Yuhh ya, bunların hepsi mi leş olur ya? Yalnız helal olsun Sırrı'ya, bir kez daha hayran kaldım, ölmüş gitmiş adam ama hâlâ bunların g.t yanığı geçmemiş, gelde bu adamı sevme be kardeşim
💢Ümit Kocasakal :
“Dikkat edin hepsinin ağzında yüz yıllık yara. Bu Cumhuriyet sizde ne yara oluşturdu.
Hani demişti ya ‘Ne hayrını gördük Cumhuriyet’in’ . Ben de o zaman şunu söylemiştim ‘Peki Cumhuriyet sizin ne hayrınızı gördü’.
Cumhuriyet sayesinde bakan , milletvekili oldunuz , mal mülk sahibi oldunuz. Her şey oldunuz hala Cumhuriyet’e karşı kin kusuyorsunuz. “
6 yıldır evliyiz ama dün gece eşimi bırakıp memlekete gittiğim için gece düğün fotoğraflarımıza bakıp ağladım rabbim lütfen beni sınama arada ona gıcık olup kavga etsem da ona cok aşığım
Bu sürekli dünyayı gezme işi bence herkese yönelik bir şey değil. Yani para ve imkan olsa bile zamanı değerli kılan bizim bir yerlerde köklenmemiz gibi geliyor. Her gün aynı sokaktaki aynı kedileri görmek bile hoşuma gidiyor
@Berke208 adalet ve eşit yurttaşlıktır. Daha kötüsü var, beterin beteri var, sesinizi çıkarmayın ezberiniz, adaletsizliğinize kılıf uydurmaktan başka bir şey değildir. Artı bu toprakların tarihi tek bir kimliğe, tek bir zihniyete ait değildir. Saydıklarını lütufmuş gibi saymana ne demeli
@Berke208 Suriye'yi, Irak'ı ya da başka coğrafyaları örnek gösterip halinize şükredin diyerek çıtayı insan hakları ve evrensel hukuk değil, başkalarındaki otoriterlik ve yıkım üzerinden belirliyorsun. Bizim referansımız komşu coğrafyalardaki baskı rejimleri değil, evrensel insan hakları,
Sırrı Süreyya’nın dediği gibi, biz bu Cumhuriyetin bir hayrını görmedik. Varlığımızı inkar eden bir düzenin coşkusuna ortak olmamızı beklemeyin…#29Ekim
aynı gibi, ışık olmasa da parıltı gibi, görüntü olmasa da özenle çizilmiş gibi, ihtimaller olmamış ama olması muhtemel şeyler aramızda bizi ayıran boyut çizgisi titriyor nedensizce… O anda dönüyor başlarımız birbirimize, bakıyoruz sessizce bazen ve nedensizce baktığımız boşluğa
de kalkıp yürüyoruz yeniden, boyut çizgisine yaklaşıyoruz aynı anda, iki adım sonra kucaklayacakmışız gibi… Sonra geçiyoruz birbirimizin içinden hiçbir şey hissetmeden, el ele tutuşuyoruz hücrelerimiz ve ihtimaller ayrılıyor birbirinden, çözülüyor düğümlerle bağlanmış kader
insanlığı; "Ne yaparsanız yapın akıp gideceğim ve beni durdurmaya hiçbirinizin gücü yetmeyecek." Sonra yine netleşiyor ekran, ben derin bir nefes alıyorum, O derin bir nefes veriyor; sonra yürüyoruz ikimiz de. Sahi, hep böyle dünya üzerinde bir yansımamız var mı? Aynı olmasa da
hangisinin daha güzel olduğunu? İhtimaller bunun için kötüdür, vesvese verir kalbine insanın, yaşaması muhtemel sonlar birleştirilip verilse bize... Böyle bir ihtimaller bölüntüsü içinde var olmak ne hissettirirdi acaba? Yavaşladı dünya bir kere daha ve bölündü gerçekten ikiye;
sağ tarafta ben, sol tarafta O, biri ışıkları kapatıyor ikimiz için de…
Sanki geçiyor zaman, ikimizin alanında saniyeler ardında kovalanıyor. Varmışçasına nabız yoklarken bir kırıkçı gibi çekiyor yelkovanı peşine taktığı akreple ilerlerken saat, sinsi bir gülüşle kucaklıyor
yaşadığım onca anı için, özenir miydim yan tarafta seyrettiğim yaşaması muhtemel ama gerçekleşmemiş onca güne; peki ya tamamen memnun kalır mıydım? Yaşamış olduğum bunca maziye hangisinin daha iyi olduğunu bilmeden nasıl avutacağım kendimi? Aynı anda göremesem nasıl bileceğim
Dünya ikiye bölünse, ama böyle her şeyden iki tane varmış gibi yaşadıklarımız ve yaşayamadıklarımız aynı anda bir dev ekrandan verilse. Olmuş olanlar ve olamamış olanlarla birlikte iki boyutlu bir yaşam sürülse üzülür müydüm ki yaşayamadıklarım için? Ya da sevinir miydim
Çünkü kapitalizm, sadece bir ekonomik sistem değil, midesi boş olan insanlara zihinlerini doyurmayı vaat eden, insanın ruhunu ve geleceğini tüketen modern bir çarktır.