazzeyeUmutOl #Filistinişgalaltında
ABD’nin borç stoku bugün itibari ile 33,5 trilyon $ oldu. 2023 bütçe geliri 4,9 trilyon $ olmasına rağmen harcamalar 6,3 trilyon $. Açık borçlanma ile kapatılıyor. ABD ekonomisini kredi ve borçlanma ile devam ettirebilmek için her gün 2 milyar $ faiz ödüyor. Eğer süreç bu şekilde devam ederse 2053’de borç stoku ikiye katlanacak. Böylesi bir konjonktürde her çöken imparatorluk gibi savaşa ihtiyaç duyuyor. Ancak günümüzün jeopolitik şartları böyle bir savaşı ancak kumara dönüştürüyor. İsrail’in tüm Amerikan Ortadoğu planlarını yerle bir ettiği ve hatta Camp David, Oslo, İbrahim Anlaşmaları süreçlerinin sıfırlanmasıyla karşılaştığı; Batının Ukrayna’yı kaderi ile baş başa bıraktığı; Asya güçlerinin yükselişe geçtiği bu ortamda kumar masasına güçlü oturması çok güç.
@salih_uyan Hocam kaleminize sağlık. Biz de 52 yaşından sonra gençlerle Gazetecilik okumak için gayret ediyoruz. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesine bekleriz. @iletisimakdeniz@bahar_urhan_@ozlenenozkn
https://t.co/8KqWVYg4EN
Yıllar önce İlber Ortaylı’nın bir konuşmasına katılmıştım. O konuşmada aldığım notlardan 8 madde çıkardım. Hepsi de acil zihniyet değişimi için ezber bozan, rahatsız eden, sorgulayan maddeler… Arif olan anlar, mahir olan uygular!
1- Kime sorsan çocuğum doktor, avukat olacak diyor. Halbuki bir cemiyetin elit insanı her zaman iyi bir hukukçu veya doktor olmak zorunda değildir. Benim tanıdığım en elit insanlardan bir tanesi bir döşemecidir mesela. Bu kişi kalfa olmak için 3 sene bir koltuğu bozup dikmiş. Talim yapmış yani.
2- Sokrates’ten itibaren insanlar anlayarak değil ezberleyerek öğrenir. Ezber eğitimin temelidir. Anlama sonra gelir. "Ezbere hayır!" çığırtkanlığı yapanların söylemleri temelsizdir.
3- Hiçbir toplum yetenekli çocuklarını harcayacak lükse sahip değildir.
4- Türkiye’de eğitim, sosyal tırmanma için basamak olarak görülüyor. Bu zihniyet değişmedikten sonra müfredatı veya sınav sistemlerini değiştirsen ne işe yarar!
5- Herkes çocuğunu iyi okula göndermek ister. Konu eğitim olunca ideoloji arka planda kalır. Macaristan’da bizzat şahit oldum. Komünist parti üyelerinin tamamına yakını çocuklarını papaz okuluna gönderiyordu. Niye? Çünkü kaliteli eğitim istiyorlar.
6- Üniversitede İmam Hatip mezunu bir öğrencime tahtada Arap alfabesiyle Hasan yazmasını söyledim. Kalktı yazdı ama Hasan’ı elifle yazdı. Bu çocuğa kızdım. “Bu kadar sene Arapça okumuşsun, bir Hasan yazamıyorsun” diye. Sonra bir sınav yaptım. Baktım bir çocuk tam puan aldı. Fevkalade cevaplar vermiş. “Kim bu çocuk?” diye sordum. “Hasan’ı elifle yazan öğrenci” dediler. Demek ki İmam Hatip okulları fevkalade kabiliyetli adamları harcıyor diye üzüldüm.
7- Türk maarifinin en büyük zaafı nabza göre şerbet vermektir. Millet Latince istemiyor diye Latinceyi kaldırdılar. Böyle şey olur mu? Latince öğrenmeden İngilizce öğrenilir mi?
8- Osmanlıda insanlar medreseye gitmek zorunda değildi. Evde çalışan imtihana girerek diploma alabiliyordu. Şimdi eğitim mecburi oldu diye seviniyoruz. Ama iki yılda bütün lise müfredatını öğrenebilecek üstün kabiliyetli çocukları dört yıl okula mahkûm ediyoruz.
