Kürtçe üzerindeki baskıya dikkat çekmek için ‘Madem bilinmeyen bir dildir, o zaman ez di gora bavê tenim’ pankartını tutan ODTÜ birincisi Ali Yıldız, atanmış rektöre bilim insanı olmanın ne demek olduğunu ders niteliğinde anlattı.
Hepinize tebrikler 👏
📌İskoçya Başbakan Yardımcısı Kate Forbes, ‘Abdullah Öcalan’a özgürlük’ standına ziyaretinde bulundu. Burada, Kate Forbes’e Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ‘Özgürlük Sosyolojisi’ adlı savunması ile puşi hediye edildi. Kate Forbes, hediyelerden duyduğu memnuniyeti dile getirdi, puşiyi takarak konferansta yerini alması da dikkat çekti.
Genç kızları burs verme vaadiyle kandırmaya çalışan, Yeni Şafak’ın İstihbarat Şefi ve Takvim Gazetesinin eski haber müdürü Mevlüt Yüksel, beni konu alan bir derlemeye katkıda bulunmuş. Yine eksik, yalan ve çarpıtmalarla dolu.
Bu gazeteciye göre, kitaplarımın satış başarısı ve aldığım ödüller, medyanın beni ön plana çıkarması sayesinde olmuş…
İyi de, bu medya dediğiniz şey önümü kesmeye çalışmaktan, beni taşlamaktan, karalamaktan, kriminal göstermekten başka ne yapmış?
Açın Google’ye bakın, yıllardır hakkımda bir tek olumlu haber yazılmış mı?
Bir döneme kadar benimle ilgili olan haberlerin çoğu, sadece edebi çalışmalarım üzerine idi. Fakat hakim medya, beni öcü olarak göstermeye başladıktan sonra, bu haberlerin büyük bölümü kaldırılmıştı.
Örneğin, ne FOX TV ne de Sözcü Gazetesi babalarının hayrına kitaplarımı tanıtmadı, o dönem kitaplarım herkesin kitabından daha çok sattığı için tanıtmak zorunda kaldılar.
Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanı olduğu dönemde, KKTC Kültür Bakanlığı da babasının hayrına o ödülü vermedi bana. Seçici kurul, edebi kalite olarak benim kitabımı seçtiğinden dolayı o ödülü bana verdiler. Böyle bir çok örnek verebilirim…
Her şeyi yapın, her şeyi söyleyin fakat emeği hiçsizleştirmeyin. Zaten yaptığınız haberlerle; hukuksuzca kitaplarımı yasaklattırdınız, sürgünde yaşamama sebep oldunuz, trollere kara propaganda yaptırdınız, paramiliter gruplara hedef gösterip saldırıya uğrattınız, ölümden döndürdünüz, maddi ve manevi bir çok zarar verdiniz, yıkıma sürüklediniz…
Daha fazla yapacağınız bir şey de kalmadı gerçi.
‘’Barış için edebiyatçılar inisiyatifi’’ olarak Cizre’ye gidip açıklama yapmamı teröre bulaşmanın başlangıcı saymışsınız.
O dönem Cizre’de, günahları yalnızca Kürt doğmak olan sivil insanlar diri diri yakıldı, çocuk ve kadınların cesetleri sokak ortasında günlerce bekletildi, Kürt kızlarının namusuna el uzatıldı. Ve benim gibi bir çok kişi, Kürt olmanın ne demek olduğunu ilk defa iliklerine değin orada hissetti.
Siz insan olsaydınız eğer, bugün Araplara akıttığınız sahte gözyaşlarınızın onda birini onlara da akıtırdınız. Yapmazsınız, çünkü elinizden gelse, Kürtleri beş defa daha yakar, on defa daha diri diri gömerdiniz.
Ayrıca haberin bir yerinde, silah taşıdığımı söylememe dem vurmuş, bunun suç olduğunu yazmışsınız.
Sadece belli bir zümreyi koruyan üçüncü sınıf bir ülkede, ne zaman kime ya da kimlere hedef olacağınızı bilmeden yaşamaya önlem olarak silah taşımak neden suç olsun ki?..