@BLENTYILMAZ4 "Sadece klasik anlamda dükkan açmak istiyorum, sanayiye veya araştırmaya girmem, kendimi geliştirmem" diyen geleneksel bakış açısı için geçerli riskler içerir.
@BLENTYILMAZ4 Eczacılığı bir biyoteknoloji, Ar-Ge, klinik danışmanlık ve ilaç sanayi kariyeri olarak gören, vizyonunu küresel trendlere göre şekillendiren bir genç için Eczacılık hâlâ dünyadaki en prestijli, diploması her yerde geçerli ve önü açık mesleklerden biridir.
@BLENTYILMAZ4 Geleneksel eczacılık modeli kabuk değiştirmekte; klasik ilaç satışından koruyucu sağlık, bütüncül tıp, medikal cihazlar ve dermokozmetik danışmanlığına doğru kaymaktadır. İş modelini güncelleyen ve katma değerli hizmet sunan eczaneler yüksek karlılıkla çalışmaya devam etmektedir.
@BLENTYILMAZ4 Ar-Ge, ruhsatlandırma, üretim, kalite kontrol, klinik araştırmalar ve medikal pazarlama alanlarında yetişmiş eczacıya inanılmaz bir ihtiyaç vardır. İlaç firmalarında kariyer yapan eczacıların gelir ve yükselme imkanları serbest eczacılığın çok üzerindedir.
MİLLİ KALEMİZ: TÜRKGÜN VE BENGÜ TÜRK TV
Türk milliyetçilerinin yazılı ve görsel medyadaki iki medarıiftiharı: Bengü Türk TV ve Türkgün Gazetesi.
Yayın vizyonunu başarıyla yakalamış bu iki kıymetli medya kuruluşunda geçtiğimiz günlerde önemli yönetim ve görev değişiklikleri gerçekleşmiştir.
Uzun yıllardır Bengü Türk TV Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten Sayın Ahmet Turgut’un yerine, aynı zamanda Türkgün Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini de üstlenen Sayın Ercan Varol atanmıştır. Bengü Türk TV’ye göreve geldiği günden itibaren büyük bir vizyon kazandıran Genel Yayın Yönetmeni Sayın Ünal Kaya’nın yerine ise, Türkgün Gazetesi Ankara Temsilcisi Sayın Kadir Yıldız getirilmiştir. Türkgün Gazetesi Ankara Temsilciliği görevine de başarılı röportajları ve kıymetli köşe yazılarıyla tanıdığımız Sayın Bahadır Çoban atanmıştır.
Bu bayrak değişiminde yeni sorumluluklar üstlenen ve farklı kulvarlarda hizmetlerine devam edecek olan tüm dava arkadaşlarımıza gönülden başarılar diliyorum.
Türkgün Gazetesi ve Bengü Türk TV hakkında bir parantez açmak isterim. Bengü Türk TV, kurulduğu günden itibaren yayın çizgisi ve kalite açısından kademeli bir ivme yakalamıştır. Yaklaşık 4,5 yıldır Genel Yayın Yönetmenliği yapan Sayın Ünal Kaya, diğer medya kuruluşlarında edindiği tecrübeyle Bengü Türk TV’yi yüksek kalite düzeyine taşıyan isimlerden biridir. Kısıtlı reklam olanakları ve kendi imkânlarıyla faaliyet gösteren Bengü Türk TV’yi, büyük sermayeli haber kanallarının vizyonuna taşıyacak düzeye getirmiştir. Bugün kanaldaki kalite hissediliyorsa, bunda onun büyük katkısı vardır.
Onun yerine göreve başlayan, Türk milliyetçiliğinin medyada yetiştirdiği yıldız isimlerden olan Sayın Kadir Yıldız’ın da bu çıtayı daha da yükselteceğine inanıyorum. Bölgemizde gelişen her olay, Türkiye’de milli şuuru yüksek bir toplumun varlığını gerektiriyor; bu nedenle Bengü Türk TV’ye büyük bir sorumluluk düşmektedir. Çeşitli televizyon programları ve yazıları aracılığıyla bu milli şuuru topluma yansıtan Sayın Kadir Yıldız da bu sorumluluğu başarıyla yerine getirecektir.
