Yanaklarında tuz yatakları
kaç dereyi iz yapmıştın kendine
istilan ışığı yutmandan belliydi zaten,
rüzgar tanımıştı seni
uçan atların zamanıydı,
diyar, yoklarını basmıştı bağrına
başlangıçla bitiş arasında
taşların yoğunluğunu çalmıştı gözlerin,
kirpiklerinde boşluğun tozu
sen yaşa diye yanıyordu güneş
ben var olmanın hesabını veriyordum kendime.
#şiir #ismetaslan
30 Ağustos
Ne Ağustos’un bitişi,
ne Eylül’ün gelişi,
ne yazın gidişi,
ne de sonbaharın başlangıcıdır.
Bizim için 30 Ağustos;
kurtuluşun son yürüyüşü,
bağımsızlığın son mührüdür.
Hikâyemizde;
“Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar”
uzanacak adımlarımızın
şanlı bir fragmanıdır.
#30Ağustos #ZaferBayramı
Biliyorum, çabuk bulursun beni,
adresim takvim yapraklarında gizli,
göçebe usulü bir yemek tarifinde,
hiç yaşamamış bir çocuk ismi gibi, harflerini dağdaki çiçeklerden seçmişler,
adresimde sarı duvarlar, evine dönemeyen mektuplar, yarım kalmış umutlar var,
evlat sızılı annelerin yola yatmış gözleri de valizimde, sesine yakışan bir özlem türküsü gibi,
“Anne” diyor genç bir melek,
“al beni kucağına tekrar;
bir fotoğrafın sessizliğinde kalmasın filtreli cesedim…”
#şiir #ismetaslan
Eski bir fotoğrafın yarasına rastladım bugün,
bir pazar yerinin gürültüsüne yaslamıştı sırtını,
utangaç, aceleci, biraz da tedirgindi,
elini tutmuştu bezgin bir kadının,
saçında imara açık aseton sarısı,
benden ötürüydü sıkıntısı,
çekiştirip omzundan iki yorgun meleği,
“çabuk ol” diyordu gençliğine, “görülmüş bir hesabın namlusu var peşimizde”, bu kader, titizdir; önce adamını seçer.
#şiir #ismetaslan
Yokluk geçicidir
daraltma yüreğini,
inanç umudu çoğaltır.
Unutma,
“Gün doğmadan neler doğar.”
Bir bakarsın,
ne mucizeler düşer sabahlarına,
ne kapılar açılır
gökyüzünü kucaklayan avuçlarında.
Sakın ha,
nemli gözlerinde sönmesin yüreğimin feneri;
sonra yolunu bulamaz
seni arayan gözlerim.
Kaybolurum,
adlarını unuturum
seni yaşatan bütün şehirlerin.
#şiir #ismetaslan
Çığlıkları sıfır frekanslı
bazı hikayeler vardır ki;
insan ya şükreder
ya da inanmaz olur.
Sen yine de inanmayı seç,
çünkü direnmek
inancın eylemidir.
#şiir#ismetaslan
REHBERİMDE ADIN AŞK
Kızıma
Şah damarımda uçan kanatsız meleğim,
bu direnişin,
bu tahammülün sebebi sensin.
Çiçekler
hangi ilkbaharı terk etti ki
kalbim seni terk etsin.
Temmuz’umu süsleyen sardunyam,
teneke saksılara inat
güneşe bayrak açan çiçeğim.
Unutma;
sensiz her yer gurbet,
her şey yarımdır bana.
#şiir #ismetaslan
AYAKTA KALMASIN AŞK
Ne güzel bir sabahtı öyle
Başın omuzumda
bir halk otobüsünün güneşli tarafında
Yüzünde ışık seli;
yollar düğüm düğüm,
Aklımda bitmeyen kükürt kokulu yolculuklar
Ne güzeldi öyle
sanki zaman unutmuştu bizi,
sırtımızda yenilmiş insanların yükü,
ama mutluluk duraklarını da bilmeli insan.
birbirine kenetli ürkek ellerimizde hüzünlü titremeler,
mahmurluktan sarsılan camlar, ışığı sönmüş bakışlar,
omuzların kardeşliğiydi.bu.
Aşk ayakta yolculuk etmesin lütfen,
çünkü takribi ölçüyle yaşanmıyor bu hayat,
acilen ilk durakta inmeli,
bütün kalleş ayrılıklar.
#şiir #ismetaslan
Temmuz
yüreğimdeki terminaldir;
gelenlerin
ve gidenlerin el salladığı,
acının
ve sevincin nöbet tuttuğu peronların kalabalığıdır.
Bir de,
aklımda kardelen huzursuzluğuyla taşıdığım,
doğanların ve ölenlerin kavşağıdır Temmuz.
Kimisini bulduğum,
ama birçoğunu kaybettiğim,
Temmuz
içimdeki
bitmeyen hesaplaşmanın adıdır.
#şiir #ismetaslan
Keşke yaşasaydın da
her mutsuz kadın için
bir gül dikseydin kalbime,
sevinçlerimize ve acılarımıza adanmış şiirler yazsaydın aşkın merhametsiz yüzüne,
gölgesi gülüşüne uzanmış “ahlar ağacının” dibinde bulsaydım seni,
güvercinlere emanet bakışın dün gibi,
yalnızlığa bölünmüş kaç uykusuz şiirle.
#DidemMadak

Annesizlik,
güzel günlere duyulan inancın yavaş yavaş tükenmesidir.
Bir eksikliğin varoluşsal duygusudur,
kocaman bir yokluğu kucaklamaktır ömür geçtikçe,
ve gözlerden toprağa düşmüş yarım kalan aşktır.
Sen gitmiştin ya anne,
o günden bugüne
sevgiden ve ümitten yana
ne kaldı ki benden geriye?
Ben yaşadıkça sen de yaşa,
anne,
cennetinle mutlu ol.
#ismetaslan
Kalbimde sen
aklımda İzmir.
Terli avuçlarımda özlemin
cebimde kırk dört numaralı
nemli bir bilet.
Peron boyunca adına kırılmış dizlerim tedirgin.
Bu şehri anasız babasız sevdim ben,
adım herkese “bilader”ken.
Yelkovan akrebini vurmuş geçmiyor zaman.
Yolcu otobüslerinin randevusuz yolcusuyum;
adını camlarda arayan.
Otogarlar insanı yutan canavarlar.
Kıvrılmış çocuklar süslüyor huzursuz banklarını.
Bavullar, çantalar, umutlar bir de korkular…
Gidenlerin kalanlara düş yolladığı o araftayım işte.
Alsancak sabahları gibi süt beyaz,
denizi öperken haylaz martılar
akşamına süslenen buz bademler,
Sonra Kordon’u öpmekten hiç yorulmayanlar,
beni bağlayıp göz çukurlarıma
sanki sana koşuyor
tüm bu uykulu yolcular.
Sen bana nesnelerin konuşabildiğini öğrettin,
hepsinin bir lisanı varmış meğerse.
Taşlar yazarmış,
toprak da ezberlemiş canımı yakmanı.
Ha, bir de
su kuzeyde sağcıymış,
güneyde solcu.
Anlaşılan su bile anlamış
coğrafyanın kader
kimin zengin, kimin fakir olduğunu.
#şiir
Dayanılmaz endişelerim seri üretimli,
uykum otogar salonlarında misafir sanki,
kimin yolcusuydum ben
adını telaffuz edemediğim memleketlerde kalan,
gecenin kralı şimdilik demli çay,
şafakta hangi medeniyet yıkılır bilemem
onu da kahvenin mertliği gösterecek .
#şiir#ismetaslan