DÜALİST PAGAN SEMBOLİZMİ IŞIĞINDA GÖBEKLİTEPE SEMBOLİZMİ
Dr Ömer Uzunel
Göbeklitepe’deki taşlar konuşsaydı, ne anlatırlardı?
Belki de 12.000 yıl önce başlayan bir inanç savaşını.
“Göbeklitepe Sembolizmi” kitabı,
Güneş’in Ay’la çarpıştığı, aslanın boğayı, kartalın yılanı alt ettiği o kadim sembolleri çözümlüyor.
Bilinen her şeyi unutun.
Göbeklitepe sadece bir tapınak değil — insanlığın ilk ideolojik kırılması.
1 - Göbeklitepe'deki sembollerin gerçek anlamı neydi?
Ya o taşlar, 12.000 yıllık dev bir inanç savaşının sessiz tanıklarıysa?
"Göbeklitepe Sembolizmi" ile bilinen tüm ezberler sorgulanıyor.
Bu kitapta, Göbeklitepe’teki semboller "Düalist Pagan Sembolizmi" adı verilen yeni bir metodolojiyle deşifre edilmeye çalışılıyor Bu, iki kadim gücün çatışmasının hikayesidir:
Kadim Ay Kültü (Katman III): Yılan , Boğa , Tilki ve Leopar sembollerinin hakim olduğu eski inanç.
Yükselen Güneş Kültü (Katman II): Bu düzeni yıkan ve tek bir sembolü öne çıkaran yeni güç: Aslan.
Bu kitapta, aslanın boğayı , kartalın ise yılanı alt ettiği tasvirlerin ve eski tapınakların neden kasıtlı olarak tahrip edildiğinin izi sürülüyor.
Göbeklitepe'de başlayan bu sembolik dilin Gılgamış Destanı’na , Mısır'a, Hititlere ve daha nice kültürel katmana nasıl miras kaldığını keşfedin.
2 - Bu kitap, “Düalist Pagan Sembolizmi” adı verilen özgün bir metodoloji üzerine kuruludur.
Tarih boyunca birbirine dokunan semboller, inançlar ve mitler, Güneş ve Ay ekseninde yeniden örülüyor.
Kitabın başında yer alan tablo, bu kadim sistemin haritası niteliğinde:
Bir yanda ışığın, erilliğin ve ruhun simgesi Güneş;
diğer yanda karanlığın, dişiliğin ve bedenin simgesi Ay.
Göbeklitepe’den itibaren her sembol, bu iki kutbun arasında anlam kazanıyor —
tıpkı insanlığın tarihi gibi, karşıt güçlerin sonsuz dansında.
3 - Göbeklitepe Sembolizmi kitabının kalbinde, tarihin bilinen en eski inanç sistemlerinden birini deşifre eden devrim niteliğinde bir iddia yer alıyor: Göbeklitepe'nin III. tabakası, Ay ve Venüs’ten oluşan ikili bir tanrısal çifte tapınıyordu. Bu iddianın önemli dayanağı, D Tapınağı'nın merkezindeki 18 nolu T biçimli dikilitaşın üzerine kazınmış kozmik bir mesajdır.
Burada gördüğümüz hilal Ay’ı, daire ise Güneş'i değil, Ay inancının ebedi yoldaşı olan Venüs’ü temsil eder. Bu, tüm o görkemli yapıların merkezinde duran iki devasa dikilitaşın gizemini çözmektedir: Onlar bu tanrısal çiftin taşa bürünmüş bedenleridir .
Alanı dolduran ve sıkça karşılaşılan ‘H’ sembolü ise, bu ilahi çiftin kutsal birlikteliğinin taşa kazınmış imzasıdır.
Binlerce yıl sonra tapınım görecek olan Kybele ve Attis, Osiris ve İsis, İştar ve Temmuz gibi tüm tanrısal çiftlerin köken hikayesi, işte burada başlamıştır.