Önümüzdeki hafta Türkgün Gazetesi’nin kuruluş yıl dönümü. 25 Eylül 2018’de kurulan Türkgün’ün yönetim kurulu başkanlığını yürüten Sayın Ercan Varol, oluşturduğu kadro ve yönetim başarısıyla gazetenin tasarımını, görsel kalitesini ve içeriğini dikkat çekici hâle getirmiş; yayımlanan bir manşetin veya yazının günlerce gündemde tartışılmasını sağlamıştır.
Türkgün’e bu yönetim anlayışını kazandıran Sayın Ercan Varol’un, Bengü Türk TV’de de olumlu yönde büyük etkileri olacaktır.
Benim sıkça tekrarladığım bir felsefem vardır: “Kötünün düşmanı iyi, iyinin düşmanı da çok iyidir.”
Bu felsefenin yaşatıldığı her kurumda başarı daha yüksek derecede olacak ve kalitenin çıtası yükselecektir.
Bu inançla hareket edecek olan yeni görev alan tüm arkadaşlarımıza başarılar diliyorum.
Türk milliyetçiliğinin ve Ülkücü Hareket’in mensuplarının da bu manada Türkgün’e ve Bengü Türk’e daha çok sahip çıkmaya devam edeceklerine yürekten inanıyorum.
Türkgün ve Bengü Türk, Türk milliyetçiliğinin medyadaki kalesidir. Bu kale Türk milletinin sesidir, gücüdür. Allah varlıklarına zeval vermesin…
https://t.co/1y2rqpUItv
@TurkgunGazetesi@benguturktv@kadiryildiz_tc@UNAL_KAYA@bahadircobann
Oyuncunun gönderilmesi hataydı. Yüzüne bakmadan göndermek daha da vahim olanıydı.
Cezalar lig başlamadan geliyor,ileride daha da artarak devam edecek. İyi şeyler uzun yıllar olmayacak orası kesin.
🚨 Goran Karacic’in Adana Demirspor'a karşı FIFA'da kazandığı dava CAS'ta onandı. CAS futbolcunun haklı feshettiğine Hükmetti. Adana Demirspor, 900 bin Euro ödemediği takdirde, puan silme veya direkt küme düşme cezası ile karşı karşıya kalacak.
Ah dost görünümlüler, ah!
Dört yanım puşt zulasıyla kuşatılmış, sırtımdaki hançer yaraları kanayıp dururken…
O halde sen sus; bırak, hesapçılara, fırsatçılara, konum avcılarına, sinyalcilere karşı sessizlik konuşsun. Zaten bu sessizliğin ardında...
https://t.co/6UEFLLm5Qc
MHP Lideri Devlet Bahçeli: Çalan, çırpan, milletin kasasını boşaltanların adalet sözleri neyse suya yazılan yazı odur. CHP’li belediyeler rüşvet vatanına saplanmıştır
Adana BŞB Başkanı Zeydan Karalar ile Seyhan Belediyesi eski temizlik işleri müdürü Özcan Zenger İstanbul Çağlayan Adliyesi 4. Sulh Hukuk Mahkemesince tutuklandı
LEMAN’IN SİCİLİNE UYGUN PROVOKASYON
Provokasyon, bir kişi veya grubu kışkırtarak eylemlerini saptırmayı ya da istenmeyen tepkilere yöneltmeyi amaçlayan bir davranıştır. Bu eylemi gerçekleştirenlere provokatör denir.
Türk milletinin değer yargılarına düşman olan içimizdekiler veya yabancı unsurlar, sürekli provokasyon girişimleriyle toplumu tahrik etmektedir.
