İstanbul Barosu Başkanlığına seçilen Sayın Prof. Dr. Ümit Kocasakal'ı tebrik ediyoruz.
İstanbul Barosu Türk Devrimi rotasında yolunu belirlemiştir.
Yeni yönetime başarılar diliyoruz.
İSTANBUL BAROSU BAŞKANI ÜMİT KOCASAKAL OLDU
İstanbul Barosu’nun 128. Olağan Genel Kurulu’nda avukatlar yeni başkanı belirlemek üzere bugün sandık başına gitti. Saat 17.00'de sandıkların kapanmasıyla başlayan oy sayımının ardından, resmi olmayan sonuçlara göre Cumhuriyetçi Güç Birliği İttifakı’nın adayı Prof. Dr. Ümit Kocasakal yeniden İstanbul Barosu Başkanı seçildi.
Gürcistan'da düşen C-130 askeri kargo uçağında şehit olan kahramanlarımızı saygıyla anıyoruz.
Ailelerine, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyoruz.🇹🇷
AND OKUMA BÜTÜN OKULLARA YAYILIYOR.
Eğilmiyorlar, bükülmüyorlar, korkmuyorlar, susmuyorlar.
Evlatlarımızı asil yüreklerinden, ak alınlarından öpüyor, saygıyla selamlıyorum.
Bugün 2017 referandumuna ilişkin ikinci davayı açtığımı değerli kamuoyuyla paylaşıyorum.
CHP Kurultaylarına karşı Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılan davalarla, YSK kararlarına karşı yeni bir kanun yolu benimsendiğine şahit olduğumuzdan, bir süredir hazırlığını yaptığım başvurumla mühürsüz oyların geçerli sayıldığı kirli referandumu Ankara 45. Asliye Hukuk Mahkemesinde yargıya taşıdım.
Asıl usulsüzlük, 86 milyonun kaderini değiştiren ve toplumun vicdanında hiçbir zaman kabul görmeyen o referandumda yapılmıştır ve bu mesele yalnızca hukukun değil, milli iradenin ve milli onurun meselesidir.
Milli iradeye sahip çıkmayı görev bilmekle birlikte, iktidarın düşman ceza hukuku uygulamalarının yanı sıra düşman usul hukuku uygulamalarına karşı tarihe not düşmeyi de, muhalefet mensubu olarak anlamlı buluyorum.
1 Eylül 1922’de Zafertepe’de Mustafa Kemal’in “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” emrini alan Türk süvarileri, 9 gün sonra İzmir’e vardı. Dumlupınar’dan denize 450 km vardı; savaş tarihinde görülmemiş bir hızla aşılmıştı.
9 Eylül yalnız İzmir’in değil, Türk milletinin emperyalizme cevabının, Sevr zincirlerini kırıp 350 yıl aradan sonra yeniden Akdeniz’e, Mavi Vatan’a kavuşmasının tarihidir.
İzmir ise Anadolu’dan, denizden sökülüp Asya’nın kızgın çöllerine geri itilmek, tarihten silinmek istenen bir milletin Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde başlattığı kutsal isyanın zaferle mühürlendiği yerin adıdır. Türk’ün asil al bayrağı ile Mavi’nin temsilcisi Akdeniz’in buluştuğu yerin adıdır.
103. yıl kutlu olsun.
Prof.Dr.Muhip Kanko;
Milyonlarca Dolar Değerindeki Eserler Ortada Yok!
Kimse hesap vermiyor!
Türkiye'nin dört bir yanında kayıp eser skandalı yaşanıyor..
Zeugma müzesinde 9 milyon değerinde 10 eser.
Mimar Sinan Üniversitesinde 404 eser.
Devlet Resim Heykel müzesinde 250 milyon dolarlık 302 tablo buhar olmuş
Batman Müzesinde 10 milyon liralık altın sikkeler kayıp.
Ve...
"Müzelerde kayıp tarih eserler araştırılsın " önerisi yine AKP+MHP oylarıyla reddedildi.
#KorkmaSeçimYap
YAYALIM BU HABERİ LÜTFEN.
***
1- Eğer Tayyip gözlerimi kaparım, işimi yaparım dese bile;
2- SEÇSİS ile seçim hileleri önlenebilecekse,
YENİ ANAYASA VE BAŞKANLIK HEVESLİLERİNE ONURSAL CUMHURİYET BAŞSAVCISI SABİH KANADOĞLU'NDAN UYARI
***
Kimse kendi kendine gelin, güvey olmasın!
