Şimdi tam zamanı! ⏳🔥
Zor bir operasyon, büyük bir fırsat…
Yönetimin bu süreçte Galatasaray taraftarının gücünü arkasında hissetmeye ihtiyacı var. 🦁
Sesimizi duyuralım, gündemi birlikte oluşturalım! 🟡🔴
🇫🇷 EDUARDO CAMAVINGA
#ComeToGalaCamavinga
Hazır mısınız? Hazır mıyız? İşte Geleceğe Dair Öngörülerim:
1) Dünyada gelir dağılımı şu an bozuk, ancak çok ama çok daha bozulacak.
2) Dünya nüfusunun %1’i ulaşılamayacak seviyede zengin ve güçlü olacak.
3) Biyoteknoloji alanında akla hayale gelmeyecek gelişmeler yaşanacak.
4) Bugüne dek çözülemeyen birçok hastalık, matematik problemi ve kronik sorun arka arkaya çözülecek.
5) Bilimsel çalışmalar "eksponansiyel" (üstel) faza geçecek. Gelişme hızı baş döndürecek.
6) Çok az sayıda ülke, diğerleri ile arayı bir daha kapanmamak üzere açacak.
7) Eğitim sistemi bildiğimiz haliyle kalmayacak. Kökten değişimler olacak ve ezberci sistemler içe doğru çökecek.
8) 2035-2045 yılları ile beraber (bazı insanların!) ömrü hayal edilemeyecek kadar uzayacak.
9) Enerji üretiminde devrim niteliğinde gelişmeler olacak.
10) Yapay zekayı kullanmayan gruplar kademeli ve yavaş bir şekilde elenecek.
11) İnsan vücudu ile mekanik ve robotik bileşenler birleşecek.
12) Uzay çalışmaları daha önceden hayal edilemeyecek bir ivmeyle ilerleyecek.
13) İnanç ve yönetim sistemleri derinden sarsılacak.
14) Yapay zeka önce işsizliğe yol açmak yerine, mevcut işlerde bir "ÇARPAN" görevi görecek. Ancak son aşamaya doğru bazı meslekler tamamen silinecek.
15) Muazzam bir verimlilik artışı yaşanacak. Bazı ülkelerin Milli Gelirlerindeki artış hızlanacak.
16) Yıllar sonra bazılarının rüyaları gerçekleşecek: "Dijital Sosyalizm", toplumun %99’u için Minimum Yaşam Parası (Evrensel Temel Gelir) ile hayata geçecek.
17) Ancak toplumun çok küçük bir kısmı muazzam bir güç ve zenginliğe ulaşıp geri kalanlardan tamamen kopacak.
18) Bazı insanların ömrü ciddi şekilde uzadığında doğum oranları daha da düşecek. Bu düşüş, verimli ekonomi kuramayan; yani büyümek için sadece "kuru insana" ihtiyaç duyan ülkelerin ekonomik çöküşünü hızlandıracak.
19) Binlerce yıl sonrasında ise geride kalan insanlık, gerçeğinden ayırt edilemeyecek bilgisayar simülasyonları ile bizzat atalarının simülasyonunu yapacak.
Hazır mısınız? Hazır mıyız?
ATALAR SÖZÜDÜR;
“BÜYÜK LOKMA YESEN DE
BÜYÜK SÖZ SÖYLEME!”
Kim BÜYÜK SÖZ söylemişse, Allah o BÜYÜK SÖZÜ sahibine yalatır!
Yaşamımda sayısız defa şahid olduğum bir realitedir bu!
SAKININ, BİR ŞEY İÇİN, “ASLA” DEMEKTEN !
PLUTO’NUN KOVA BURCUNA GİRMESİYLE BİRLİKTE
DÜNYADA PEK ÇOK ANLAYIŞ DEVRİMLERİ BAŞLAMIŞTIR.
Klasik felsefe anlatım ve anlayışlarının kapısı kapanmış; içinde kalanların da çıkış umudu hayli azalmıştır!
Metaforik dini anlatımları reel gerçekmiş gibi kabullenenlerin bu anlayışları artık geçersiz hale gelmiş; o y��zden sorgulayan beyinler, konuyu çözememenin çaresizliği içinde deizme yönelmiştir.
Bilimsel dünyadan ve teori fiziğin getirisi düşünü sisteminden habersiz ilahiyatçı, din adamı veya hücre boyutunda boğulmuş bilim adamları, çağın getirdiği düşünü sistemi içinde sayısız açmazlarla karşı karşıya kalarak sürekli çelişkili fikirler öne sürmektedir.
Düşünce dünyası doğum sancısı çekmektedir!
