Aracılık müessesesi çökmüş durumda. Eskiden hatırlarım, büyükler veya eş-dost kendi akranları arasında sürekli birileri için aracılık ederlerdi. Şimdilerde ise en azından ben etrafımda hiç görmüyorum desem yeridir. Bunun birden fazla nedeni var elbette. Aklıma gelen bir iki tanesini yazayım:
1. Aracılık olayı, "görücü usulü evlilik" kategorisinde görülmeye başlandı ve gençlerimiz nazarında pek kabul görmüyor.
2. Gençlerimizin beklentilerini her geçen yıl -hızla değişen dünyayla doğru orantılı olarak- değişiyor ve karmaşıklaşıyor. Bu yüzden bir aracının iki kişiyi zihninde eşleştirmesi çok daha zor hale geliyor.
3. Mahremiyet ve bireysellik hassasiyeti arttı.
Günümüzde insanlar özel hayatlarına dair daha az müdahale istiyorlar. “Biri benim adıma birini ayarlamaya çalışıyor” düşüncesi bazıları için rahatsız edici olabiliyor. Aracılığı, bireyin kendi seçim hakkına müdahale gibi algılayanlar var.
4. Dijital platformların yaygınlaşması aracılığı işlevsizleştirdi. Eskiden insanlar evlilik için daha çok çevresine güvenirken, şimdi uygulamalar ve sosyal medya üzerinden doğrudan bağlantıya geçebiliyorlar. Bu da aracılık ihtiyacını azaltıyor. Bu bir eleştiri değil, tespit.
5. Birkaç aracılık tecrübesi olan kişi, teşebbüsü olumsuz sonuçlandığı takdirde kızıyor veya küsüyor, bir daha aracılık etmiyor. Bu iş illa olacak modunda aracılık etmemek lazım. Gençlerimiz, aracılık ettiğimiz kişilere dair bir elektrik alamadılarsa -orada görünür hiçbir sebep yoksa bile- bunu anlayışla karşılayıp illa bir açıklama veya gerekçe beklememek lazım. Olmuyorsa olmuyordur, hayırlısı diyip geçmek lazım.
6. Aracılık teşebbüsü başarılı olmazsa aracı kişi taraflardan biri tarafından suçlanabiliyor. Ama başarıya ulaşsa dahi yeterince takdir görmeyebiliyor. Bu da motivasyonu düşürüyor. İnsanlar bir daha aracılık etmek istemiyor.
Bu maddeler uzar da gider. Etrafımda o kadar çok eli yüzü düzgün, işi gücü hazır, evlenmeyi bekleyen güzel gençler var ki. Hem erkeklerden hem kızlardan. Kızlar, erkek yokluğundan şikayet ediyor, erkekler kız yokluğundan. Halbuki her ikisinden de bolca var lakin birbirlerinden haberleri yok yahut doğru iletişim kanalını bulamıyorlar.
Eşim de ben de elimizden geldiğince sürekli aracılık yapıyoruz ama bu da bir yere kadar. Kolektif olarak bunun yaygınlaşması lazım. Aklı selim sahibi büyüklerimizin işe el atması lazım. Hayırlı Cumalar.
Bu yazı inanmayanlara bir tebliğ veya tartışma metni değildir. Doğrudan Müslümanlara hitaben; namaza başlamak isteyen ve bir türlü başlayamayan, erteleyen veyahut namaz ibadetini yerine getirmekte zaman zaman nefsine uyup zorlanan şahsım ve benim gibi inanan insanlar için bir iç hatırlatmadır. Amacım, başka inançları masaya yatırmak da değil, inanmayanları safımıza çekmeye çalışmak da değil. İnancımıza göre namaz ibadetini yapmakla yükümlü olduğumuz ve bu ibadetin bizden günün sadece 24'te 1'ini istiyor olması farkındalığı ve şükür uyanışıdır. Sözüm tamamen kendi iç dünyamıza ve kendi mahallemizedir. Paylaşımın altına doluşan inanmayanlar hoplamasına gerek yok. Sizi ikna gibi bir çabam/çabamız yok.
80 yıl 5 vakit namaz kılsan günde 1 saatten 29.200 saat yapar 12 yıl bir fiil ayakta duruyorsun günde 24 saat 105.120 saat eder 80 yılda namaz kıldığın saat adamın 12 yılda boş boş ayakta durduğu saatin sadece %28’i. Biri hakikat diğeri uydurma. Adam ona bir defaya mahsus verilen ömrü hiç ediyor. Toplumsal hayattan soyutlanmış. Temel ihtiyaçlarını çevresi karşılıyor bu nedenle tam bağımlı. Uyku konforu yok. Mahremiyet yok. Temizlik yok. Sağlık yok varsa da kendi inisiyatifinde artık yok. Seyahat yok. Sürekli akut stres ve ağrı. Hak din İslam ile şereflendiren Rabbime şükürler olsun. Bizim inancımız bize eziyet etmiyor. Günlük yaşantımıza da mani olmuyor. Rabbim bizleri iman üzere sabit kılsın. Eksiklerimizi gidersin, bizleri affetsin. Rahmet ve merhameti ile muamele etsin. Amin.
@NonPartizanTurk@Ceylanmed anlamamış değil yorum yapanların çoğu paylaşımı yapanla etkileşim grubu kurmuş herkes birbirine etkileşim veriyor dümenci hepsi