YENİ ANAYASA
***
Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun Yeni Anayasa konusundaki görüşleri:
***
1. Bu meclis; dört yıl için yasama yetkisi almıştır.
2. Meclis üyeleri mevcut anayasaya sadakat yemini etmiştir.
3. 1. ve 2. maddelerde belirtilen nedenlerle bu meclisin bir yeni anayasa yapma yetkisi yoktur.
4. Yeni bir anayasa yapma şartları oluşturmak için,
a. Önce halkın yeni bir anayasa isteyip istemediği halkoylamasına sunulur.
b. Nitelikli çoğunlukla kabul edildiği takdirde barajsız bir seçimle bir kurucu meclis oluşturulur.
c. Bu kurucu meclisin hazırlayacağı yeni anayasa taslağı yeniden referanduma sunulur.
EĞER; ÜLKENİZİ SEVİYOR VE KORUMAK İSTİYORSANIZ, BU YORUMUN YAYILMASINA PAYLAŞARAK YARDIMCI OLUNUZ...
Biz Türkiyeli avukatlar değil Türk avukatlarız.
İstanbul Barosu'nun mahkeme kararı ile görevden alınan eski baro başkanı İbrahim Kaboğlu Fransız Barosu derken Türkiye için ise Türkiyeli avukatlar diyor.
Bu apaçık Anayasa'nın 66.maddesini hiçe saymaktır.
TÜRKİYELİ DEĞİL TÜRK!
Şu kısa sürede gördüğüm…
YPG/PKK’lı teröristler ve bilerek yada bilmeyerek terörün ekmeğine yağ süren, emellerine hizmet edenler “PKK feshediliyor, (silah bırakma değil) silahlı faaliyetlerini sonlandırılıyor” havuçlarıyla;
- Türkiye Cumhuriyeti devletini dizayn etmeye, devletin kuruluş kimyasını ve anayasasını bozmaya,
- Kuruluş senetini (Lozan’ı) yırtmaya,
- Siyaset, yönetim ve sosyolojimizle oynamaya,
- Bütün Kürt kardeşlerimizi bizden, birlikteliğimizden kopartmaya, tamamen ayırmaya, aramıza derin bir fitne sokmaya,
- Aramızda, içimizde ve bütün milli güç unsurlarınızda büyük bir karmaşa yaratmaya,
- Suriye’de terör devleti kurmaya, kurdukları terör koridoru üzerinden Akdeniz’e ulaşmaya, Suriye’nin Akdeniz bölgesindeki Alevi-Nusayriler üzerinde (Acilciler, HBDH vb aracılığı ile) etki üretmeye, onları kullanmaya, oradan Hatay başta olmak üzere Türkiye’yi de teopolitik bir fitneyle etkilemeye,
- Başta tartışmalı ilan edilen Türkmen bölgeleri; Kerkük, Tuzhurmatu, Kifri olmak üzere Irak’ta etki ve nüfuzlarını derinleştirmeye SOYUNMUŞLAR.
///
Yani yıkıcı, bölücü, ayrılıkçı terör; döneme uygun yeni metotlarla tam gaz devam ediyor.
///
Bu süreçte barış istemiyor musunuz, kanın durmasını istemiyor musunuz, ekonominiz rahatlayacak, büyüyeceksiniz gibi gerekçelerle toplumun baskı altına alınmak ve manipüle edilmek istendiği de görülüyor.
Aklı başında ve vicdanı olan herkes kanın durmasını, terörün bitmesini, ekonominin büyümesini ister.
Ama aklı başında olan herkes terörün emellerine hizmet ederek, oyunlarına gelerek bunun olmayacağını, işlerin çok daha kötüye gidebileceğini de görür ve bilir.
FETÖ’nün döner zincirine operasyon!!!!
Antalya merkezli Maydanoz Döner isimli restoran zincirine yönelik 31 ilde yapılan operasyonda 10’u kamu personeli olmak üzere 353 kişi yakalandı.
▪️Bir futbol kulübüne sponsor olduğu belirlenen döner zincirinin franchise (isim hakkı) usulü ile faaliyet yürüttüğü ve bünyesine FETÖ nedeniyle işlem gören ve örgütle bağlantısı devam eden şahıslara, bedel karşılığında gayri resmi ortaklık verildiği belirlendi.