Beyini hala hücresel boyutta ele alanların içinde bulundukları bataklıktan çıkmaları hayli zor olacaktır!
Varlığı bırakın hücresel boyutta değerlendirmeyi, atomik boyutta değerlendirmeyi; dalga/data boyutuyla değerlendirip; tüm anlaşılmazları bu realiteye göre çözmeye çalışmayanların sonu hüsran olacaktır!
Beyinin orijini hakkında konuşmaya başlayalım..
Beyin bir hardware değil software dir demiştik uzun yıllar önce.. bu ne demekti?
Sayısız bilgi ihtiva eden, hücresel veya maddi olmayan bir bilgi paketidir “Beyin” adını verdiğimiz yapı! Dalgaboyu/data bilgi alır, data/dalga yapı birikimindeki (veri tabanı) bilgiye GÖRE, aldığı bilgiyi analiz ve sentezleyip, bir sonuç çıkararak, bunu, kendi farkındalık alanında kâh bilgi kâh görüntü olarak yaratır, yaşar!
Kim olursa olsun, her insan beyni bu şekilde çalışarak, dünyasının gerçekleri içinde hayatını ölümsüz olarak sürdürür.
“BEYİN”, Dünya ya da evren hakkında tüm bildiklerimizle dünyamızda bir simülasyon yaratır; sonra da gerçek dünya veya evren hakkında konuştuğumuzu sanırız! Oysa tüm fikirlerimizin dayandığı nokta, beynimizi oluşturan bilgi topluluğudur. Şayet farklı bilgiler girseydi beynimize, her şey hakkında çok daha farklı düşünebiliyor olacaktık.
Şu an için düşünce dünyamıza ulaşan en son mantıklı bilgilere göre, her şeyin orijini dalgaboyu/data bilgidir; ve bu bilgi alanı kendi programına/algoritmasına göre sayısız bilgi formları yaratarak sonsuz algılayıcılar oluşturmaktadır. Böylece de, algılayıcılara göre sayısız varlıkların varlığından söz edilmektedir!
Beynimizin hücre veya madde kabulü de, algılayıcı formumuzun (algoritmamızın) bize yaşattığı bir GÖRESEL gerçekliktir.
Gerçekte ise beynimiz, dalgaboyu/data boyutunda bilgiyi çözümlemekte, sonra da çözümlediği bilgiyi madde hücre gibi algılatmaktadır! Tıpkı, göze gelen dalgaboyu/data bilginin beynimizde özel bir algoritma ile hologram görüntüye dönüştürülerek, görüyorum öyleyse var, dememizdeki işlem gibi.
İşte tüm varlığın bu dalgaboyu/data/bilgi olması itibariyle de evren veya evren içre evrenlerin 3D değil 2D olduğunu yıllar önce yazmıştık! Farklı evren veya boyutlar var sanısı da, “BEYİN”in ALGI programının/algoritmasının bir sonucudur.
Sonsuz sınırsız bilgi/databoyu boyutundan beynimize ulaşan bilgi kadarıyla, dünyamızda kurgulanan evren ve hakikat bilgisinin ötesi ise, sonsuz dek mutlak meçhul olarak kalacaktır!
Ne input olursa, bilgi tabanına GÖRE de çıktısı yaşanır! Düşüncenin oluşumu kanunudur bu!
İsim etiketlerinden kendinizi arındırıp sistemi OKUYABİLİRSENİZ, her noktadan sonsuz bilgi yayıldığını, her alanda da bu bilginin veri tabanı kadarıyla değerlendirebildiğini göreceksiniz.
İnsan, orijini itibariyle TEKilliğin dışında olmamasına rağmen, TEKillikteki sadece bir algoritma oluşumu olduğunu fark ettiği zaman, “ALLAH KULU” olma metaforunun meye işaret ettiğini de çözmüş olacaktır.
Rabbim ilmimi arttır!
Dünyada olabilecek her bir olay için misal aleminde sayısız ihtimal uyur.
Sizin ağzınızdan çıkan sözlerle o ihtimalleri uyandırırsınız.
Güzel kelimeler söyleyin ki güzel ihtimaller uyansın.
İnsanın kadere müdahalesi buradadır.
Rumi
METAFOR
İŞARET ZAMİRİDİR GERÇEKTE.
VAR OLUP ANLATILMASI MÜMKÜN OLMAYAN BİR ŞEYE İSİM VEYA TANIM İLE İŞARETTİR.
Benzetme veya misal anlamına gelmez!
Bazıları, Metaforu gerçekte var olmayanı anlatan bir anlatım, olarak anlıyorlar ki bu yanlıştır.
