İHMAL VE LİYAKATSİZLİK CAN ALMAYA DEVAM EDİYOR!
Eskişehir’de meydana gelen orman yangınında yaşamını yitiren 10 gönüllü ve orman emekçisinin ardından, yüreğimiz bir kez daha yandı. Son alınan bilgilere göre sayının daha fazla artmasından endişe ediyoruz. Hayatını kaybeden emekçilerimizin, ters rüzgâr nedeniyle bir mağaraya sığındıkları ve yoğun duman altında kalarak şehit oldukları bilgisi derin bir acının yanında, çok daha yakıcı bir sorunu da gündeme getirmiştir: Liyakatsizlik.
Yangınla mücadele, yalnızca fiziksel cesaret değil, aynı zamanda yüksek düzeyde bilgi, deneyim ve doğru yönlendirme gerektirir. Oysa sahaya sürülen gönüllülerin yeterince eğitilmemiş olması, orman yangınlarının doğasını bilmemesi ve alanın koşullarına hâkim olunmaması, bu kayıpları kaçınılmaz hâle getirmiştir.
Geçtiğimiz günlerde basına da yansıyan bilgiler, yangını koordine eden bölge müdürünün dahi alevlerin ortasında kaldığını ortaya koymuştur. Bu durum, sadece koordinasyon eksikliği değil, aynı zamanda yangının yönünün doğru analiz edilemediğini, güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğunu göstermektedir.
Yangınla mücadelede en kritik görev, rüzgârın yönünü, nem oranını, bitki örtüsünü ve arazinin yapısını okuyabilmek; ekipleri buna göre yönlendirebilmektir. Bu unsurlar göz ardı edildiğinde yalnızca mücadelede başarısızlık değil, insan hayatının kaybı da kaçınılmaz olur.
Unutulmamalıdır ki orman yangınları doğanın felaketidir; ancak bu felaketi derinleştiren asıl tehdit, liyakatten uzak kadroların yönetimidir. Yangınla mücadele bir günde öğrenilmez. Bu alanda yıllarını sahada geçirmiş, riskleri önceden sezen, toprağın kokusunu bilen deneyimli insanlara ihtiyaç vardır.
Her yıl binlerce hektar ormanımızı yitirirken, birlikte çalıştığımız emekçileri, gönüllüleri, canlarımızı da kaybediyoruz. Bu kayıpları azaltmanın tek yolu, yangınla mücadelede bilimsel temelli, liyakatli ve tecrübeli kadroların görevde olmasıdır.
Şehit düşen orman kahramanlarına ve gönüllülerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve tüm ülkemize başsağlığı diliyoruz. Acımız büyük ama bu acıyı sorumlulara hesap sorarak hafifletebiliriz. Bu topraklar, liyakatsizliğe teslim edilmeyecek kadar değerlidir.
@tum_yerelsen@kamuiskonf
Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah’ı anmaya koşun ve alış verişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır. (Cuma, 62/9)
Hayırla kalın Rabbıme emanet olun
Helal şeyler belli, haram şeyler bellidir. Bunlar arasında, insanlardan birçoğunun helal mi, haram mı olduğunu bilmediği şüpheli konular vardır. Kim onlardan sakınırsa, dinini ve ırzını korumuş olur; kim de sakınmazsa gitgide harama dalar.
(Buhârî, "Îmân", 39; Müslim, "Müsâkat", 107)
Hayırla kalın Rabbıme emanet olun
Kim işlediği hayrı şöhret kazanmak için halka duyurursa, Allah da onun gizli işlerini duyurur. Kim de işlediği hayrı, halkın takdirini kazanmak için başkalarına gösterirse, Allah da onun riyakârlığını açığa vurur.
(Buhârî, "Rikâk", 36; Müslim, "Zühd", 48)
Hayırla kalın
Şüpheli şeyleri bırakıp şüpheli olmayan şeylere yönel. Zira doğruluk, gönle huzur verir; yalan ise insanın kalbinde endişe ve ızdıraba sebep olur.
(Tirmizî, "Kıyâmet", 60)
Hayırla kalın Rabbıme emanet olun
Ey iman edenler! Hep birden barışa girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin; çünkü o, apaçık düşmanınızdır.
(Bakara, 2/208)
Hayırla kalın Rabbıme emanet olun
Saâdetli Sâdât-ı Kirâmın izlediği yol, sürdüğü iz Kur'ân-ı Kerîm ve Sünnet-i Seniyyedir. Kur'an ve sünnetin üstünde hiçkimsenin sözü ve izi yoktur!
Baba sözü
Kim din kardeşinin hakkına girdiyse, altın ve gümüşün geçmeyeceği kıyamet günü gelmeden kendisiyle helalleşsin. Aksi takdirde; salih ameli varsa, yaptığı zulüm miktarınca sevapından alınıp hak sahibine verilir. İyiliği yoksa da, zulmettiği kardeşinin günahından ona yüklenir.
(Buhârî, "Rikâk", 48)
Hayırla kalın Rabbıme emanet olun