◼️ Şirketin, örgüt referansı göstermeden ortaklığa girişe izin vermediği, bu sistemi (RTB) Referans Temelli Büyüme olarak adlandırdıkları, resmi belge olmaksızın, bu ortaklığın tamamen örgütsel güvene dayandırıldığı tespit edildi.
◼️ Şubelerin, örgüte bağlı şahıslara istihdam ve para sağlamak amacıyla kullanıldığı ve bu şubelerden himmet alındığı ortaya çıktı.
◼️ Gayri resmi ortakların hisse satışlarında elde edilen paraların takibe takılmaması için örgüt iltisaklı esnafların üzerinden (kuyumcu vb.) emanet usulü ile yapıldığı belirlendi.
◼️ Şirketin yurt dışında yeni bayilikler vererek genişlediği ve bu şekilde yurt dışından para transferini kolaylaştırdığı tespit edildi ve haklarında Savcılıklarımızca soruşturma başlatıldı.
▪️Ayrıca MASAK tarafından yapılan incelemelerde; şirketi finanse etmek amacıyla yurt dışı ve yurt içinde hakkında işlem bulunmayan şahıslar üzerinden finanse edildiği,
▪️Bu paraların “ürün satın alımı” olarak faturalandırıldığı ve örgüt mensuplarına iletildiği,
▪️Aralarında aranma kaydı bulunan ve örgütle bağlantısı devam eden şahıslar tarafından bayilerde örgütsel toplantılar yaptıkları,
▪️Yapılan çalışmalarda iltisaklı şahısların örgüte bağlılığını artırmak için “kazanılan paraların iltisaklı şahıslara dağıtılması” talimatı verildiği,
▪️Şirket ortaklığından ayrılmak isteyen şahıslara ise “işin manevi boyutunun olduğu, şirketin örgüte
destek sağlamak amacıyla kurulduğu ve örgütle bağlantılı şahıslara para gönderme, örgüte bağlılığını artırma gibi görevleri olduğu” şeklinde konuşmalar yapıldığı tespit edildi.
CUMHUR İTTİFAKI ORTAĞI HÜDAPAR'DAN BÖLÜCÜ BİLDİRGE!
‼️ABD-İsrail planlarına uyumlu olarak, PKK’yı muhatap alan süreç, Diyarbakır’da Cumhur İttifakı ortağına bölücü çalıştay yaptırıyor, BÖLÜCÜ BİLDİRGE yayınlatıyor!
‼️HÜDAPAR’ın bu toplantısı ve bölücü bildirgesi, Anayasamıza ve Siyasi Partiler Kanunu’na göre PARTİ KAPATMA nedenidir.
‼️Devlet zaafının sonuçlarını yaşıyoruz. Yeni açılımın hempaları, ayaktaşları birleşip vatan bütünlüğümüzü ve Milli Devleti hedef alıyor. Devlet Bahçeli’yle başlayan yeni açılım, mezara giren bölücülüğü diriltiyor, cesaret veriyor. Devlet Bahçeli, DEM Parti/PKK, CHP, HÜDAPAR, bütün Amerikancılar kol kola!
‼️HÜDAPAR’ın PKK’dan farkı yoktur. Bölücülük, Milli Devlet düşmanlığı, Türklük tanımına itiraz, anadilde eğitim, Şeyh Sait hayranlığı dahil talepler aynıdır.
‼️Hedef aldıkları Atatürk Devrimiyle birleşmişiz, devrimle millet olmuşuz. Türk de biziz, Kürt de biziz hepimiz Türk Milletiyiz. Sorun, Kürt sorunu değil, ABD-İsrail sorunudur. Bölücülerle hangi sorun çözülür?
‼️Mecliste, Belediyelerde bölücülüğe özgürlük yok. ABD-İsrail projesindeki açılım heveslilerine Türk milleti ve Vatan Partisi izin vermeyecek.
‼️Açılım politikası iflas etmiştir. Türkiye’de bölücülüğün mekânı ya hapistir ya da toprağın altıdır.
Efsane Başkanımız Aziz Yıldırım’dan mesaj var.
FENERBAHÇE PES ETMEZ!
Son günlerde futbol takımımızın aldığı olumsuz sonuçların ardından, bir takım platformlarda ismimin kullanıldığına üzülerek şahit olmaktayım.
