Bismillahirrahmanirrahim.
Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil Aliyyil Azîm. Allahumme iyyâke na'budu ve iyyâke neste'în. Velhamdulillâhi Rabbil Âlemîn.
Rivayetlerde Peygamber'in zor zamanlar için öğrettiği, benim de tesbihle yaptığım iki zikirden biridir bu. Her gün yarım saat de yapabilirsiniz. Ya da hadislerde geçtiği gibi tesbihle 100-200 defa da yapabilirsiniz. Ama burada etki senin bu zikirle girdiğin rabıta kadar olacaktır. Yani farkındalığın kadar. Bunu size anlatacağım.
Lâ ilâhe illallâhu'l-Melikü'l-Hakku'l-Mübîn.
veya
Lâ ilâhe illallâh. El-Melikü'l-Hakku'l-Mübîn.
İkisi de olur. İkisi de güzeldir. Burada önemli olan sadece kelimeler değildir. Asıl mesele, o kelimelerin açtığı akışa girebilmek, dikkati tek noktada toplayabilmek ve zihnin dağınıklığını geride bırakabilmektir. Çünkü bir süre sonra insan kelimeleri tekrar etmeyi bırakır, kelimelerin işaret ettiği mananın içinde yaşamaya başlar. Zikir derinleştikçe söz azalır, farkındalık artar. Akış güçlendikçe düşünceler yavaşlar, odak keskinleşir. Ve bir noktadan sonra insan zikri söyleyen kişi olmaktan çıkar; zikrin işaret ettiği hakikati seyretmeye başlar. Asıl dönüşüm de zaten bundan sonradır.
hiç anlamadığım için soruyorum, teknikten anlayanlar yazar beni bilgilendirirse sevinirim,
ben diyorum ki
acaba; 9400 ü kırmaz ise 2 ayda 17230 olurmu viyanalı.
cevaplayan teknikçiler olursa sevinirim.
80.000\85.000$ bandından 69.000$\59.500$ indirdiler .
Bu bölgelerden amaçları liqidasyon ise ;
Tepki olarak ya 57.000$ veyahut 59.500$ band aralığı bu bölge olarak .
70.000$\74.000$ ra götürerek shortları yakıt etmeleri ve oluşturduğu simetrik üçgen formasyon düşüş onay bölgesiyle bütünleşerek bu ihtimal benim için en yüksek olan senaryodur .
70.000$/74.000$ bandı gelmesi akabininde tekrar son yaptığım girişleri %100 nakite dönerek .
Seçim öncesi son çıkışımı bu senaryonun uyması halinde gerçekleştireceğim.
Seçim öncesi yaşanacak tedirginlik’ten kaynaklı nakite dönüşlerin hızlanacağını düşünerek ;
70.000$/74.000$ aralığından nakite döndüğüm ürünleri;
Seçim crash’ından 57.000$\55.000$/48.000$ bandında girişlerini yaparak %100 ve hatta Ethererum’da 1.200$/1.000$/800$ gelmesi halinde Altcoinler için ayrı Ethererum için ayrı bir Cüzdan oluşturacağım.
Bu bölgelerden aldığım Ethererumları;
20.000$/25.000$’da komple satışlarını gerçekleştireceğim .
57.000/48.000$ benim boğamdır .
İnsan Allah'a doğru yürüdüğünü zanneder. Fakat gerçekte çoğu zaman Allah'ın affı, insanı kendisinden koruyarak yürütür. Çünkü kulun bildiği hayat ile yaşadığı hayat arasında, El-Gâfir'in sildiği, El-Gafûr'un örttüğü ve El-Gaffâr'ın tekrar tekrar bağışladığı sayısız şey vardır. Bu yüzden bazı arifler rahmetin en büyük tecellisinin cennete girmek değil, bugüne kadar yaşayabilmiş olmak olduğunu söylerler. Çünkü insan gücüyle değil, her zaman fark etmediği bir affın gölgesinde yürür.
“Ve Huve'l-Gafûru'l-Vedûd. Zü'l-Arşi'l-Mecîd. Faʿʿâlun limâ yurîd.” ayeti, insanın Allah'ı yalnızca kudret sahibi olarak değil, aynı zamanda sevgi sahibi olarak tanımasını sağlar. Çünkü çoğu insan gücü sever ama sevgiyi anlamaz. Oysa burada önce El-Gafûr gelir; kusurları örten, dönüş kapısını kapatmayan. Sonra El-Vedûd gelir; sadece seven değil, kullarının kendisini sevmesini de isteyen. Ardından göz bir anda sonsuzluğa çevrilir. Zü'l-Arşi'l-Mecîd. Yani bütün alemlerin, bütün zamanların, bütün kaderlerin üzerinde bulunan yüce hükümranlık. Ve nihayet son hüküm gelir. Faʿʿâlun limâ yurîd. O, dilediğini yapandır.
İnsan sebeplere bakar. Allah neticeye bakmaz; neticeyi yaratır. İnsan kapıları sayar. Allah duvarı kaldırır. İnsan ihtimalleri hesaplar. Allah hesabın dışında olanı gerçekleştirir. Bu yüzden bu ayet yalnızca affı veya sevgiyi anlatmaz; aynı zamanda ilahi özgürlüğü anlatır. Çünkü Allah hiçbir kanuna mahkûm değildir. Kanunları koyan da O'dur.