Arzda Tabiatı ile yaşayan, ön planda tabiatı (ne yiyeyim, kiminle çiftleşeyim, kime hükmedeyim) olan yapıya, HİLAFET ( tabiatın ötesine geçebilme gücü) şerefi verilip kendisinde UNİVERSAL değerlere açılma melekesi aktive edildi….
Kimi bu UNIVERSAL ölçüyü kendinde ön plana çıkardı ve tabiatının ihtiyacı kadar planda tuttu, animal/ beden gereklerini…
Kimi de tabiatına kapanarak ön planda yeme, seks ve hükmetmeyi kendine önder kıldı ve UNIVERSAL güçlerden mahrum kaldı….
Ön plana hangisi geçerse tüm beden halkı ona tabi olur 🧠♾️♥️
“Salât (namaz da derler) müminin ‘Mirâc’ıdır, denilmiş.
“Mirâcı olmayanın salâtı (namazı) yoktur” da denilerek;
Salâttan amacın mirâcı yaşamak olduğu vurgulanmış.
Bu anlatımlarla, tasavvufla ilgilenenlerin bir kısmında da yanlış bir algı oluşmuş..
“Mirâc son noktadır, ana hedeftir” gibilerden..
Mirâc, hedeflenenin kapısıdır! Hedeflenenin başlangıç sürecidir.
Mirâç araçtır, amaç değil!
Amaç, mirâc yaşanmasıyla birlikte, yani RABBİNİN MÜŞAHEDESİYLE birlikte, “HİÇ” olduğunun farkındalığının Sende açığa çıkmasıdır! Böylece de her an RABBİNİN, var sandığın benliğinin üzerideki MUTLAK TEDBİR VE TASARRUFUNU seyredersin, HİÇ BİR ŞEYİ VE OLAYI “BEN”lenmeden!
Beşeriyetin gereği (gerçekte muradı ilahî gereği), bu seyir sislenirse de günde belki yetmiş belki yüz defa istiğfarı yaşar, farkındalığına dönersin.
Uzun sözün kısası, mirâc hedef, son değil, hakikata uzanan yolda bir aşamadır!
Allah taliplerine kolaylaştırsın, hazmıyla!
Olan; olduğu gibidir.
Olan; olması gerektiği gibidir.
Olanın; olması gereken dışında olması asla mümkün değildir.
Olan; olması gerekenin ta kendisidir.
Ve her ne olursa olsun; olanda nice hayırlar, nice güzellikler vardır...
Az öz bir hatırlatma yapayım.
Algımıza ve bilimimize GÖRE, varlığın orijini ve hakikati kuantum potansiyeldir. Sonsuz, sınırsız, hiç bir ölçümden söz edilemeyen, enerji ve bilgidir.
Varlığını algıladığımız her şey bu alanın yaratısıdır.
Yanı sıra hiç bir şeyden söz edilemez!
BEKLENTİ İÇİMİZDEKİ ATEŞTİR.
Çocukluğumuzdan başlayarak hep bir şeylere özendiriliriz…
Maddi veya manevi!
Benim de olsun; ben de öyle olayım!
Tüm hayatımız bu beklentilerle geçer.
Binde biri beklentilerimizin gerçekleşirse mutlu olurken, çok çok daha fazlası gerçekleşmediği için, üzülür, yanar, mutsuz oluruz.
Beklentilerin tamamı çevresel girdilerden kaynaklanır.
Düşünün ki, çevreniz bambaşka bir ülkede olsaydı, bambaşka hedefleriniz ve beklentileriniz olacaktı. Bu nedenledir ki, zihninizi, şartlanmalarınız oluşturduğu beklentilerden arındırmadığınız sürece sürekli mutluluğu tadamayacaksınız.
Beklentisiz yaşam, olanı olduğu gibi kabulden; olmayanı da hiç bir şekilde sorgulamamaktan geçer.
Çünkü herkesin, özgün beyin programı gereği, yaptığının farklısını yapma imkânı yoktur.
Ne mutlu beklentisizlik ölümünü tadana!
A.H. (admin)
"Klaus Schwab'ın canı cehenneme, yeni dünya düzeninin de canı cehenneme".
“Dünya insanları özgür olmak istiyor, biz özgür kalmak istiyoruz ve siz ve sizin gibi bu odada bulunanlar da cehenneme gidebilir”, “Özgür olmak istiyoruz”.
Hayatınızda sizi uykudan UYANDIRAN, eleştiren, acı çektiren, hakaret eden, kimliğinizi yok etmeye çalışan, yalnız v saf dışı bırakan, sizden asla bahsetmeyen, sizi anmayan kim varsa onlara teşekkür değil ŞÜKRETMENİZ gerekiyor.