Babaannem ılık bir ikindi üzeri vefat etti. Babam, emin olmak için ağzının önüne ayna tuttu ve sonra hafif bir ses tonuyla, “Vefat etti annem” dedi. “Allah rahmet eylesin.” Çocuk aklımla babamın yaşadığı sükunete bir anlam veremedim. Sonra annemden öğrendim. O gece yorganın altında hıçkıra hıçkıra ağlamış babam.
Tevekkülü, isyan etmemeyi o gün öğrendim.
***
Anneannemin iyice ağırlaştığı geceydi. Zor nefes aldığı için oksijen tüpüne bağlıydı. Eve doktor geldi. Bakışlarıyla bize yapacak pek bir şey olmadığını ima etti. Doktor tam evden çıkacakken anneannem ağzına bağlı olan maskeyi çıkarıp zorlukla, “Nezih Beye börek, çay getirin,” dedi. Bir saat sonra da vefat etti.
Misafirperverliğin ne olduğunu o gece öğrendim.
***
Hollanda’da tarihi bir şatoyu ziyaret edecektim. Şatonun önüne geldiğimde henüz açılmadığını gördüm. Bilet gişesinin önünde benim gibi erken gelmiş, 30 yaşlarında bir Japon vardı. Tanışıp, ayaküstü biraz sohbet ettik. Kapıların açılmasına daha 20 dakika vardı. Yeni tanıştığım arkadaşa, “Ben biraz dolaşıp fotoğraf çekeceğim. 20 dakika sonra burada buluşup birlikte gireriz,” dedim.
Dolaşırken sağanak yağmur başladı. Ben de bir kafeye sığınıp yağmurun dinmesini bekledim. Yaklaşık bir buçuk saat sonra şatonun kapısına geldiğimde Japon’u beni beklerken buldum. Sığınacak bir yer olmadığı için paçalarından su akıyordu. “Niye girmedin?” diye sordum. “Sözleştik ya,” dedi.
Sözünde durmayı, ismini bile hatırlamadığım ıslak bir Japon’dan öğrendim.
***
Rahmetli dedemin vefatından birkaç gün önce bir bayram sabahıydı. Amansız bir hastalığın pençesinde zor nefes alıp veriyordu. Kesilen kurbandan tatsın diye ağzına nohut kadar bir et parçası koyduk. Bir gayretle yutmaya çalıştı ama vücut kabul etmedi. Ağzından eti geri almak için eğilen kızının yanaklarına inmiş iki damla yaşı fark edince zoraki gülümsedi.
“80 yıl doya doya et yedik kızım,” dedi usulca, “bir kere yiyemedik diye üzülmek olur mu?”
Bir nefese yüzlerce kişisel semineri sığdırılabileceğini de o bayram sabahı öğrendim.
***
Theodore Zeldin, İnsanlığın Mahrem Tarihi isimli kitabında diyor ki; “Zihniyetler buyrukla değiştirilemez. Çünkü yok edilmesi neredeyse imkânsız olan bir şeye, hatıralara dayanırlar.”
Öyleyse çocuklarına kitap okuma alışkanlığı kazandırmak için çırpınan anne babalar şunu asla unutmamalı; Yaşanan veya yaşatılan bir yanlış, kitaplar yoluyla öğrenilen bin doğruya bedel olabilir.
Doğru bir hayat yaşamayan kişi ne kadar çok şey bilirse bilsin, taşımaktan öteye gidemez. Yanlış bir hayat doğru yaşanamaz yani.
Önemli olan hakikate götüren bilgiyi bulabilmek veya bilgiyi kullanarak hakikate ulaşabilmektir.
• Biz meslek üstadımızı, Anadolu iş dünyası “nabzını”, Osman Abimizi (Saffet Arolat) kaybettik…
• Anadolu iş dünyası seni ne çok sevmiş Abi…
• Her arayan ortak dost iş insanı, “Bize çok destek verdi” dedi.
• Allah rahmet eylesin.
• Mekanın cennet olsun Osman Abi…
@VahapMunyar Vahap bey, Dünya gazetesinin eski abonelerinden biri ve duayen Osman Saffet Arolat beyin yazılarının sıkı bir takipçisi olarak çok üzgünüm. Mekanı cennet olsun. Allah Rahmet Eylesin...
@alicandir@tasidris@tarimyazari@serefoguz
Presseclub Nürnberg Başkanı Dr. Siegfried Zelnhefer, Nürnberg Belediye Başkan Yardımcısı Christian Vogel ile Nürnberg’ten gelen dostlarımız Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nde. Basın Galerimizi keyifle gezerek çalışmalarımız hakkında bilgi aldılar. @agcantalya