Ve bu ilahi birlikteliğin nihai bir amacı vardı: tanrısal bir çocuğun doğuşu. Kanıt yine o taşta: Venüs sembolünün ortasındaki o çukur, kozmik bir rahmin temsilidir. 18 nolu dikilitaştaki ‘H’ sembolünün kalbinde yer alan o benzer oyuk ise, o doğacak olan tanrısal çocuğun bilinen en eski tasvirlerinden biridir. Göbeklitepe ve çevre yerleşimlerden ele geçen paha biçilmez eserler de, bu kadim sembolizmi ve büyük hikayeyi şüpheye yer bırakmadan doğrulamaktadır.
4 - Göbeklitepe'nin III. tabakasındaki Ay ve Venüs tapınımının kanıtları, sadece 18 No'lu dikilitaşın soyut sembolleriyle sınırlı değildir. Asıl sarsıcı delil, tapınakların duvarlarına kazınan "yaşayan" sembollerde, yani hayvan tasvirlerinde gizlidir. Burası rastgele bir "hayvanat bahçesi" değildir. Karşımızdaki, bilinçli bir teolojinin özenle seçilmiş aktörleridir.
Göbeklitepe'nin en eski katmanlarındaki yoğun yılan , görkemli boğa , gizemli leopar ve zarif turna varlığı bir tesadüf olamaz. Neden? Çünkü bu hayvanlar, binlerce yıl sonra ortaya çıkacak olan ve artık çok net bir şekilde takip edebildiğimiz Ay teolojisinin temel sembollerini oluşturmaktadır. Daha sonraki Mısır, Girit ve Yunan kültürlerinde Ay ile ilişkilendirilecek olan, +++
Dura Europos Mithraeumu’ndan görseller. Alttaki görselde Mithras at üzerinde avlanırken tasvir edilmiştir. Geyiklerin boynuzlarına dikkat edin; hilal şeklinde yapılmışlardır, zira geyik, Ay tanrısının en önemli sembollerinden biridir.
Yüksek Şato’daki Adam adıyla Türkçeye çevrilen The Man in the High Castle kitabının kapağı. Tıpkı kalkan örneğinde olduğu gibi, burada da güneş ve svastika yan yana konumlandırılmıştır. Ne kadar tesadüf değil mi?
Oysa tesadüf diye bir şey yoktur; hamle sayın kadar görebilirsin.
11. yüzyıla ait bu zodyakın merkezinde Güneş, çevresinde ise zodyak işaretleri vardır. Kalkanda olduğu gibi, Güneş’in her iki yanında yıldız motifleri dikkat çekmektedir. İkonografik düzen, Güneş’in yanındaki yıldızların bilinçli bir sembolik vurgu taşıdığına işaret eder.
Roma lejyon askerlerine ait bir kalkan. Suriye’deki Dura Europos yerleşiminde ele geçen bu eser, türünün bilinen tek örneği olması bakımından büyük önem taşır. Dura Europos, bir lejyon garnizonu olup bir Mithraeumun varlığı, eserdeki sembolik unsurları daha da anlamlı kılmakta.
Aslan, güneş tanrısının sembollerinden biridir ve Mithraizm’de yoğun bir biçimde kullanılır. Bu bağlamda eserdeki aslanın da büyük olasılıkla güneş tanrısını temsil ettiği düşünülebilir. Yanlarda yer alan iki yıldız ise, Mithraizm’le yakından ilişkili olan Dioskur sembolizmidir.
Bir diğer çarpıcı özelliği köşelerdeki svastika motifidir. Svastika, güneş kültünde önemli bir yer tutan kuzey kutbunu ve onunla ilişkilendirilen Büyük Ayı takımyıldızını simgeler. Mevcut arkeolojik ve ikonografik veriler, bu sembolizmin Mithra’nın kendisini temsil ettiğidir.
Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde, kalkan üzerinde hem Helios (Güneş Tanrısı) hem de Mithra’ya ait sembolizmin birlikte kullanılmış olma ihtimali son derece güçlü görünmektedir.
Göbeklitepe Sembolizmi kitabımızda Göbeklitepe'de Ay ve Venüs'e tapınıldığını ve Venüs'ün sembolü olarak 18 nolu dikme üzerindeki daireyi işaret etmiştik. Karahantepe'de bu tezimizi onaylar nitelikte kanıtlar ortaya çıktı.