Solun yazarları, yorumcuları, sanatçıları, siyasetçileri ve karikatüristleri, bu konuda oldukça kirli bir sicile sahiptir.
Türk milletinin manevi değerlerine hakaret ederek, düşmanlık besleyerek, küçümseyerek ve aşağılayarak toplumda yarattıkları tahrikler, tarihin arşivlerinde sayısız örnekle yer almaktadır.
Örneğin, solun sembol isimlerinden Aziz Nesin’in, “Kur’an’ın devri bitmiştir” diyerek ve Salman Rüştü’nün İslam’a düşmanlık içerikli Şeytan Ayetleri kitabını yayımlayacağını ilan ettikten sonra, 2 Temmuz 1993’te Sivas’taki Madımak Oteli’ne gelmesi ve burada İslam’ı ve Müslümanları tahkir eden bir konuşma yapması, ciddi provokasyonlara yol açmıştır. Bu olaylar, 35 kişinin yanarak hayatını kaybettiği trajik bir faciayla sonuçlanmış ve toplumun hafızasında derin ve acı izler bırakmıştır.
Solun en büyük sorunu; kendi inançsızlıklarını, inançlı insanları küçümseyerek, onların manevi değerlerini aşağılayarak ve saygı göstermeyerek tatmin etmeye çalışmasıdır. Bu yaklaşım, toplumsal gerilimleri körüklemekte ve provokasyonun temel kaynaklarından biri olmaktadır.
Bunun son ve çarpıcı örneği, Türk milletinin milli ve manevi değerlerine düşmanlığı ile sembol hale gelen Leman dergisinin tutumu olmuştur.
26 Haziran 2025 tarihli sayısında, Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed’i ve Hz. Musa’yı karikatürize ederek dini ölçüleri hiçe sayan Leman, bir kez daha provokasyona yol açmıştır.
Bu karikatür, İslam dünyasında kutsal kabul edilen değerlere yönelik açık bir saygısızlık olarak değerlendirilmiş, toplumda büyük bir infiale neden olmuş ve doğal olarak “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlamasıyla dergi yöneticileri hakkında yasal soruşturma başlatılmıştır.
Daha önce Sözcü gazetesinin eki olarak yayımlanan sol mizah dergisi Gırgır, Hz. Musa’ya yönelik küfür ve hakaret içeren bir karikatür yayınlayarak büyük bir provokasyona yol açmıştı. Yoğun tepkiler ve infial üzerine dergi kapanmak zorunda kalmıştı.
Sol cenahta bu tür yaklaşımlar nesilden nesile devam ediyor. Son günlerde Leman dergisinin dini değerlere saygısızlık içeren yayınları büyük tepkilere neden olurken, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Kimsenin zorunlu din dersi görmediği yarınları sağlayacağız” açıklaması bu provokasyonların nasıl bir etkileşim içinde olduğunu gözler önüne seriyor.
Zaten Özgür Özel de "Leman gazetesinin üzerinde tepinerek hakikati ezemezsiniz. Yapılmamış bir saygısızlık üzerinden o toplumsal lince de izin vermem. Herkes doğru yerde durmayı bilecek” diyerek Leman’a tek sahip çıkan genel başkan oldu.
Peki Özgür Özel, o karikatürü çizen sapkının daha önceki “İslam, Türklere zorla sokulmuş kazıktır.” Sözlerini nasıl savunacaksın?
Leman dergisi kurulduğu günden beri milli ve manevi değerlere karşı hep provakatif yayınlarıyla bilinmektedir.
Dini değerlere bu tür yaklaşımı yanında bölücülüğü meşrulaştıran, teröristi kahramanlaştıran, Türk’e ve Atatürk’e karşı alerji duyan yayınları da arşivlerdedir.