İnsan en derin tefekkürüyle geriye dönüp baktığında ayrıca şunu fark eder. Bazen yıllarca açılmayan bir kapı bir gecede açılır. Bazen imkansız görünen bir şey bir anda gerçekleşir. Bazen bütün yollar kapanır ve tam o noktada hiç beklenmeyen bir yol belirir. İşte “Faʿʿâlun limâ yurîd” sırrı budur. Sebeplerin bittiği yerde başlayan hakikat.
Ve belki de yolun sonunda arif olan şunu anlar. Kendisini bugüne kadar taşıyan şey gücü değildi, zekası değildi, planları değildi. Görmediği bir merhamet ve fark etmediği bir sevgiydi. Çünkü Arş'ın sahibi olan Allah, kulunu bazen kudretiyle korur; fakat çoğu zaman sevgisiyle taşır. Ve insan bunu genellikle geriye dönüp baktığında anlar. Çünkü bazı mucizeler yaşanırken değil, geçtikten sonra fark edilir. O zaman kalpte tek bir cümle kalır: O dilediğini yapar ve O'nun dilemesine hiçbir şey engel olamaz.
Lâ ilâhe illallah. El-Âlimu'l-Kadîru'l-Mürîd.
El-Âlim görmek içindir. El-Kadîr yapmak içindir. El-Mürîd ise karar verip o kararın arkasında durmak içindir. Bu isimleri doğru manayla ve tefekkürle tekrar eden insanın iradesi sertleşir, dikkati keskinleşir ve bahaneleri azalır. Çünkü insanı geriye çeken şey çoğu zaman düşmanları değil, kendi nefsidir.
Lâ ilâhe illallah. El-Âlimu'l-Kadîru'l-Mürîd.
Ayetlerde geçen iradeyi ve zihinsel disiplini en keskin seviyede güçlendirecek zikir budur. Yalnız kelime tekrarı sadece odaklanma ve transa girmek içindir. Bu isimlere yüklediğin mana ve onlarla kurduğun bağ seni geliştirir. Çünkü insanı değiştiren şey sesler değil, o seslerin işaret ettiği hakikattir. Bir süre sonra kelimeleri değil, onların arkasındaki anlamı tekrar etmeye başlarsın. İşte dönüşüm de burada başlar. İrade sadece istemek değildir. Gördüğü yoldan sapmamak, kararının arkasında durmak ve kendi nefsine rağmen yürüyebilmektir. İnsan El-Âlim'i düşündükçe daha çok görür, El-Kadîr'i düşündükçe daha çok yapabileceğine inanır, El-Mürîd'i düşündükçe de kararlarının sorumluluğunu almaya başlar. Meditasyon ve zikir işte bu bakışla yapılır. Ama bunu öğrenmek de zaman ister. Çünkü zikir, dili değil; insanın bakışını değiştirmeye başladığında gerçek gücüne ulaşır.
Burada ne gördüğünüzü anlatırmısınız bana.
çünkü ben anlamıyorum ve bana yardımcı olmanızı istiyorum.
teknikten anlayanlar yardımcı olursa sevinirim
#asels#sasa
Eğer iki ortağın arası bozuyorsa ve işler aksi gidiyorsa ortaklardan biri mutlaka diğerinden habersiz, hakka girecek gizli bir iş görüyordur.Çünkü 3. Ortak artık şeytan olmuştur.
Bir zamanlar iki kardeş varmış. Büyüğünün adı Halil, Küçüğünün adı İbrahim. Halil, evli ve çocuklu, İbrahim ise bekârmış. Kendi hallerinde, kendi yağlarında kavrulurlarmış. Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin. Buğday ekip buğdayı, domates dikip domatesi, ne ekerlerse hasat zamanı paylaşırlarmış. Buğdaylar başak vermiş. Harman zamanı gelmiş. Sapı samandan ayırmışlar. Haklarını tanzim etmişler. Sıra gelmiş buğday çuvallarını taşımaya. Halil kardeşine “Birimiz kendi çuvalını götürürken diğeri burada buğdayları beklesin.” demiş. Halil, kendi payına düşen buğdaydan bir çuval doldurup düşer yola.
“Peki, abi demiş” İbrahim… İbrahim düşünmeye başlamış:”Abim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine” Kendi payından biraz daha koymuş ağabeyi Halil’in çuvalına.
Halil gelir. Bu defa İbrahim yüklenir sırtına çuvalı. O gidince Halil, kardeşi hakkında şöyle düşünür: “Çok şükür, ben evliyim, kurulu bir düzenim de var. Ama kardeşim bekâr. O daha çalışıp, para biriktirecek. Ev kurup evlenecek.” Kendi payından atar onunkine birkaç kürek.
Biri gittiğinde, diğeri, kendi payından atar onunkine. Bu, böyle sürüp gider. Ama birbirlerinden habersizdirler. Nihayet akşam olur. Karanlık basar. Görürler ki, bitmiyor buğdaylar. Hatta azalmıyor bile. Hazreti Allah bu hali çok beğenir. Buğdaylarına bir bereket verir, bir bereket verir ki… Günlerce taşır iki kardeş, bitiremezler. Dolar tasar ambarları. Bu bereketin adı: “ Halil İbrahim bereketi” olarak söz dağarcığında yerini alır.