Öncelikle belirtmeliyim ki, futbol takımımızın şu sıralar sergilemiş olduğu performans, her taraftarımız gibi beni de mutsuz etmektedir. Ancak camiamızın kesinlikle unutmaması gereken husus, henüz hiçbir şey için geç olmadığıdır. Geçmiş dönemlerde, örneğin 2003-2004 sezonunda futbol takımımız, en yakın rakibinin 8 puan gerisine düşerek şampiyonluk iddiasından uzaklaşmıştı. Ancak o günlerde camiamızın birlik ve beraberliğini korumasıyla hep birlikte şampiyonluğa ulaşmıştık.
Şanlı tarihimizin en değerli şampiyonluklarından biri olan 2010-2011 sezonunda da yine 9 puan geriden gelerek şampiyon olduk ve sonrasında 3 Temmuz Kumpası’nı yaşadık.
Bu yıl, futbol takımımız o günkü durumdan daha kötü durumda değildir. Puan farkı, o günkünden daha fazla değildir. Fenerbahçe’nin geçmişi, birlik ve beraberliğin ön planda olduğu bir çok başarı hikayesiyle doludur. Çünkü Fenerbahçe pes etmez.
Bugün, o gündür. Bugün birlik olma, tüm gücümüzle takımımıza destek verme, enerjimizin tamamını bu yolda harcama günüdür.
Başarıyı övmek kadar başarısızlığı eleştirmenin de her Fenerbahçelinin hakkı olduğuna inanıyor ve eleştirileri saygıyla karşılıyorum. Fakat, Fenerbahçe’yi henüz 15. haftada kulüp iç siyasetine malzeme kılmayı bir Fenerbahçeli olarak uygun bulmuyorum. Bu çerçevede, adımın kulüp içi siyaset mülahazaları içerisinde yer almasından üzüntü duyuyorum.
Fenerbahçe’nin bugün seçilmiş bir başkanı ve yönetimi vardır ve hiç şüphesiz ki tüm iyi niyetleriyle mesailerini, takımımız için harcamaktadırlar.
Bize, dünyanın en eşsiz camiası olan Fenerbahçelilere düşen görev, kulübümüze destek olmak, takımımızın şampiyonluk mücadelesine zarar verebilecek her türlü davranış biçiminden uzak durmaktır.
Ben ve ailem böyle düşünüyor, böyle yaşıyoruz. Değerli Fenerbahçeli kardeşlerimden ricam da benimle bu duygu ve tutumu paylaşmaları olacaktır.
Bugün oynayacağımız İstanbul Başakşehir karşılaşmasının, şampiyonluğumuza giden yolda bir dönüm noktası olmasını ümit ediyorum. Yaşı küçük kalbi büyük Fenerbahçeli kızım Yaz da bu maçta seremonide olacak. Galibiyetimizin, onun heyecanını mutlulukla taçlandırmasını temenni ediyor, takımımıza kalan tüm maçlarında başarılar diliyorum.
Aziz Yıldırım
Teğmenlerin yemininden sonra şu açıklamayı yapmıştık: (7 Eylül 2024):
Türk Silahlı Kuvvetlerinde disiplin esastır.
Teğmenlerimizin Kara Harp Okulu yemin töreninden sonra kılıçlarını çekerek yaptıkları yemin, onların TSK’ya Türk Devletine ve Türk Milletine bağlılıklarının samimi ve heyecanlı ifadesidir.
Toplu olarak yaptıkları yemin Türk Devletinin, Türk Milletinin, Türk Hükümetinin, TSK Komutanlığının paylaştığı değerlerin ifadesidir.
Olayın üzerine kışkırtıcı söylemlerle gidilmesinden dikkatle sakınmak milli bir duruştur.
Bu açıklamamız bugün de geçerlidir.
Teğmenler tören programı dışında samimi bir heyecanla bir gösteride bulunmuş olabilirler. Disipline aykırı hareket ettikleri gerekçesiyle Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk edildikleri bilgisi açıklanmıştır. Ne var ki, her disiplinsizlik ihraç nedeni değildir.
Kaldı ki burada Teğmenlerin ülkemizin ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğu ortamda görev ve vatan duygusuyla o gösteride bulunmaları anlaşılır bir tavırdır ve Ordumuzun gelenekleri içindedir.
Bu davranışların ihraç nedeni olarak değerlendirilmesi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin birliğine ve savaş yeteneğine hizmet etmez.
❗ AKP'nin "darbecilere haddini bildirdiğini" zannettiği bir dönem varsa FETÖ’yle birlikte tezgahladıkları Ergenekon-Balyoz operasyonlarıdır. 15-16 Temmuz hain FETÖ kalkışması ise Türk Ordusunun Atatürk'e bağlı çoğunluğunu oluşturan subayları sayesinde bastırılmıştır.