Bir provokasyon, başka provokasyonları da doğurur; tarih boyunca bu hep böyle olmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kavramları ve sembolleriyle, Atatürk’ün çizgisiyle bir alakası olmayan Leman’ın dini değerlere saygısızlığı üzerinden Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlığı yapanlarda ayrı bir ruh hastası ve provokatör olarak karşımıza çıkmaktadır.
Her iki taraftaki provokatör unsurlara dikkat etmeliyiz.
Türkiye’nin inanç temelinde kutuplaşmaya, ayrışmaya ve kavgaya değil, inançlara ve değerlere saygı temelinde iç cephesinin güçlü olmasına ihtiyacı vardır.
Bu ihtiyacı engellemeye çalışanlar da bedelini mutlaka ödemelidir.
https://t.co/t5lFlU5mr1
EĞİLMEYEN ÜLKÜCÜLER, EĞİLEN TUNÇ SOYER!
CHP belediyelerindeki yolsuzluk, rüşvet, usulsüzlük ve görevi kötüye kullanma suçlamaları bir ilden diğerine, bir ilçeden diğerine yayılmaya başladı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) bu konuda dikkatlerin odağındayken, İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında “ihaleye ve edimin ifasına fesat karıştırma” ile “nitelikli dolandırıcılık” suçlamalarıyla, eski Belediye Başkanı Tunç Soyer ve CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun da aralarında bulunduğu 120 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturmanın ve yargı sürecinin nereye evrileceği elbette bilinmez.
Ancak Tunç Soyer’in polisler arasında çekilen gözaltı fotoğrafını görünce, nedense aklıma, 12 Eylül döneminde Ankara Sıkıyönetim Başsavcısı olarak görev yapan babası Nurettin Soyer ile ilgili 2019 yerel seçimleri öncesi gündeme gelen tartışmalar geldi.
Tunç Soyer’in babası Nurettin Soyer, 12 Eylül döneminde Ülkücü camiada nefret figürü olarak anılıyordu.
O nefret hâlâ geçmiş değil…
Özellikle cezaevlerinde Ülkücülere yönelik işkencelerle bilinen Savcı Nurettin Soyer, o dönemi anlatan Ozanların şiirlerde sert bir dille eleştiriliyordu.
Örneğin, bir şiirde şu ifadeler onu şöyle tarif ediyordu:
“Suçsuzum dedikçe vurdu sopayı,
Burnuma soktular tornavidayı,
Bükerek yaptılar benim sorgumu.
Biri bu Soyer’de domuzun dölü!
Sesinden tanıdım, değilim deli,
Tenasül uzvuma ceryanlı teli
Takarak yaptılar benim sorgumu.”
Nurettin Soyer, 12 Eylül döneminde cezaevlerinde bulunan Ülkücüler arasında en çok konuşulan savcıydı. Çünkü Ülkücülere yönelik işkence iddialarıyla ün yapmıştı.
Anadolu’nun has ve gariban Ülkücü evlatlarına işkence eden Nurettin Soyer’in kendi evladı Tunç Soyer bugün rüşvet, usulsüzlük ve görevi kötüye kullanma suçlamalarıyla polislerin arasında götürülüyordu.
Ülkücüler yabancı ve bölücü ideolojilere karşı mücadele ettiği için haksız, hukuksuz ve nefret odaklı işkencelere uğramasına rağmen işkencehanelerde başını eğmeden dimdik durmuşken, bugün onun oğlu Tunç Soyer başını eğerek polislerin arasında götürülüyordu.
2019 yerel seçimleri öncesi, CHP ile siyasi çıkar ilişkisi kuran (İP) odaklı bazı sözde Ülkücüler, Tunç Soyer’i ailesinin geçmişi ve ortadaki bu gerçeklere rağmen hararetle savunuyordu.
MHP’ye karşı, “Babasının yaptıkları evladını bağlamaz” diyerek Soyer’i destekliyorlardı. Ancak Tunç Soyer, “Babamla gurur duyuyorum” diyerek babasına yönelik suçlamaları dolaylı olarak sahiplenmişti.
Oysa Tunç Soyer’in tek meselesi babasıyla gurur duyması değildi.
Tunç Soyer milli her davamızda hep düşmanın safından olaylara bakış açısı geliştiriyordu. Bu konuda bir ara öyle yoğun Rum/Yunan sevdasına düşmüştü ki, “Tunç Soyer herhalde Rum/Yunan” diye düşünmeden edemedik…
Tunç Soyer’in bazı söylemleri, Türkiye’nin birliği ve beraberliği konusundaki hassasiyetlerden uzak olarak kendini çok belli ediyordu. Buna rağmen İzmir halkı, 2019 yerel seçimlerinde onu belediye başkanı seçti.
Fakat o da kendinden önce çalışmayan CHP’li belediye başkanları gibi İzmir’e çivi çakmadan görevini tamamlamıştı. Yerine gelen de çivi çakmadan oturuyor koltuğunda…
Tunç Soyer hakkındaki son yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları, görev süresi boyunca önceliklerinin tartışmalı olduğunu düşündürüyor. Elbette, yargı kararını vermeden kimseyi mahkûm etmek doğru değil.
Ancak, Soyer’in bazı söylem ve icraatları, milli hassasiyetlere karşı alerjisine baktığımızda İzmir’e gerçekten yakışmıyordu. Finalde de böyle bir manzarayla karşımıza çıktı.
Ne diyelim; Ülkücülere işkence eden Nurettin Soyer’in öteki dünyada kulakları çınlasın…
https://t.co/nqDMfJgDTs
Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, başkanlık divanı üyelerimiz, milletvekilimiz ve genel başkan danışmanlarımızla ATO Congresium’da akşam yemeğinde bir araya geldi.
Sayın Genel Başkanımız, MHP’nin, Türkiye için geçmişten geleceğe üstlenmiş olduğu samimi sorumlulukları ile önümüzdeki dönemde yapacağımız “Asırlık Birlik Sonsuz Kardeşlik, Terörsüz Türkiye İçin Milli Birlik ve Dayanışma Buluşmaları” başlığında düzenlenecek toplantılarımız hakkındaki parti görüşlerimizi paylaştılar.
ÜLKÜCÜLER ATEŞE SET OLDU
Şehir ya da ilçe adı değişiyor ancak onların mücadele azmi asla azalmıyor. Yandıkça yanan toprağa, yalnızca su değil, yürek taşıdılar, göğe yükselen dumanların arasında, umudun adı yine Ülkü Ocakları oldu.
Yeşilin ağladığı, kuşun suskunlaştığı, çocukların gözünü korku bastığı anlarda, ellerinde su bidonu, gözlerinde ateşle dolu bir karar vardı… Ve Ülkü Ocakları, bu zor günlerde milletin yalnız olmadığını bir kez daha gösterdi!
@Ulku_Ocaklari@ayyildirim1
YKS’de sorulan “Kızıl Elma” sorusu, sadece bilgi ölçen bir test maddesi değil; bir milletin binlerce yıllık idealinin, ülküsünün sembolüdür.
Ocağa gelen bir genç için bu sorunun cevabı ezberlenmiş bir bilgi değil, yüreğe kazınmış bir hakikattir.
Çünkü Ülkü Ocaklarında yetişen genç;
Sadece test çözmez, Türk’ün töresini öğrenir,
Sadece sınava hazırlanmaz, milletin yarınına hazırlanır,
Sadece diploma almaz, Bilge Kağan’ın öğüdünü, Alparslan’ın cesaretini, Atatürk’ün vizyonunu da kuşanır.
Bizim için Kızıl Elma, coğrafyayla sınırlı olmayan bir idealdir. Ulaşıldıkça yenilenen, yürüdükçe büyüyen kutlu bir hedefin adıdır. 🇹🇷🇹🇷🇹🇷