Emir yüksek yerden belli ki! Dolmakalemler çalışmaya başlamış! Fener patriği küresel çetenin baş aktörlerinden . Dinlerin siyasi manivela olduğuna en iyi örneklerden biri kendini ‘ekümenik’ (toprak sahibi) ilan eden fener patrikhanesidir. Türkiye cumhuriyeti batının deli gömleğinden çıkabilirse kabul edeceği tek Ortodoks kilisesi Papa Eftim’in kurduğu Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi olacaktır!
Hala Atatürk'ten sonrakilerin yaptığı büyük hataların bedellerini ödüyoruz.
Biri bu papaza haddini ve yerini bildirmeli, ABD Dışişleri Bakanlığı personeli olmadığını eylemli olarak göstermeli.
Ergenekon kumpasının hedefi olmamızın en önemli nedenlerinden biri de bu papazın Türk egemenliğine karşı hadsizce verdiği savaşa karşı koymaktı.
Ana muhalefet Partisi Dış İlişkiler Danışmanı eski Washington DC Büyükelçisi bir milletvekili, meclisteki konuşmasında mavi vatana “masal” demiş. Mavi vatanın 21. yüzyılda Batı emperyalizmi tarafından denizlerden kıtaya itilen Türkiye’nin bir direniş manifestosu olduğunun bilinmediğini sanmıyorum. Mavi Vatanın bir jeopolitik yöneliş olarak Türkiye’nin denizcileşmesi ve denizlerdeki çıkarlarının korunarak geliştirilmesinin bir sembolü olduğunun bilinmediğini de sanmıyorum. O halde mavi vatana masal demenin ardında başka saikler aramak gerekir. Mavi vatana masal demek: 1.Kısaca Doğu Akdeniz’de ve Ege’de 200.000 kilometrekarelik kıta sahanlığımızdan vazgeçerek AB ve ABD’nin dayattığı Sevilla haritasına evet demektir.
2.Ege’de Türkiye’nin Akdeniz’e doğrudan erişimini kesecek şekilde Yunan Karasularının 12 mile çıkmasına evet demektir. 3.Ege’de Kardak benzeri 153 ada, adacık ve kayalığın egemenliğini sorgusuz sualsiz Yunanistan’a devretmek demektir.
4.Kuzey Kıbrıs’ta KKTC’yi sonlandırarak Annan planı benzeri bir federasyonu desteklemek ve ikinci donanma etkisi yaratan Türk kolordusunu geri çekmek demektir.
5.Montrö Türk Boğazlar Sözleşmesini sulandırarak batı emperyalizmi ve NATO çıkarları için Karadeniz’de aktif Tarafsızlığımızı sonlandırarak, ABD yanında vekâlet savaşına girmek demektir.
6.Son tahlilde Güneydoğu’da Irak ve Suriye’yi de kapsayan, İsrail jeopolitiğine hizmet edecek, denize çıkışı olan kukla bir Kürt devletine evet demektir.
Mavi Vatan bir masal değildir. Mavi vatan, jeopolitik suikastlara hayır demektir. Türkiye Cumhuriyeti devleti yaşadığı sürece kim iktidarda olursa olsun Mavi Vatana siyaset üstü tutumla sıkı sıkıya sarılmak zorundadır.
Mavi Vatanı koruyamayanlar ana vatanını da koruyamaz.
Bu skandaldan ders de çıkarmak gerekir. Demek ki Büyükelçilik yapmış olsalar da Diplomatlarımızın yoğun jeopolitik, deniz tarihi ve strateji konularına hakim olacak şekilde yetiştirilmeleri gerekmektedir. Demek ki ana muhalefet partisi geçmiş dönemde de yaşandığı üzere Mavi Vatan ve Türk jeopolitiği konusunda fikir beyan eden siyasetçilerinin kafa karışıklığını netleştirmek ve Türk milletine denizlerdeki çıkarlarımızı koruyacak duruşa ve görüşe sahip olduğunun güvencesini vermek zorundadır. Akdeniz’de son dört yıldır hiç bir sismik ve sondaj faaliyeti icra edilemezken iktidarın Somali’ye donanma unsuru göndermesinin eleştirilmesi ayrı bir konudur. Ancak bu konuyu eleştirirken Mavi Vatana masal demek akıl ve mantıkla bağdaşmaz.